SON DURAĞIMIZ; HOPA VE TÜRKİYE SINIRINDAN SONRASI OLAN...
METİN ALTINÇEKİÇ

METİN ALTINÇEKİÇ

SON DURAĞIMIZ; HOPA VE TÜRKİYE SINIRINDAN SONRASI OLAN GÜRCİSTAN-BATUM

18 Kasım 2018 - 10:40

Sevgili okurlar, Karadeniz’in her bir bölgesini ince ince gezdikten sonra son durağımız olan Hopa’ya geldik. Bölge halkı ile biraz sohbet ettiğimiz zaman, Hopa halkının bir kısmının çalışmak veya eğlenmek amacı ile Türkiye sınırında ki Batum’a geçtiğini öğrendim. Nasıl ki, Trabzon ve Rize’de çay üretim alanları var. Aynı şekilde, Gürcistan-Batum’da benzer tarımcılık faaliyetleri var. Hatta bu tarım alanlarının bazıları bizim Türklere ait ve orada Gürcistan halkına iş veriyorlar. Eğlenmeye gidenlerden bazıları ise gece hayatını orada yaşamak için Gürcistan’ı tercih edebiliyormuş. Şuan için, her ne kadar Gürcistan para birimi bizim para birimimizin iki katından biraz daha fazla değerli olsa da, orada et ve alkol gibi ürünler bize göre daha uygun. Ayrıca Gürcistan’da Kumar oynamak ve oynatmak serbest yani tamamen yasal. Çok büyük Kumarhanelere sahipler. Peki, Hopalı Türk Vatandaşları Gürcistan Konsolosluğundan vize için sürekli yenileme başvurusu mu yapıyor ya da çifte vatandaşlıkları mı var? Hayır, Gürcistan ve Türkiye arasında vize serbestisi var. Yani sadece pasaportunuzu göstererek ve/veya yeni cipli Türkiye Cumhuriyeti kimliklerinizi göstererek Sarp Sınır kapısından Gürcistan tarafına geçebiliyorsunuz. Hem de isterseniz yayan yürüyerek geçiş yapabilirsiniz, isterseniz aracınızla geçiş yapabilirsiniz. 

Sarp sınır kapısına geldiğiniz zaman, ilk önce sizi Türk tarafı karşılıyor. Türkiye tarafındaki Polislerimiz kimlik ve GBT kontrolü yapıyorlar. Şahsen her ne kadar kendi ülkemin polisi olsa da, diğer tarafın polis kontrolüne geçmeden önce bizim polisimiz de yüzünüze dikkatlice bir 10-15 saniye bakıyor. Zannediyorum ki, kimlikte ki kişi ile aynı mı? Değil mi? diye dikkat ediyor. Çünkü, ekrana ve kimliği de bakıyor bu süreçte. Ama insan da bir acaba geçirmezse gibi bir duygu oluşuyor. Her ne kadar sabıkanız temiz de olsa, geçmemeniz için hiçbir engel olmamış olsa da. Hatta yeni kimlikten, pasaporta ve pullara kadar tüm evraklarınız tam olmuş olsa bile. Çünkü sadece, geçemezsin deyip, kimliğinizi elinize vererek geri göndermesi yeterli. Çok şükür şak diye, daha önceden doldurmuş olduğumuz üzerinde pul bulunan geçiş kartına mühür vurarak beni, diğer kontrol noktasına gönderdi. Diğer kontrol noktasında, Gürcü polisler vardı ve orada da tekrar sıraya girdik. Gürcü polisler de, bizim polisler gibi kimlik ve Türk tarafının onay kâğıdını inceledikten sonra belli bir süre yüzüme bakıp bir kaşede o vurdu ve uzunca, prefabrik bir evin odalarından geçer gibi geniş yoldan diğer tarafa doğru ben ve arkadaşlarımla beraber yürümeye başladık. Tabi ki bu yürüyüşte içimden geçen şey, artık kendi vatan topraklarımda olmadığım ve daha ayrılalı 120 saniye yani 2 dakika bile olmamasına rağmen bir özlem duygusu oluştu. Aklıma Türk Bayrağı geldi, kurtuluş mücadelesi, Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye’ye duyduğum aşk. Size bir itirafta bulunayım, ben doğma büyüme İstanbulluyum. Türkiye’nin hemen hemen tüm şehirlerini gezdim ama hiçbir yerde böyle bir gurbet duygusu hissetmedim. Yani şunu demedim, burası İstanbul değil, gibi hissetmedim. Çünkü her yerde uğruna dökülen kanlarımız var, şehitlerimiz var. Allah(c.c.)’a hamd olsun, İslam’ın son Ordusu olan Türk ordusunun izleri var. Bu benim ilk yurtdışı tecrübem değil ama her çıkışımda bu burukluğu mutlaka yaşarım.

