ALİ NAİLİ ERDEM

ALİ NAİLİ ERDEM

Hukuka Saygı

30 Ağustos 2019 - 16:16

Dünya coğrafyasının en hassas yerinde yaşıyoruz. Dostlarımız gibi düşmanlarımız da var. 

Sorunlarımız karışık. Biri bitmeden biri başlıyor. 

Bu topraklar üzerinde cihan imparatorlukları kurmuş "ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR" ilkesini devletin özü kılmışızdır. Millet olarak adil bir yaşamı, özgür yaşamla birlikte tercih etmişizdir. Ne ısırgan otu gibi vücudu dalayan, ne sülük gibi ruhu emen fikirlerin kölesi olmadan aydınlık bir Türkiye'yi var edenlerin önderliğinde çağdaşlaşmaya yürümüşüzdür. Esasında Türk inkılapları bir uygarlık sorunudur. Hakka tabi yasaların güvencesinde devletin varlığını milletin esenliğinde bulmuşuzdur. Elli sekiz yıldır hukukla iç içeyim. Adaletin şaşmaz terazisini yaşadığım gibi aksini de yaşadım. Hukuk bilgilerini doğruluk ve dürüstlükle donatıp Demokrasinin sevgi süzgeçlerinden geçiren bir anlayışın yürürlükte olduğu yerlerde yaşamanın mutlulukla dolu olduğuna tanıklık ettim ve anladım ki keyfiliğin olduğu yerde yalnız demokrasi değil adalette yoktur. Teneffüs edilen hava zehirdir. Kendisine saygılı olan insana, saygılıdır, Yasalara saygılıdır, Hukuka saygılıdır, Demokrasiye saygılıdır bunun için de hukuk fakültesinden mezun olmak şart değildir. Önemli olan Hak kavramını yaşamak ve yaşatmaktır. Böyle bir karaktere sahip olan kişi hem meşrutiyetçidir hem haksızlıklara alet değildir. Hazreti ÖMER herhangi bir hukuk fakültesini bitirmiş değildir ama ADALETİ bütün dünyayı kuşatmıştır. Ülkeleri perişan eden şey hukukun Üstünlüğünün göz ardı edilmesidir. Böylesine bir durumda keyfilik egemen olduğu için korkusuz yaşamak olası değildir.  Oysa özgürlüklerin ilki KORKUSUZ YAŞAMA ÖZGÜRLÜGÜDÜR.

Buda ancak hukuklu bir Dünyada vardır. 

Adil duygulardan uzaklaşma hali devletlerin ömürlerini kısaltıyor. Adaleti vazgeçilmez kılanlar ise hem ömürlü oluyor hem de vatandaşlarını huzurlu kılıyor. 

Yasalar içinde yürütülen bir yaşam çağdaşlaşmanın gereğidir. 1978 yılında İstanbul da liderlerin ve bilim adamlarının iştirakiyle yapılan Türk hukuku ile ilgili toplantının sonunda yayınlanan bildiride "Ülkemizdeki hukuksal sıkıntının yasalardan ve kurumlardan değil TÜRK İNSANINI VE BİLHASSA AYDININI İNŞA ETMEDEKİ ASIRLIK ZAAFTA OLDUĞU SONUCUNA VARILMIŞTIR" ifadesidir. 

Hukuk ve insan, hukuk ve toplum, hukuk ve devlet gibi konular bizler için bir sorun olmamalıdır. Çünkü bizler bir ahlak tarihinin çocukları olduğumuz gibi adalet duygusunu yücesinden temsil eden bir ulusuz. 

Zaman zaman yaşanılan olumsuzlukların nedeni hiç bir hukuksal kültürü olmayan bazı sözde aydınların kendilerini yargının yerine koyarak ahkam kesmesidir. Bu kişilerin Anayasanın ve ilgili yasaların açık ve kesin hükümlerine karşı çıkmaları talihsiz bir olaydır. Bunlar halkın kafasını karıştırdığı gibi ümitsizliğe de sürüklemektedir ... 

Ancak şayanı şükrandır ki hukuk bütün bu hengamenin içinde haklıyı ortaya çıkarmanın hassasiyeti içindedir. 

Düşünce dünyasının en güvenilir sığınağı hukuktur ve insan bu sığınak ta her türlü maddi ve manevi tehlikelerden uzak olarak yaşamını sürdürür. Ne var ki en çok istismara uğrayan da yine hukuk ve adalettir. 

Türkiye de bazı kereler yeniliğin ve özgün düşüncenin savunmasını yapan aydınlar ile ülkesine kara sevdayla tutkun olanlar bir talihsiz rüzgarla hukuksuzluk zeminlerine fırlatılırlar. 

Çare yine hukuktur. 

Sokrat'ın deyişiyle "Hak ve Hakikati günlük hayat kavgalarının üstünde tutanları daima benim akıbetim kovalayacaktır" 

Ancak Sokrat'ı ölüme mahkum edenleri hatırlayan yok, ama Sokrat yaşıyor. 

Hukuka saygıyı ve adalete güven duygularını koruyanlar çağdaş Türkiye'nin mimarları olmakta devam edeceklerdir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum