Mutlu insanlar hoşgörülü insandır
ALİ NAİLİ ERDEM

ALİ NAİLİ ERDEM

Mutlu insanlar hoşgörülü insandır

04 Ağustos 2019 - 21:07

Atatürk ilke ve devrimlerini dışlayarak bizim için ne bağımsız bir devlet, ne de özgür ve uygar bir millet olunur. 

Genel bir değerlendirmeye göre eğitimin amacı mutlu insanı var etmektir. Biz mutluluk sıralamasında 74. sıradayız. Mutluluk, özgürlüğün olduğu iklimlerde görülür. Mutlu insan hoşgörülü insandır. Kendisiyle barışık, doğaya dost, yaşama bağlı hayalle gerçeği seviştiren aklı, bilimi ve teknolojiyi iktidar yapan insandır. Bu insan özgür ve uygardır. Gelişme, kalkınma ve Refah bu insan ile gerçekleşir. Ancak geri kalmışlıktan çıkamayan toplumlarda yaşama hakkı ile korkusuz uyuma hakkı henüz sağlanmadığı için gerçek mutluluğu yakalamak yaşlılık ve ölümü yenmekten çok daha zordur. 

Tanrı iki muhteşem hazineyi insana vermiştir. 

Biri akıl biri de dildir. Kuran "Düşünmüyor musun, akıl etmiyor musun" uyarısında bulunuyor. Düşünen, araştıran ve sorgulayan insan bir bağırsaktan ibaret olmayan eğitimin içinde yoğrulan, şekil alan ve kimlik kazanan insandır. 

Öyleyse okul yalnızca bilginin aktarıldığı yer değildir. Okul doğru düşünme terbiyesinin verildiği yerdir. 

Öğretmen bir insan mimarıdır. Bu nedenle de fevkalade nitelikli olmalıdır. 

Okul, öğretmen ve kitap üçlüsü doğrunun, gerçeğin, güzelin peşinden giderek saygın bir devletle uygar bir toplumu var etmekle yükümlüdür. 

Bunun için gerekenler; 

  • Çağın gerçeklerine uygun bir program ve plan 
  • Uygun müfredat ve kitap 
  • Bu programı uygulayacak nitelikli öğretmen 
  • 15 kişilik sınıflar 

Kırk elli kişilik sınıflarda hiçbir öğretmen hiçbir öğrenciyle yeterince ilgilenemez ve öğretmen kurtuluşu, üniversiteye hazırlık testlerinde bulur. Bu anlayış hazır kalıpların beyinlerini yetiştirir. Bu sebeple üreten zeka ve yaratıcı muhakeme yerini testlere bırakmıştır. 

Kitap okumuyoruz. Daha çok şifahi kültürle yetinmekteyiz. 

Ahalinin yüzde 80'i televizyon seyrediyor, yüzde otuzu eline hiç kitap almıyor, bir Japon yılda 25 kitap okurken bir Türk on yılda bir kitap okuyor. Her 7 Fransız'a bir kitap düşüyor. Her Japon'a 25 kitap düşerken ülkemizde 12080 kişiye bir kitap düşüyor. 

Bir Türkün kitaba ayırdığı zaman bir yılda 6 saattir. Bir evin ihtiyaç listesinde kitap 258. sıradadır. 

Yüce kitabımız İKRA - OKU dediği halde büyük Kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk "Size manevi mirasım olarak akıl ve ilim" bıraktım demesine karşın okumuyoruz. Sonuçta "Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime" şarkısını söylüyoruz. 

Bugün insan bilişsel ve duygusal açıdan sonsuz bir birikim dünyasındadır. 

Böylesine bir dünyada eğitimin hangi kademesinde olursa olsun öğretmenin bilgili ve sevgi dolu olması gerekir. Şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki bilginin ve sevginin olmadığı yerde ne erdemlik ne özgürlük ne de bağımsızlık vardır. Okulun kapısı önünde unutulmaya mahkum bilgilerle yetinen bir eğitim anlayışıyla çağdaşlaşma gerçekleşemez ve öğrenciler birer fuzuli ağırlık haline gelirler. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum