DOST ACI SÖYLER
D.ALİ GÜLTEKİN

D.ALİ GÜLTEKİN

süzgeç

DOST ACI SÖYLER

24 Ocak 2020 - 17:34

Eleştirmek; bir düşüncenin, bir eserin, bir yargının doğruluk veya yanlışlığını ortaya çıkarmak ve gerçek değerini belirtmek için onu incelemek, tenkit etmek demektir.

Eleştirmek; doğruya yönlendirmek, yanlıştan vaz geçirmektir.

Eleştirmek, önemsemektir.

Eleştirilen bir insan da olabilir. Bir siyasi parti veya herhangi bir şey.

Elbette eleştirmek için, önce bilgi sahibi olmak gerek.

Ülkenin birinde bir ressam, genç ressamlar yetiştiriyormuş. 

Bir gün, en iyi öğrencisinden şu ana kadar yaptığı en güzel tabloyu yapmasını istemiş. Bu son sınavı olacakmış ve bu sınavı geçerse artık mezun olabilecekmiş. Öğrenci elinden gelenin en iyisini yapmış ve hocasına götürmüş. Hoca resmini şehrin meydanına asmasını ve altına "hata gördüğünüz yerlere bir x koyunuz" yazan bir tabela ile fırça bırakmasını tembih etmiş. 

Genç ressam da bunu aynen yapmış. 

Bir hafta sonra, resmi bıraktığı yerden almaya gittiğinde, resmin tamamen çarpılarla dolduğunu görmüş ve çok üzülmüş. Hocasına, utanarak resmi göstermiş. Hocası ondan bir resim daha yapmasını istemiş ve genç ressam yine günlerce uğraşmış ve bir resim daha yapmış. Bu defa hocası yine resmi şehrin meydanına asmasını istemiş ama bu kez altına boya ve fırçalarla birlikte başka bir not koydurmuş.

"Hata gördüğünüz yerleri düzeltiniz" 

Bir hafta sonra, genç ressam resmini almaya gittiğinde resminin olduğu gibi kaldığını ve hiç kimsenin boyaya ve fırçaya dokunmadığını görmüş.

Eleştirmek kolaydır elbette ama düzeltmek, yapmak zor.

İyi niyetli ve yerinde, doğru yapılan bir eleştiriye kimsenin bir itirazı olmaz. Ama eleştirenin eleştirdiği konuda yetkin olması şart. Sırf laf olsun diye eleştirmek hiçbir anlam ifade etmez.

Toplum olarak biz eleştirmeyi çok severiz. Bilgimiz olsun, olmasın sadece eleştirmek adına konuşur dururuz. Ama iş yapmaya gelince hemen kayboluruz. Hiçbir şeyden mutlu olmayız. Hatta hiçbir şeyden mutlu olmamayı, sadece eleştirmeyi  moda haline bile getiririz bazen.

Gördüğümüz her şeyi eleştirmenin bizi mutlu ettiği kesin.

Keşke sadece eleştirmek olsa, bazen karalama, hakaret, iftiraya kadar gider bu eleştirme konusu.

Bütün bunları yaparken de masumane bir şekilde "ne var yani eleştirmek suç mu" der, kendimizi savunuruz.

"İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır" diyen ataların sözüne kulak vermeyiz her nedense. Sürekli     başkalarına çuvaldız batırmakla meşgulüz.

"Hiç kimse başkalarını eleştirerek yükselmemiştir der, Samuel Johnson.

Cemil Meriç'se  "Eleştiri, tenkit kolaydır, ama asıl zor olan yaratıcı olabilmektir" der, eleştiri konusunda.

Kısacası eleştiri yerinde ve doğru yapılırsa olumlu sonuçlar doğurur. Ama yersiz ve gereksiz eleştiriler zaman kaybından başka bir şey değildir. 

Eleştiren kimsenin mutlaka eleştirdiği konuda bir fikri olmalıdır.

Bu arada eleştiriyi yabana atmamakta gerek. Eleştiriye açık olmak ve yapılan her eleştiriyi dikkatle dinlemek, içinden alınacak şeyleri almak eleştirilen için çok kıymetli hazinedir.

Yeter ki doğru yapılsın, yeter ki olumsuzluk içermesin.

Eleştirmek değil, eleştirilmek yüceltir.

Unutmayalım, "dost, acı söyler" yeter ki söyleyen dost olsun.

YORUMLAR

  • 0 Yorum