BİRLİKTE ÖĞRENELİM
Havvanur AYDOĞAN

Havvanur AYDOĞAN

BİRLİKTE ÖĞRENELİM

17 Ağustos 2019 - 21:25

23 Ocak Yerebatan Camii’nde, Hafız Yaşar Okur tarafından ilk kez Türkçe Kur’an okundu. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in isteğiyle, Cuma namazını müteakip, Yasin süresi önce Arapça, sonra Türkçe olarak okundu ( 1932)

*****

Ünlü Amerikan Protestan papazı Dr. Norman Vincent Peale, bir konuşmasına şöyle başladı:

Size temin ederim ki, böylesine sitayişkâr bir takdimi işitmek için New York’tan Chicago’ya gelmeme değdi. Başkanın takdimi, kendime olan güvenimi ki son zamanlarda oldukça azalmıştı arttırdı. Batı eyaletlerinden birinde Bankacılar Derneği’nin senelik yemekli bir toplantısında konuşacaktım. Şehire, elimde olmayan bazı sebeplerle geç vardığımdan, siyah resmi elbisemi giymek üzere derhal oteldeki odama çıktım. Aşağı inerken, asansörde, tek bir bankacıdan başka kimse yoktu. Hepsi, salonda, yemekte olmalı idiler.

Bu bankacı, söylerken üzülüyorum, bir takım ruhlarla dinî değil temas halinde olmalı idi ki, kendi kendine konuşuyordu. Her halde papaz olduğumu anlayamadığından, sulu ve bulanık gözlerini gözlerimin içine diktikten sonra, “Merhaba, ahbap,” dedi. Böyle bir hitaba pek alışık olmamama rağmen, kendisine aynı türden bir cevapla mukabele ettim. Salonun kapısına kadar havadan sudan bahsettik. Bir ara, “Siz de mi yemeğe gidiyorsunuz?” diye sordu.

“Evet.”

“Ama bir şeye benzemeyecek ki. Tâ New York’tanbir papazgetirmeleri de ziyafetini tatsız geçeceğini gösteriyor.”

“Pekiyi, ne diye New York’tan bir papaz getiriyorlar? Konuşturacak başka birini bulamadılar mı acaba?”

“Ne bileyim, ahbap. Belki de, iyi bir hitap getirtmek için yönetim kurulunda para kalmamıştı.”

“Her ne ise, gidip şu adamı bir dinleyeyim.”

“Madem ki sen gidiyorsun, ben de geleyim.”

Konuşmak üzere kürsüye çıktığım zaman, gözüme ilk çarpan şahıs bizim “ahbap” oldu. Beni görür görmez başını elleri arasına aldı, ve adeta yere yıkıldı.

Sözlerimi, gayet dikkatli dinlediğini görüyordum. Hem artık gözleri de bulanık ve sulu değildi. Konuşmam sona erip de yönetim kurulu mensupları ile el sıkışırken, onun, bana doğru yürüdüğünü gördüm. Gayet mahcup ve utangaç bir hali vardı. Zorla gülmeye çalışıyordu; yürümek istemediğini fakat mecbur kaldığını da anlıyordum. Ama yine de hoşuma gitti; zira, gerçek bir sportmen gibi davranarak elimi sıktı ve samimi bir sesle, “Ver, şu elini bir sıkayım, ahbap” dedi. “İkimiz de haklı çıktık, değil mi?”

Nejat Muallimoğlu

******

Atatürk; İsmet Paşa’ya: “ Sen Türkiye’nin Başbakanısınız. Mussoli’ni de resmen İtalya Başbakanı. Ona göre tavır al” demişti.

Yolda bize verilen programda Duçe, İnönü’yü karşılamaya gelmeyecekti. Trenden geri döneceklerini bildirilince, Mussoloni silindir şapkasıyla Türkiye Başbakanı İsmet Paşa’yı kırmızı halılarla garda karşılamıştır.  İtibara bak

*****

FIKRA

Şoför çarptığı yayayı teselli eder:

-Ne de olsa şanslı sayılırsınız.

Bakın, bu ıssız yerde, karşıda bir sağlık ocağı görülüyor. Orada bir doktor vardır nasıl olsa?

Yerdeki adam zorlukla şöyle cevap verir:

-Oradaki doktor benim işte.

*****

Tanrı iradesini hakim kılmak için yeryüzünde ki iyi insanları kullanır.

Yeryüzünündeki kötü insanları kendi iradelerini kıllanmak için Allah’ı kullanırlar.

(İtalyan) Giordana Bruno

*****

Âşık muammalarıyla ilgili bir anlatı vardır. Âşığın biri tarafından asılan şu muammaya yedi yıl kemse cevap verememiş:

“Âşıksın adın nedir,

Kem sözün tadı nedir.

Et yemez kemik kemirir,

Bu kuşun adı nedir?”

Nihayet yedi yıl sonra âşığın biri yanıtı düşünde görmüş. Şu karşılığı vermiş:

“Âşık ola mert ola,

Bu söz bana dert ola,

Et yemez kemik kemirir,

Meğer dişte kurt ola. (Diş çürüğü)

*****

BULMACALAR

-Kolu var, bacağı yok, dikdörtgeni var, karesi yok. 

KAPI

-Allah yapar yapısını, demir (bıçak) açar kapısını. 

KARPUZ

-Tatlıdır armağanım, acı verir silahım. 

ARI

-Gider gider izi yok, ayağında tozu yok. 

Dünya kadar mal götürür, zerre kadar canı yok. 

TREN

YORUMLAR

  • 0 Yorum