Ben hâlâ "YOKUŞ"tayım
İSKENDER ÖZSOY

İSKENDER ÖZSOY

ÜSTÜ KALSIN

Ben hâlâ "YOKUŞ"tayım

27 Aralık 2019 - 14:08

Dünyanın en güzel yokuşu, benim yokuşum. 50 yıldır bir gün of demeden inip çıkıyorum. Ne güzel günler gördüm o yokuşta, ne acılar. Yokuşun başlarında bir yerde duydum ilk kez entertiplerin şakırtılarını, rotatiflerin uğultularını. Bestesi belli olmayan bir şarkı gibi yerleşti kulağıma o sesler. 

Sonra yokuşun başlarında bir başka yerde parmaklarıma matbaa mürekkebi değdi ilk kez. Ve o mürekkep, damat kınası gibi duruyor parmaklarımda hâlâ. Yıllarca arkadaşlarla, ağabeylerle, ustalarla selamlaştık. Hal-hatır sorduk yokuşun başında. Yine o yokuşun başında dertlerimizi kadehe gömdük. Ne ustalar gördük acılara çalım atan ve ne çömezler gördük, kendini bilmez. Ne şehitler verdik yokuşun komşularından. 

Ve bir gün kötü bir komşu gibi kaçıverdik yokuştan. Şehitleri ardımızda bırakarak, unutarak.

Ve işte o günden sonra ne yokuş kaldı, ne geleneği. Ustalara ve mesleğe saygıyı unuttuk, kaçtığımız o yerlerde. Oralara gidemedim, terk edemedim yokuşumu. Ben hâlâ yokuştayım. Ve hâlâ benim yokuşum gibisi yok.

İşte Babıâli’de 50 yılımın özeti böyle.

Ruhunu, siyasi, askeri dini, ticari güç odaklarına; daha da önemlisi patronuna satmamış meslektaşlarıma selam olsun. 

………..

Bugün ayın 27’si. Dört gün sonra 2020.

Günler çok çabuk geçti yıllar arasından.

Kendi kendime söz vermiştim “Bir gün gazetelerde fiili çalışma hayatım biterse ne kahveye gideceğim, ne de meyhaneye…” diye. 

Sözümü tuttum. Ama çalışmayı üretmeyi bırakmadım.

Bugünkü Üstü Kalsın, bu yıl yayımlanan 61. yazım.

6 Ocak 2019’dan bugüne dek YENİGÜN’de, 61 röportaj, haber, resimaltı haber ve köşe yazım yayımlanmış.

……….

Gazetecinin genel çalışma alanının dışında özel çalışma alanının olması gerektiğine inananlardanım.

Bir başka deyişle bir alanda uzmanlaşmasından yanayım.

Rahmetli ustamın telkinlerinin bu inancımın pekişmesinde etkisi oldu.

Biliyorsunuz uzun yıllardır mübadele ve mübadiller konusunda çalışıyorum.

Bir de Tuzla.

Ata toprağım Tuzla’nın saklı tarihinin peşine düştüm epeydir. 

Tuzla’nın altı da üstü de tarih.

Altındaki tarihin değerlendirilmesi için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na seslenen bir Üstü Kalsın *** https://www.yenigungazetesi.net/yazarlar/iskender-ozsoy/yaparsa-ekrem-imamoglu-yapar/5914/ *** yazmıştım ama yanıt alamadım.

Tuzla’nın saklı tarihinde bir kuvvacı var:
“Yenilmez Kuvvacı” Hüseyin Yenilmez.

Kılkış’ın önde gelen pehlivanlarından Mehmet Pehlivan’ın oğlu Tuzla’nın ikinci belediye başkanı Hüseyin Yenilmez, “Küçük Hüseyin” ve “Parlak Hüseyin” diye anılan bir kuvvacı.

Babası Mehmet Pehlivan Balkan Savaşı başlayınca eşi Aliye ve çocuklarıyla Kılkış’ın Kuleli köyündeki çiftliğini terk ederek Edremit’e kaçıp ticarete atılmış. 

Çocuklarından Hüseyin, Yunanlılar İzmir’i işgal edince 18 yaşındayken Edremit’te kuvvacılarla birlikte olmaya başlamış.

Mehmet Ağa, Hüseyin’in babası olduğu anlaşılıp ölümle tehdit edilince “memleket” dönmüş. 

Hüseyin Yenilmez daha sonra Edremit Kaymakamıyken Damat Ferit Paşa Hükümeti tarafından ittihatçı olduğu için 6 Nisan 1919 tarihinde görevden alınınca Yunan işgali altındaki Burhaniye'ye giden ve bölgedeki dağınık Kuva-yi Milliye'yi örgütleyen Hamdi Bey’in saflarına dahil olmuş.

Bu arada Hüseyin Yenilmez, Köprülülü Hamdi Bey, Şehit Hamdi Bey diye de anılan Hamdi Bey’in Çanakkale’nin Eceabat ilçesi yakınlarında Fransız kuvvetleri denetimindeki cephaneliğe 26 Ocak 1920 gecesi 40 atlı arkadaşıyla düzenlediği baskına -Akbaş Baskını- katılmış.

Mübadele olunca Mehmet Pehlivan ve ailesi Kılkış’tan Tuzla’ya yerleştirilmiş.

 Hüseyin Yenilmez ailesinin izini sürerek onları 1932 yılında Tuzla’da bulmuş ve o da Tuzla’ya yerleşmiş.

3 Eylül 1962 tarihinde 61 yaşında ölen Hüseyin Yılmaz Tuzla’nın saklı tarihinde bir kahramandır.(*)

………..

Hani dedim ya, mübadele konusunda çalışıyorum diye.

Mübadelenin başkenti Tuzla’da Drama, Kılkış, Kavala ve Muhacir sokakları var da, niye bir Selanik Sokağı/Caddesi; niye bir Lozan Meydanı yok.

Sahil doldurulduktan  İTÜ Denizcilik Fakültesi yanında kazanılan alana- Mehmet Akif Ersoy vapurunun bağılı olduğu alana- Lozan Meydanı denilebilir mesela. 

Buraya bir mübadele anıtı da ne yakışır, değil mi Tuzla’nın değerli yöneticileri?

…….

2020’Yİ SAĞLIKLI, MUTLU VE HUZURLU YAŞAYASINIZ.

……. 

(*) Dedesi hakkında verdiği ek bilgiler için Yenilmez'in torunu Faruk Yenilmez’e teşekkür ederim.

YORUMLAR

  • 0 Yorum