Peki, şimdi bunca duygu selinden sonra gelelim Gürcistan Batum’u tanıma noktasına. Batum Gürcistan’da özerk bir bölgedir. Şuanda Gürcistan öyle bir durumda ki bir taraftan ABD, Bir taraftan Rusya baskısı var. Herkes kendi ülkesi çıkarları noktasında Batum’a yanaşmaya çalışıyor. Bir taraftan da Gürcistan’ın Avrupa birliğine girme durumları konuşuluyor ve Avrupa Birliği Gürcistan’ın haklarını koruma noktasında bir atılımlar silsilesi yapıyor gibi gözüküyor. Peki, Türkiye bu işin neresinde? Türkiye Gürcistan’ın haklarını gerçekten savunan garantör bir ülke konumunda diyebiliriz. Şuanda Gürcistan’ın abisi konumda, çünkü aslında Türkiye Cumhuriyeti Gürcistan’ın bel kemiği diyebiliriz. İki ülke arasında ki ticaret, her iki ülke vatandaşlarının da vizesiz olarak iki tarafa çalışmaya gitmesi. Osmanlı zamanında oralarında bize ait olması ve hala o bölgede oldukça iyi sayıda Müslümanın yaşıyor olması ve birinci derece komşu ülke olmuş olmamız, Gürcistan meselesinde Türkiye’ye bir rol veriyor. Ancak Gürcistan üzerinde Rusya baskısı hala devam ediyor. 

Şuanda ülkede kumardan dönen para, Kıbrıs ta dönen para ile kıyas yapılamaz düzeydedir. Burası için Kafkasların Las Vegas’ı denmektedir. Hiç rastlaşmamış olsak da Gürcistan da etkin rol oynayan Gürcü mafyaları da olduğu söyleniyor. 

Genel olarak, ülkenin içerisine girdiğiniz zaman adeta kendinizi bir Avrupa şehrinde gibi hissediyorsunuz. Ancak bazı bölümlerinde ki eserler, çeşitli ülkelerden kopyalanarak oralara inşa edilmiştir.  Bu halk tarafından çok maliyetli olduğu için tepki çekmiş olsa da, turizm açısından faydalı olduğu düşünülüyor. Batum da Botanik Bahçe’de çok güzel su gösterileri yapılıyor. Sürekli bu gösteriler devam ediyor. Suyun hızına ve gidiş hızına göre arkasından da, oldukça tok ve kaliteli bir müzik sesi, suyun ritmine ayak uyduruğu için gösteriyi daha da cezbedici hale getiriyor. Batum için rengârenk ve eğlenceli bir yer diyebilirim. Buraya eğlenmek için gelen bir Hopalı vatandaşımız, burada hayat gece başlar demişti. Hopa’ya yolunuz düşecekse, böyle bir plan yaptı iseniz, mutlaka yanınıza yeni kimlik kartı ve pasaportunuzu almanızı tavsiye ediyorum. Diğer tarafı da bir görün gelin derim. Yurt içi önemlidir ama farklı kültürler, farklı ülkeler görmek daima ufuk açacaktır.  Hem bu haftanın, hem Karadeniz Turnesinin, Hem de Türkiye Turnesinin üzülerek söylüyorum ki, sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bundan sonra ki hayatın içinden yazılarımı, kendi gününde, kendi köşesinde cumartesi günleri okuyabilirsiniz. Haftaya bambaşka bir konuda görüşünceye dek esen kalın.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar