Resmi Gazete'de yer alan karara göre, DİSK, 2016'da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamaları için İstanbul Valiliğine başvuruda bulundu.

Valilik, o dönem yaşanan terör olayları nedeniyle kutlama ve gösteriler için, Yenikapı miting alanı, Maltepe sahil alanı, Kadıköy yeni salı pazarı alanı, Kartal Meydanı alanı, Pendik cumartesi pazar alanı, Bakırköy Cumhuriyet Meydanı, Bakırköy cumartesi halk pazarı alanı ve Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Camisi otopark alanlarının belirlendiği gerekçesiyle talebi reddetti. Ayrıca, cevap yazısında, Taksim Cumhuriyet Anıtı'na çelenk ve Kazancı Yokuşu başına karanfil bırakılarak saygı duruşunda bulunulacağı belirtildi.

DİSK'in, valiliğin talebin reddine ilişkin işleminin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açtığı dava, İstanbul 13. İdare Mahkemesince reddedildi. İstinaf başvurusunun da reddi üzerine DİSK, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.

Başvuruyu inceleyen Yüksek Mahkeme, 6'ya karşı 8 üyenin oy çokluğuyla, Anayasa'nın 34'üncü maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edilmediğine karar verdi.

Kararın gerekçesinden

Anayasa Mahkemesinin gerekçesinde, toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılacağı mekanın seçiminin, kural olarak düzenleyicilerin takdirinde olması ancak kamu düzeninin de gözetilmesi gerektiği kaydedildi.

Gerekçede, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının devlete, kamu düzeninin korunması için ihtiyaç duyulan koruyucu tedbirleri alması için pozitif yükümlülükler yüklediği ifade edildi.

Alması gereken tedbirler kapsamında devletin, bireylerin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyecekleri mekanı yasaklayabileceği, böyle bir mekana erişime sınırlı olarak izin verebileceği veya alternatif bir toplantı mekanı sunabileceği belirtilen gerekçede, İstanbul Valiliğinin, kamu düzeni ile kamu güvenliği gerekçesiyle talebi uygun bulmadığı aktarıldı.

Gerekçede, geniş katılımlı toplantıların ve gösteri yürüyüşlerinin düzenlendiği 1 Mayıs günlerinin, kamu makamlarının kamu düzenini korumak için olağan zamanlara göre daha fazla önlem aldığı günler olduğu vurgulandı. Bu yönüyle sınırlamanın, zorunlu bir sosyal ihtiyaçtan kaynaklandığı ve orantılı olduğu ifade edilen kararda, şu değerlendirmeye yer verildi:

İçişleri Bakanlığından 81 il valiliğine ikinci yarıyılda alınacak tedbirlere ilişkin genelge İçişleri Bakanlığından 81 il valiliğine ikinci yarıyılda alınacak tedbirlere ilişkin genelge

"Başvuruya konu toplantının yapıldığı tarihlerde terör örgütleri, kalabalık kamusal alanlarda bombalı intihar saldırıları yaparak İstanbul ve Taksim Meydanı da dahil olmak üzere ülke içinde geniş kitlelerin tahrip edilmesini ve yıkıcı etkilerin daha fazla alanda tesir göstermesini amaçlamıştır. Ayrıca bu amaçla yapılan terör saldırıları neticesinde çok sayıda güvenlik görevlisi ve sivil hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi de yaralanmıştır. 2016 yılı 1 Mayıs sonrasında da terör saldırılarının devam ettiği gözetildiğinde, idarenin Taksim Meydanı'nda geniş katılımlı toplantı yapılmamasına ilişkin güvenlik gerekçelerinin somut ve haklı olmadığı söylenemez."

Anayasa Mahkemesinin gerekçesinde, anılan hakkın tamamen ortadan kaldırılmadığı, idarenin alternatif bir mekan önererek ve Taksim Meydanı'nda belirli sayıda kişinin anma etkinliği yapmasına izin vererek, dar kapsamlı bir sınırlama yoluna gittiği de belirtildi.

Gerekçede, "Bu kapsamda, kamu düzeni ve güvenliği ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı arasında adil bir denge kurulduğu ve her iki hakkın da gerektiği ölçüde korunduğu bir yolun benimsendiği anlaşılmıştır." denildi.

6 üyenin karşı oy gerekçeleri

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan ve 4 üye ise çoğunluk görüşüne katılmadı.

Karşı oy gerekçelerinde, Taksim Meydanı'nın, işçi örgütü ve temsil ettiği kitle için önemi vurgulanarak, idarenin, 1 Mayıs günü Taksim'de toplantı yapılamayacağına ilişkin yeterli gerekçe ortaya koymadığı, somut bir değerlendirme yapmadığı kaydedildi.

Somut olgulara yer vermeyen soyut nitelikteki tehlike ve güvenlik varsayımlarına dayalı bazı değerlendirmelerle insan haklarına müdahale edilemeyeceği aktarılan karşı oy gerekçelerinde, Anayasa'nın 34. maddesinde teminat altına alınan temel hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerektiği belirtildi.