ALİ NAİLİ ERDEM

ALİ NAİLİ ERDEM

KURTULUŞ

20 Ekim 2019 - 20:00

Benim için bir tek şey vardır. “YA ÖLÜM YA İSTİKLAL" "Bu davada tek kalabilirim Alırım elime mavzerimi...  Çıkarım Elma dağına ... Tek kurşunum kalıncaya kadar düşmanın karşısında bir adım geriye atmadan vuruşurum" ... Öyle de yaptı. 

Şimdi bizler nereden nereye geldiğimizi doğrusundan tespit edebilmek için yolumuzun üzerindeki kilometre taşlarını bir bir aydınlatmamı gerekiyor. Bu taşların ilki KURTULUŞTUR ... 

Kurtuluş en zengin anlatımıyla bizim ONUR SAVAŞIMIZDIR. Mustafa Kemal gerçek kurtuluş ZİHİNLERİN KURTULUŞUDUR diyerek yeni yepyeni bir hedefi ortaya koymuştur. Yeni nesiller "fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür olarak yetişeceklerdir.” Ortada henüz bir devlet yoktu. 17 Temmuz'da Eğitim şurası yapıldı. Toprağı Vatan kılmanın ve bağımsızlığı iktidar kılarak özgürlüğü yaşam biçimi olarak yaşatmanın kararlılığındaydılar. 

Bu yüksek idealin ve soylu düşüncelerin açıklandığı günlerin Türkiye’si tam bir yoksulluğun zincirlerindeydi Halk yoksul, Meclis yoksul, Hükümet Yoksuldu. 

Lozan'a gidecek heyetin giyecek elbisesi yoktu ve meclis' elbise almaları için karar verip gitmelerini sağlayabilmiştir. 

Yoksulluğun en üst noktasındaki bu manzarayı Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban’ından birlikte okuyalım: 

"Sakarya savaşından sonra düşman orduları Haymana, Mihalıççık ve Sivrihisar bölgelerini bize yer yer ateş yığınlarıyla örtülü ıssız ve engin bir virane olarak bıraktı. O afetlerden arta kalmış halkın bu taş yığınları arasında ilk insanlardan farkı yoktu bunlar yarı çıplak bir halde dolaşıyor alevlerin kararttığı harman yerlerinde toprağa, çamura karışmış yanık buğday ve mısır tanelerini iki taş arasında ezerek öğütmeğe çalışıyor, ağaç köklerinden adını bilmediği otlardan bir nevi yiyecek çıkarıyordu." 

Yine o günlerin bir başka tablosunu Asım Gündüzden dinleyelim: 

"Alaca karanlık bir akşamüstü Sakarya Meydan muharebesinin yapıldığı günlerden biri. Nehrin kenarında akşam yemeğine oturacak dört adam ayaktadır. Mustafa Kemal, ismet Paşa, Mareşal Fevzi Çakmak ve Asım Gündüz yerde bir tahta sini, sininin üzerinde o akşamın yemeği olacak minicik bir piliç öylesine zayıf ki yalnız kemikleri görünüyor. Gazi, yaveri Asım Gündüze: soruyor "Bugün Mehmetçiğe ne verdiniz? 

“Yaveri Paşam Mekkarenin (katır birlikleri) YEM TORBALARINDAN ALDlĞIMIZ YEMİ KAVURDUK VE HER MEHMETÇİĞE BİR ARPA, BİR ÇAVDAR VE BİR BUĞDAY TANESİ OLARAK VERDİK." deyince Gazi MEHMETÇİĞİN KARNININ AÇ OLDUĞU YERDE BİZİM KARNIMIZ TOK OLMAZ deyip yemek yerinden ayrılmışlardır. 

Kurtuluş savaşı böylesine bir soylu düşünceyle zafere ulaşmıştır. 

1923 yılında halkın yüzde 24,52'si şehirde yüzde 75,48'i köylerde yaşamaktadır. 

Yurdun tamamı veba, kolera, tifüs, çiçek, sıtma gibi çok sayıda hastalığın avuçlarında çırpınıyordu. Ne yeter doktorumuz, ne hastanemiz, ne de ilacımız vardı. 

Var olan şey GÜVENDİ, İNANÇTl, SEVGİYDİ ..

Kurulacak olan devlet KAN, GÖZYAŞI ve NAMUS üçgeni üzerinde yükselecekti. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum