SUSMANIN ERDEMİ (2)
METİN YILGÖR

METİN YILGÖR

SUSMANIN ERDEMİ (2)

10 Nisan 2017 - 13:31

Pisagor bir dersinde, çok konuşan öğrencisine; “ ya sus ! ya da susmaktan  daha değerli şeyler söyle” der.

Dile egemenlik, konuşmuş olmak için konuşmamaktır. Bunun susma eğitiminde önemli bir yeri vardır.

“Bana benden olur her ne hal olursa, başım rahat olur dilim durursa”, sözüne katılmamak imkansızdır. Susmasını bilen düşündüklerinin hepsini söyleyebilir fakat söyleyeceklerini de düşünerek söyler.

Montesqieu şöyle der; “İnsanlar ne kadar az düşünürlerse, o kadar çok konuşurlar, konuşanların yanında dinlemesini, dinleyenlerin yanında konuşmasını bilen kişi olgun kişidir.” Gerçekten de doğruları konuşmak için, iki kişi vardır birisi doğruyu söyleyen, diğeri doğruyu dinleyendir.

Albert Camus; “ Bir insan söylediklerinden çok söylemedikleri ile insanlaşır.” derken, susmanın önemini işaret etmiştir.

Bağırarak konuşursak etrafımızdakiler sadece sesimizi duyarlar, alçak sesle konuşursak söylediklerimizi dinlerler.

İspanyol yazar Cervantes”in, susabilme ile ilgili şu veciz sözü bu konuda ne kadar çarpıcıdır;” Çeneyi tutmayı öğrendiğin zaman, kemale ermişsindir.”

Susarız ; çünkü konuşulan konuyu basit boş ve anlamsız bulmuşuzdur, onun için susarız.

Susarız; konşulanlar öylesine abes ve mantık dışıdır ki, yanıt vermek gerekmez onun için susarız .

Susarız; bir ilişkide olumsuzlukların gözümüze batmaya başladığı zaman fark ederiz, susarız bu bir duruş va soluklamadır.

Susarız; çünkü, iletişimin tıkandığı yerdeyizdir, sözlerimiz yerini sessizliğe bırakır.

Fatih Sultan Mehmet”in bir sözü konumuz ile yakından ilgilidir; “Yerinde söz söyleyen af dilemek zorunda kalmaz.”

Aşağıdaki dörtlük susmanın erdemini değişik bir biçimde anlatır.

                            “Biliyorsan söyle, seni

                            Alim sansınlar,

                            Bilmiyorsan, sus !

                            Seni adam sansınlar

Susabilmek pasif olmak değildir, bir davranış şekli ve sosyal bir terbiyedir, bunu sürdürebilmekte, irade, azim ve sabır ister.

Zira karşımızdaki konuşurken itina ile susup dinlersek, bizimde karanlıkta kalan yanımız ışığa gelir. İyilik ile, saygı ile sessizce dinlemek içsel zenginliğin en güzel belirtisidir ve daha erdemli olabilmek için en büyük yardımcıdır.

Resul Hamzatov, susmanın veya susabilmenin yerinde bir sükunetin zorluğunu veciz olarak tanımlayan saygın düşünürlerden birisidir, susma konusundaki şu güzel deyişi yazımızın özetidir; “İnsanoğlunun konuşmayı öğrenebilmesi iki yıl, dilini tutup, susabilmeyi öğrenebilmesi için bir ömür gereklidir.”  İtalya da çok eskilerden beri söylenip bugüne kadar gelen güzel bir söz vardır ; “ Söyleyen eker, dinleyen biçer.”

Ana erkil yapının genellikle egemen olduğu Orta Asya, eski Türk Şaman kültüründen günümüze kadar gelen ve hala  Anadolu’da bir Atasözü olarak sarf edilen son derece güzel  anlamlı bir söz ile yazımızı sonlardıralım.

                 Çocuğuna önce susabilmeyi öğret

                 Konuşmasını nasıl olsa öğrenecektir

Hoşça kalın, sağlıklı kalın değerli okurlar.                         

YORUMLAR

  • 0 Yorum