Tahammülsüzlüklerimiz ve mutsuzluk (2. Bölüm)
Haluk Özgür

Haluk Özgür

Tahammülsüzlüklerimiz ve mutsuzluk (2. Bölüm)

02 Ocak 2019 - 13:45

Birinci bölümde birbirimize karşı olan davranış bozukluklarımız, tahammülsüzlüklerimiz ve bunların en büyük sebebi olan Eğitim faktöründen bahsetmiştik. Bu bölümde ise bu tahammülsüzlüğümüzün başka bir sebebi olan mutsuzluk faktöründen bahsedeceğiz.
Her yerde sıkışmış bir haldeyiz. Toplumsal bir bunalım yaşıyoruz. Aslında tüm insanlık bu bunalımı yaşıyor diyebiliriz. Trafikte o kadar çok bekliyoruz ki; trafik açıldığı zaman hiç kimse  başka araçları düşünmüyor. Ralli yarışındayız sanki; birbirini sollayan sollayana. Sokakta bir yarış içerisindeyiz. Herkes, sanki bir yerlere yetişmek için koşuşturma içersinde . Metroda, hastanede , bankada her yerde sıra bekliyoruz. Sıra beklemekten o kadar bunalmış bir haldeyiz ki; artık, sıra beklerken dahi birbirimizi kırabiliyoruz. Önümüzdeki sırada sadece bir kişinin olmasına dahi tahammülümüz yok.
Birbirimizin hakkını çok rahat bir şekilde gasp edebiliyoruz; ve bunun ardından hiçbir vicdani rahatsızlık da duymaz olduk. Yüzde doksan dokuzu inançlı bir toplum olmamıza rağmen!
Bir sıkışmışlık hali içerisindeyiz. Kocaman şehirlerde sıkışıp kalmışız. Trafikte sıkışıp kalmışız. İnsan yığınlarının arasında sıkışıp kalmışız. Bir çok sanal amaçlarımızın arasında sıkışıp kalmışız. Gereksiz tartışmaların arasında sıkışıp kalmışız.  Yani bir kaos halinde hayatlarımızı sürdürüyoruz. Buda bizim, tahammüllerimizi  tamamen kaybetmemize yol açıyor. Mutsuz bir toplum haline geldik.
Peki nedir bunun sebebi? Neden bu kadar tahammülsüz ve mutsuz bir toplumuz? Bunun sebebini eğitime baglamak biraz kolaycılık olur galiba. Eğitim ile ilgili problemler var elbette. Onu geçen makalemde değindim. Lakin yukarıda saydığımız bu kaos ve bunalımın sebebi nedir? Eminim bir çoğumuzun aklında bir çok sebep vardır.  Nacizane ben de bu probleme farklı bir bakış açısı ile bakmak istedim.
Kapitalizim’in  bu mutsuzluğun ve sıkışmışlığın en büyük sebeplerinden birisi olduğunu düşünüyorum. Yine mi kapitalizim kardeşim? Her taşın altından bu mu çıkıyor? Malesef evet. Burada da  en büyük müsebbip kapitalizm . Nasıl mı? Biraz değinelim.
Bizleri küçük burjuvalara dönüştürerek bunu başardı. Bizleri şehirlere sıkıştırdı. Köyden doğadan tabiattan uzaklaştırdı. Bizlere sahip olmak zorunda olduğumuzu hissettirdiği şeyler verdi. Herşeyin kolayına alıştırdı.  Artık ekmek elde etmek için hamur yapmamız gerekmiyor. Marketten yada fırından alıveriyoruz. Ya da bahçede kendimiz sebzemizi, meyvemizi üretmiyoruz. Nasıl olsa manav var. Bir çoğumuzun arabası var. Yürümek artık lüks oldu. İki adımlık yere dahi araba ile gider olduk. Hepimizin cebinde en güzel cep telefonları var. Artık takıntılarımız da var. Kıyafet takıntımız . moda takıntımız. Bu yıl bu moda; bunu aldık; seneye başka bir şey moda olacak; bu kez de onu alacağız.  Sürekli bir tüketim içerisindeyiz. Sürekli bir alışveriş çılgınlığı yaratılıyor. Hepimiz bu çarkın içine, bir yerlerinden ilişiveriyoruz.
Peki; tahammülsüzlüğün, bunalımın, mutsuzluğun tüm bunlarla ne alakası var?  Şöyle izah etmeye çalışalım.
Büyük bir Sosyolog olan Ali Şeriati’nin “ Kominizim artık uygulama boyutunu tamamen yitirmiştir. Bunun en büyük sebebide Emperyalistlerin Kapitalizm’i rasyonelleştirmesidir” sözünü çok önemli bir tespit olarak görüyorum. Burada Kapitalizm eleştirisi yapmayacağim. Onu Kapitalizm makalesi  yazdığımızda ele alırız. Lakin Kapitalizim’in rasyonelleşmesi  olgusu dünyayı değiştiren bir olgu oldu. Artık herkes küçük birer burjuva idi. Aslında  kapitalizim küçük köleler yarattı. Şehirlere doldurulmuş bir yığın insan. Kaybetmekten korktukları ve vazgeçilmez zannettikleri bir çuval yalanlarla yaşayan.
Yukarıda bahsettiğimiz insanların bunalımlarını, sıkışmışlıklarını,  birbirimize karşı olan tahammülsüz tavırlarımızın hepsini  birer tepki olarak görüyorum. Ruhumuz bu sıkışmış ve bu köleleşmiş halimize isyan ediyor. Bu tıka basa doldurulmuş şehirlerden artık bunaldık. Bu bizim en büyük mutsuzluğumuz ve tahammülsüzlüklerimizin en büyük kaynağını oluşturuyor. Konuyu dahada derinleştirmek mümkün. Başlı başına Sosyolojik bir çalışma olabilecek bu konu hakkında bir kaç başlık altında fikir oluşturmaya çalıştım. Gelecek yazımda AKTİF İYİ OLMAK  konusunu ele alacağız. Gelecek yazımda görüşmek üzere.
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum