Ertan Yıldız

Ertan Yıldız

Tarihin Gör Dediği

İçişleri

03 Temmuz 2019 - 13:09

Türkiye bugünkü yapılanmasına  toplumsal hafızada derin izler bırakan, bedeli ağır ödenmiş çok büyük sıkıntılarla gelmiştir. Geleneksel toplumu modern topluma dönüştürmeyi en ileri ve iyi derecede başarmak  zorunda olan kurumlardan birisi de İçişleri Bakanlığıdır. Bu kurumun etkinliği halka huzur, mutluluk ve güven getirecek ortamı sağlar. Yasadışı kişi, grup ve eylemlerin her geçen gün değişik bir boyutta düzeni etkisizleştirme kapasitelerini artırdıkları günümüzde, buna mukabil hareket tarzını geliştirmesi zorunlu olan kurumun geçmişini bilmekte fayda var.

***   ***   *** 

Osmanlı'da devlet teşkilatı Mülkiye, İlmiye, Kalemiye ve Seyfiye olmak üzere dört kısma ayrılmıştı. Mülkiye, sivil memuriyet ve makamlardan oluşuyordu. Din bilginleri öğretim ve yargı mensuplarından oluşan kısmın adı İlmiye idi. Kamu hizmeti gören dairelerin mensuplarına Kalemiye deniliyordu.  Seyfiye ise ordu mensuplarının genel adıydı.

Bu organlardan Kalemiye’nin “Menasıb-ı Sitte” denilen en yüksek mevkilerini  baş, defterdarlık, nişancılık, tevki’lik, reisül küttablık ve defter eminliği teşkil etmekteydi. Bu çekirdek makamlardan defterdarlık günümüzün Maliye, reisül küttablık Dışişleri, defter eminliği ise Tapu ve Kadastro teşkilatlarına zemin hazırlamışlardır.

Bunlardan başka kuruluşunda mühim işlerle angaje olmayan ve hükümet kadrosunda bulunmayan ama zamanla İçişleri Bakanlığına evrilen devlet görevinde yardımcılık veya kahyalık denebilecek Sadaret Kethudalığı-Kethuda Bey mevcuttur.

Başlangıçta Sadrazamın getir-götür, yazı-çizi işleri ile meşgul olan Kethuda Bey, Fatih devrinden itibaren önem kazanmaya başlamış,  kamu düzeni ve devletin asayişi konularında doğrudan doğruya padişaha rapor veren ve ondan direktif alan bir kişi haline gelmiştir.

Nevşehirli Damat İbrahim Paşa zamanında Kethuda Bey’in hükümet kadrosuna dahil edilerek Başbakan Yardımcısı gibi kullanıldığı,  atama ve görevden alınmasının  Sadrazamın teklifi ile Padişah tarafından yapıldığı  görülmektedir. Eyalet valilerine yazılan emirler ve genel idareye ait nizamnameler Kethuda Beyin kontrolü altına alındı.

Kethuda Beyin önemi arttıkça kadrosu da genişliyordu. Katipler, kaftancılar, mübaşirler, karakullukçu başı, hazinedar ve mühürdar Kethuda Beyin vereceği iş ve görevleri yerine getirecek ekibi oluşturuyordu.

1835’te Kethudalık Mülkiye Nezaretine, Kethuda Bey ünvanı da Mülkiye Nazırına dönüştü. Bir yıl sonra bu tanımlama dış işleri yürüten Hariciye Nezareti’ne paralel olarak aynı esaslarda ülkenin iç meselelerini kapsamına alacak anlamda Batı’daki örneğine uygun olarak Dahiliye Nezareti ve Dahiliye Nazırına çevrildi. Kısa bir süre sonra da sadrazam diğer bakanlıkların üstünde güce sahip olmak için bu Nazırlığı  üzerine aldı ve 1869’a kadar içişleri,  sadaret müsteşarı tarafından yürütüldü. Bu değişikliklere paralel olarak gerek merkezde gerekse taşrada Kethuda ünvanı dildeki etkinliğini kaybetti. 

Taşra teşkilatı ise Sancak olarak adlandırılan idari bölümlerin başındaki Sancak Beyleri tarafından yönetiliyordu. Sancak sayısı artınca Avrupa kıtasında bulunanlar Rumeli, Asya kıtasında bulunanlar Anadolu Beylerbeyi hiyerarşisi altına alındılar. Zamanla Beylerbeyi sayısı artarak bunların gözetimindeki idari alanlar ile bazı eski sancaklara, yerel idarecilerin geniş yetkilerle donandığı Eyalet denildi.

Yerelin geniş yetkisinden mutlu olmayan, ancak Tanzimat’la beraber yürürlüğe koyduğu merkeziyetçilikte de aradığını bulamayan devlet, 1864’te Fransa’dan örnek aldığı “Vilayet Nizamnamesi”ni uygulamaya başladı. Vilayet, sancak, kaza, nahiye ve köy dizgisinden oluşan  idari yapılanma esas alındı. Ülke Rumeli'de 10 vilayet, 44 sancak; Anadolu'da 16 vilayet, 74 sancak; Afrika'da bir vilayet 5 sancak olmak üzere 27 vilayet  ve 123 sancağa bölünmüştü.

Zamanın ruhuna göre teşkilatlanması kaçınılmaz olan Dahiliye Nezareti, resmi gazete işlerinin yürütülmesi için Takvimi Vekayi Müdüriyeti, basın yayın konularını takip için Matbuat Müdüriyeti, arşiv işleri için Evrak Odası, vatandaş hareketlerini takip etmek için  Sicili Nüfusu Ahali İdarei Umumiyesi, göçmenler ve hareketli aşiretler için Aşair Muhacirin İdarei Umumiyesi, sağlık işleri için Sıhhiye Müdüriyeti Umumiyesi  gibi yapılanmalarla genişletildi.

Dahiliye güçlü bir bakanlıktı.  Valilerden, güvenlik teşkillerine ve belediye memurlarına kadar merkezi idare dışındaki tüm bürokratların atanması, terfileri, cezalandırılmaları, denetimleri bu Bakanlığın elindeydi.  Ayrıca halkın refah ve servetini arttıracak tüm yasaları, tüzükleri ve yönetimsel hareketleri önermekle de yükümlüydü. İstanbul dahil tüm vilayetlerde adaylar arasından Belediye Başkanını seçiyordu.

Ankara Hükümeti, İstiklal mücadelesini kazanınca Ankara’daki Dahiliye Vekaleti, İstanbul’daki Dahiliye Nezaretini 4 Kasım 1922’de bünyesine kattı. Sağlık, mübadele, göçmen, imar ve iskan işleri Dahiliye Vekaletinden alındı. Türkiye vilayet, kaza ve nahiye olmak üzere üç kademeye ayrıldı. Ülke 74 ile bölündü. 1924’te köy yapılanması ile ilgili kanun kabul edildi. 1926’da Ardahan, Beyoğlu, Çatalca, Dersim, Ergani, Gelibolu, Genç, Kozan, Muş, Siverek ve Üsküdar il statüsünden çıkarıldı.

Dahiliye Vekaleti 1945’te İçişleri Bakanlığı adını alsa da Menderes Hükümeti 1952’de ismi tekrar özüne döndürdü. Askerler 1960’ta devrim sonrası ad tartışmasına son noktayı koydu: İçişleri Bakanlığı.

Mülki teşkilatlanmayı günümüze taşıyan en önemli mevzuat ise 1947’de uygulamaya geçen İl İdaresi Kanunu olmuştur.

Cumhuriyetin ilk İçişleri Bakanlarının Harbiye ve Askeri Tıbbiye ağırlıklı olduğu, İkinci Dünya Savaşı sonrası Mülkiye ve Hukuk ağırlıklılara geçtiği görülmektedir.

Toplum hayatı ve kamu düzeni açısından önemli bir işlevi olan İçişleri Bakanlığının öncelikli görevi anayasal düzeni ve bu düzenin sağladığı hak ve hürriyetleri korumaktır. Merkezde Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı, taşrada illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar vasıtasıyla  iç güvenlik ve asayişi sağlamak ve korumak Bakanlığın olmazsa olmazıdır. 

Tehlikelerin her geçen gün doğasının başkalaştığı günümüzde, güvenlik tehditleri biçim ve boyut değiştirmiş, her an karşımıza çıkacak kapasitededir. Huzur içinde yaşamak istiyorsak, asayişi denetleyen ve güvenliğin sürekliliğini sağlayacak kolluk yapılanmalarının işlevsiz kalmamaları için teknolojik üstünlük derecesi yüksek araç ve teçhizatla donatılmış, çok iyi eğitimli personelden oluşan İçişleri personeline olan ihtiyaç giderek artacakmış gibi görünüyor.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum