T A R İ H N E D İ R ? (3)
METİN YILGÖR

METİN YILGÖR

T A R İ H N E D İ R ? (3)

10 Temmuz 2017 - 08:16

Tarihte sahnenin öbür ucuna geçelim, tarih olanca hızıyla zaman

içinde akmaktadır, Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı , Cumhuriyetimizin

kurucusu Atatürk”ün cebinde ki saate şarapnel isabet etmeyip can alıcı

bir yerine gelseydi Türk Ulusunun dönüm noktasındaki kara düğümü ve

yok oluşu düşünmek bile istemeyiz değil mi ?

Bunun düşünmek bile karabasandır, öyle ise tarih kaderin ve şans

faktörünün de rol aldığı bir sahnedir, örneğin Yıldırım Beyazıt”ın damla

hastalığının Osmanlı”nın o devirde Orta Avrupa’ya daha erken ve etkili

ilerlemesine engel olduğu iddia edilir. 1919 yılına dönersek Rusya’daki

Bolşevik İhtilali sırasında Beyaz Rus ordusunun Kızıl Orduya karşı

kazanacakları bir savaşı kaybetmelerine neden olan en önemli olay Amiral

Kolçak”ın öldürülmesi ile sahada manevra kabiliyetini kaybeden General

Vrangel”in teslim olmasıdır, tarihçi bu tip olayları araştırmakla görevli kişidir,

sadece savaşlar ve yapılan barışlar ile tarihi anlatmak doğru değildir.

Tarih didiklendikçe yeni şeyler öğreniyoruz örneğin Amerika kara

kıtasına ayak basan ilk Avrupalının Colomb olmadığı 1000 yılında Norveçli

Leif Ericsson “nun emrindeki İskandinavyalılar olduğu yeni bir araştırma

sorucu ortaya çıkmıştır.

Tarih ve ahlakın ilişkisine gelince, bu konu daha karmaşık ve

tartışmaya açıktır, bugün tarihçiden tarihte adı geçen kişilerin özel

yaşamları üstüne ahlaki yargıda bulunması istenemez zira bu iki kolun

bakış açıları ve değerlendirmeleri aynı değildir. VIII. Henry kötü bir koca ,

fiziksel olarak hasta ama iyi bir kral , ahlakçı onun aile yaşamından hareket

ve tutumuna bakarak yargıya varırken, tarihçi onun tarihi olayları nasıl

etkilediği yönü ile ilgilenir.

Büyük İskender eşcinsel miydi ? işte burada ahlakçı hemen konuya

müdahale eder, tarihçi ise sadece onun fetihleri ile ilgilenir, zaten diğer

konular tarihçilerin değil , tarihi roman yazan romancıların ele aldığı

konulardır.

Bir ülkeyi yönetenler ya da yönetmeye talip olanlar en azından

uluslararası geçerliliği olan bir dili iyi bilmeli hukuk ve ekonomi bilgisi olmalı

belki de fizik ve matematik de bilmeli iyi bir teknokrat da olmalı ama

hepsinden önemlisi tarih bilmelidir, hemde sadece ulusal tarihini değil

dünya tarihini de bilmelidir. Çünkü alacağı kararlar tarihteki ibret olacak

olaylara bakışı yorumlayışı ve bunlardan elde edeceği düşünce birikimi ile

sınırlı olmalıdır, hala bugün dünyamızda birçok ülkede olduğu gibi

Türkiyemizde de devleti yönetenlerin tarih dersi notlarının oldukça kırık

olduğu acı ve düşündürücü bir gerçektir.

2

Tarih uzun yıllar boyu bir yandan efsane insanların menşei , tanrı ile

olan ilişkileri , diğer yandan da övücü nitelikte bir kronik (Kral va Kraliçelerin

yaptıkları saltanat hikayelerinin) devamı şeklinde sunula gelmiştir .

Ortaçağa ait dinsel içerikli metinler, saray ve kilise tarihçileri ve birçok

ülkede bazı tarihsel belgeleri araştırıp bunları bulup ve topluma sunanlar

görülen ilk tarihçilerin bugünkü uzak mirasçılarıdır.

Tarih yazarlarının öncüleri bugün dahi unutulmaz isimlerden oluşur;

Ksenophon , Sezar, Hitus, Livius, Herototos, Hammer Polybius, Tacitius en

büyük tarih yazımcılarıdır. Türkiyemizde de , Naima, Aşık Paşa Zade,

Cevdet Paşa, Prof. Halil İnalcık, İbrahim Uzunçarşılı, Reşat Ekrem Koçu,

Yılmaz Öztuna, Enver Ziya Karal , Hilmi Oran, İsmail Hami Danişmend ve

Prof. İlber Ortaylı gibi daha birçok isim ve araştırmacı tarihçi ve halen

üniversitelerimizde çeşitli kürsülerde çalışan genç tarihçilerimizi de bu

vesile ile takdirle anıyoruz.

Tarih , insanlık yaşamının zaman içinde akışı olarak tarif edilir, tarih

varken yok olan , yok olurken var olan milletlerin de hikayesini anlatır.

Kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesi veren toplumlar tarihin ak ve altın

sayfalarında yer alırken, sömürgeci , istilacı ve işgalci uluslarda yine tarihin

içinde ama en karanlık ve kanlı sayfalarında yer alır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum