Ertan Yıldız

Ertan Yıldız

Tarihin Gör Dediği

Polis

10 Temmuz 2019 - 15:58

Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması ve toplumun düzen içerisinde yaşamını sürdürmesi için hukuk ilkeleri içerisinde güvenlik hizmeti sunulması önem arz etmektedir. Adalet ve güvenlik olgusunun tesisine katkıda bulunacak her kurum modern toplum hayatı için vazgeçilmezdir. Bu kurumlar içinde Polis görünürlüğü ve ulaşılabilirliği ile günlük hayatımıza en yakın olanıdır.

Hayatımıza bu kadar teğet olan bir yapının adil ve tarafsız olmasını, yaptığı bütün eylem ve işlemlerde doğru ve dürüst davranmasını isteriz. Bir takım kişi ya da gruplara torpil, iltimas, ayrımcılık, taciz veya aşağılayıcı tavırlardan kaçınmalarını arzu ederiz. Görev şuuru ile hareket ederek kendilerine verilen güç ve yetkileri asla gereğinden fazla veya kötüye kullanmamalarını bekleriz. Peki kimdir Polis?

Polis, kamu düzenini ve vatandaşın canı, malı ve temel hak ve özgürlüklerini korumakla görevli, yasa uygulayıcı bir kamu görevlisidir. Tüm ülkelerde polis kuvvetlerine veya polise benzer yetkiler ile donatılmış diğer güvenlik birimlerine rastlanır. Birimine bağlı olarak polisler üniformalı veya sivil kıyafetli olabilir. Görevin türüne göre, tabanca gibi hafif silahları veya ağır askeri silahları kullanma yetkisine sahip olabilirler. Kelimenin kökeni Yunanca şehir anlamında ve şehrin tüm kamu hizmetlerini kapsayan polisten gelmiş ve modern devlet anlayışının ortaya çıkmasıyla suçla mücadele ve önleyicilik anlamında kullanılmaya başlamıştır.

Türkiye'de polisin başlangıç noktası olarak 10 Nisan 1845’te yayınlanan Fransa kaynaklı polis nizamnamesi esas alınır. Aynı tarihte yabancı elçiliklere gönderilen bir yazı ile Polis Teşkilatının kurulduğu ilan edilmiştir. Tanzimat Fermanı ile ortaya konulan vatandaşın can ve mal emniyetini sağlama konusunun bir uzantısı olarak bu düzenlemenin yapıldığı görülmektedir. Bunun da asıl itibarıyla Avrupa devletlerinin koruyuculuğuna başvuran gayrimüslim tebaanın can ve mal emniyetini sağlamaya yönelik olduğu gayet açıktır. Ayrıca değişik kişi ve teşkillerin kontrolü altında yürütülen dağınık güvenlik yapılanmasını tek çatı altında toplama ihtiyacı da yeni yapılanmanın önemli bir sebebidir.

Ancak bir yıl sonra Zaptiye Müşirliğinin kurulması ve güvenlik işlerinin bu daireye bağlanmasıyla Polis adı işlevini yitirir. Bu Müşirliğin kuruluş amaçlarından en önemlisi askeri, zabıta işlerinden uzaklaştırmak ve bunu sırf asayiş suçları ile ilgilenecek bir teşkilata bağlama ihtiyacıdır. Ancak müşirlik teftiş ağırlıklı olarak görev yapmış ve etkinliğini artırmak için 1879’da Zaptiye Nezaretine çevrilmiştir.

Nezaret’in altında başta İstanbul olmak üzere bazı taşra şehirlerinde de polis yapılanmalarının kurulduğu görülmektedir. Başkentteki yapılanma İstanbul, Üsküdar, Beyoğlu ve Beşiktaş olmak üzere dört bölgeye ayrılmış, taşradaki yapılanmalar mutasarrıflık olarakta adlandırılmıştır. 1896’da polisin görev ve yetkilerini gösteren hukuki bir metin ortaya konulmuş, ordu ve jandarma ile arasındaki ilişkiler netleştirilmiştir.

Polis adaylarının sadece okuma yazma bilmekle kalmayıp bir miktar hukukî bilgi edinmesi amacıyla 1889’da bir polis kursu açıldı. 1907’de hazırlanan polis nizamnamesinde polisin asıl görevi vatandaş haklarının korunması yanında, rejimin ve hükümetin güvenlik ve devamlılığını korumak üzere genel güvenliği sağlamak olarak belirlendi. Polis adaylarının daha iyi yetişmesi için bir mektep açılması söz konusu oldu ve aynı yıl Selânik’te ilk polis okulu açılarak Belçikalı iki subayın idaresine verildi. Meşrutiyet döneminde bu okul kapatılarak İstanbul’da ve imparatorluğun çeşitli yerlerinde polis okulları devreye sokuldu, ayrıca yeni bir polis nizamnamesi hazırlandı. 

1909’dan itibaren nitelikli polis yetiştirme düşüncesiyle Makedonya’dan başlanarak Rumeli, Anadolu ve Ortadoğu’nun birçok yerinde polis memuru yetiştirmek için okullar açıldı. 1909’dan sonra polisiye işleri Hareket Ordusu kumandanlarından Galib Bey’in sorumluluğuna verildi; o da Emniyet-i Umumiye Müdürü adı altında ülkede güvenlik işlerini yürütmeye başladı. Alınan yeni elemanlarla polis kadrosu güçlendirildi.

1913 yılında Emniyeti Umumiye Müdüriyeti, Dahiliye Nezaretine bağlı olarak görev yapan bir kurum niteliği kazandı. Emniyeti Umumiye Müdüriyeti ile İstanbul Valiliği arasında çıkan sürtüşmeler sebebiyle, başkentin polis hizmetlerine ilişkin işleri Emniyeti Umumiye Müdürlüğünden alınmış ve doğrudan Dahiliye Nezaretine bağlı olarak oluşturulan İstanbul Polis Umum Müdürlüğüne verilmiştir. 1913 nizamnamesi ile polisin örgütlenmesi, görev ve yetkileri ile personelin dereceleri, sınıfları, mesleğe giriş, yükselme ve diğer bütün özlük işleri günün koşullarına göre yeniden düzenlendi. 

Milli Mücadele esnasında Anadolu'da ve İstanbul'da olmak üzere  aynı kanunları uygulayan, birbirinden bağımsız iki ayrı Emniyet Umumiye Müdüriyeti mevcuttu. Milli Ordu'nun İstanbul'a girmesi ile birlikte İstanbul'daki Emniyet Müdürlüğü, İstanbul hükümetine bağlı diğer yapılanmalar gibi kaldırıldı. 

Cumhuriyet döneminin emniyet teşkilatı ile ilgili en önemli düzenlemesi 1934 yılında çıkartılan Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’dur. Dönem itibarıyla polise geniş yetki veren hususlar 1961 anayasası sonrasında Anayasaya aykırılık sebebiyle ayıklanmıştır. Kalkınma çabaları sonucu karayollarının gelişerek trafiğin düzenlenmesi ve denetiminin sağlanması için 1953’te Trafik Zabıtası kurulmuş ve trafik görevi de polisin ayrı bir hizmet dalı olarak sosyal hayata girmiştir. Gösterilerin toplum olayına dönüşmesi ve normal polisin yetersiz kalması üzerine 1965'te Adana, Ankara, İstanbul, İzmir ve Zonguldak illerinde toplum polisi teşkilatlandırılmıştır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında polis adayları kahvehane ve hanlardan toplanırdı. Memur olma niteliklerine sahip olanlar buralarda bulunur ve herhangi bir memurluk talebi için beklerlerdi. O zamanki şartlarda memur olabilmenin niteliği ilkokul mezunu veya okur-yazar olmak askerliğini yapmış olmak ve herhangi bir sakatlığı bulunmamaktı. Polis olmak içinse bunlara ilaveten gösterişli olmakta gerekiyordu. Polis aday adayı eğer siyasi polis olarak görevlendirilecek ise yüzünde şark çıbanı izlerinin bulunmaması önem arz ediyordu. 

Günümüz polisi için ise en önemli vasıf çağdaş bir eğitim! Güvenlik alanında dünyadaki gelişmeleri yakından takip edebilecek, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, toplumun huzur ve güvenliğini sağlamada yeterli donanıma sahip, yüksek verimlilik seviyesinde çalışan ve çalıştırabilen polisler…

Kanun ve yönetmeliklerin kendisine verdiği görevleri yapan polisin geniş bir görev alanı mevcuttur.  Ancak asli görevi güvenliktir. Güncel şartlar değiştikçe polis tarafından yapılması gerekli olmayan görevler polisin üzerinden alınmalı ve polis örgütü gerçek hedefi olan güvenliğe yönlendirilmelidir. Geleceğin güvenlik ortamı düşündüğümüzden daha zor olabilir..

YORUMLAR

  • 0 Yorum