Hoş görü (2)
ALİ NAİLİ ERDEM

ALİ NAİLİ ERDEM

Hoş görü (2)

15 Eylül 2019 - 19:27

Açıkça görülmektedir ki hoşgörü her ülkenin insanı için gerekledir. Şimdi bizler küresel bir dünyada yaşayanlar olarak bu farklılıkların barış içinde varlıklarını sürdürebilmelerinin ancak hoşgörüyle mümkün olabileceğini kabul etmeye zorunluyuz .. 

Bir kere daha yinelemeliyiz ki HOŞGÖRÜ, BARIŞ İÇİNDE YAN YANA YAŞAMANIN ADI'DIR.

Öyleyse hoşgörü bir anlamda farklılıklar karşısında tahammül göstermektir. 

Teklik dürtüsünün egemen olduğu yerde hoş görü yoktur. 

Bir hoşgörü sultanı olan Yunus Emre asırlar önce 

"Sen seni ne sanırsın 

Ayruğuda onu san 

Dört kitabın manası 

Budur eğer var ise" 

Bugünün diliyle bütün insanları bir tutmak dört dinin buyruğudur, diyor ... 

Yunus’tan 450 yıl sonra batının düşünürleri Dante, Campenella ve Erasmus hoşgörüyü yalnız Hıristiyanlar ve hatta yalnız katolikler için tanımış ve cennete yalnız bunların gideceğini söylemişlerdir. 

Hazreti Muhammet ise veda hutbesinde "Bütün insanlar kardeştir" buyurmuştur. 

"Sorun bana aklı erenler, 

Gönül mü yeğ, Kâbe'mi, 

Ben derim ki gönül yeğdir, 

Gönüldedir hak durağı.

Dörtlüğünde, Yunus Emre gönülde ki sevgiyle yıkanmış hoşgörünün zirvesindedir.

Unesco hoşgörünün okul içi olduğu kadar okul dışında da eğitiminin verilmesini ön görmüştür ... 

Kısaca söylemek gerekirse bu dünyada birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz. 

Öğrenebildik mi? Hayır ... 

Camide bile birbirlerine tahammül edemiyorlar. 

Kimisi rengi, kimisi dili, kimisi dininden dolayı horlanıyor insan yerine konulmuyor ... Aşağılanıyor ve itilip kakalıyor. 

Sanayi gelişiyor. Teknoloji gelişiyor, gökyüzü adım adım fethediliyor ama gönül dünyası aynı gelişmeyi göstermiyor. 

Güçlüler, güçsüzleri eziyor. Haksız paralılar, haklı parasızları alaşağı ediyor ve zeytin dalı yerine silahların namluları uzatılıyor. 

Bu sıkıntı dünyanın bütününde bayraklarını dalgalandırmaktadır. 

Anlaşılın o ki bir büyük eğitim boşluğunun içindeyiz. insan kıymeti bilen insana saygı duyan paylaşımcı ve dayanışma kültürüne sahip kuşakların yetiştirilmesinden uzak bir eğitin siteminin kıskacındayız. 

Ne barış güvercinleri var ne de barış şarkıları. Acımasızlık ve tahammülsüzlük doludizgin koşuver.

Hacı Bektaşi Veli "incinsen de, incitme " yakarışındadır. 

Ahmed Yesevi Hazretleri "Sünnet imiş, Kafir olsa da incitme sen." niyazındadır. 

(Devamı var)

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum