Rahmetli Atatürk, milli ruhla  halka seslendiği konuşmasında, Türk'ler çalışkandır, zekidir demişti.

O zamanlar memleketin kalkınması ve çalışması gerektiğinden ,  milleti öyle  motive etme gereğini duymuştu. Dediği oldu mu oldu. Az zamanda çok iş yapıldı.

Atatürk , tam bir insan ve devlet  mühendisi olduğunu kanıtladı.

Gelelim bu zamanımıza ;  sanki dünyaya  sadece emir vermeye gelmişiz. Onun için  oturmak  fiili o kadar kanımıza işlemiş ki ,  bizim ekseri  sorumuz ve cevaplarımız  oturmak olmuştur.

Babanız nasıl, ne yapıyorlar ? 

Cevabı hazır,

" Ne yapsın , evde oturuyor "

Nerede oturuyorsunuz ?

" Silivri'de oturuyoruz "

Nereye gidiyorsunuz ? 

Sorusuna cevap hazır.

" İlter beylere oturmaya gidiyoruz "

Bayramda ne yaptınız ? 

Deyince cevap hazır

" Ne yapacağız evde oturduk. "

Mümkün olsaydı mezardaki ölüye sorsaydık o da derdi ki ; " Mezarda oturuyoruz. "

Ya kardeşim bu dünyaya oturmak için mi geldik. Ülkemize milyonlarca mülteci, sığınmacı, kaçak, köçek  insan geldi, aa iyi ki geldi onlar olmasa iş yaptıracak adam bulamayız demek mazeret değil, tembellik ve hazır yemektir. Hazıra dağ dayanmayacağını hepimiz biliyoruz.

Netice de ; Cari açık , işsizlik , bütçe açığı , dış borç, ithalat, arz ve talep dengesizliği. Buna hiç bir ülke dayanamaz. Yine Cumhurbaşkanımızın dirayetli idaresi dengelemeye çalışıyor, lakin nereye kadar.. Bu kadar lükse müsaade edemeyiz.

İş ve evimizin işlerinde  ailece birbirimize destek vererek ; bir işçinin yapacağı mahareti göstermek görevimiz olmalıdır. Hem Ülke ekonomisine , hem de ev ekonomisine katkı sunacaktır.

Üretim, ihracat.

Ah kardeşim ah, Doğu Anadolu'da , Güneydoğu Anadolu'da  zengin tarım yatakları , coşkun sular neler yok ki neler. İyi bol kahvehanelerde otursunlar, her şeyi devletten beklesinler.

O da yetmez gibi devletimize isyan etsinler. "Armut piş, ağzıma düş " nerdeee.

Kalın sağlıkla.