ALİ NAİLİ ERDEM

ALİ NAİLİ ERDEM

DEMOKRASİ

08 Aralık 2019 - 20:40

Biraz da DEMOKRASİMİZE bakmak istiyorum;

Taze körpe ve henüz gelenekleri ve kurumları teşekkül etmemiş bir demokrasimiz var. Tabandan tavana doğru yol takip eden demokrasi bir halk hareketi olup burjuvanın sanayileşmeye başlaması ile kentleşme oluşmuş o da demokrasiyi doğurmuştur. Bizde yukarıdan aşağıya yasa ile getirilmiştir. Kınamıyorum o günün şartları onu gerektirmiştir. Bu nedenle de gerçekleştirenlere teşekkür ediyorum. Ancak teşekkürlerimin yanında bir de sitemim var. Alt yapısız bir demokrasinin uygulanması ile ahlaka ve hukuka hücum edileceğini ve ahlaksızlarla kanunsuzların demokrasimizi yozlaştıracak her türlü alçaklığı yapacaklarını hesaba katarak gerekli önlemleri almaları gerekirdi; yapmadılar. Demokrasiyi seçimden seçime hatırlama gibi bir yanlışlıktan kurtulamadığımızdan ve ekonomiyi güçlendiremediğimizden sadece yasaların himayesindeki bir demokrasi ancak bu kadar olabildi…

Değerli Okurlar;

Bir önemli yanlışlığı da dile getirmek istiyorum.

Demokrasiyi sadece ve yalnızca parmaklarda arama alışkanlığı demokrasimizi hayli yıpratmıştır. Çünkü demokrasi öncelikle bir hukuksal ve ahlaksal yapıdır.

Yeri gelmişken söyleyeyim ne 27 Mayıs, ne 12 Mart nede 12 Eylül darbesi ülkenin yararına olmamıştır. Demokrasimiz irtifa kaybetmiştir. Hukuk ve ahlak yara almıştır. Ahali, değerlerin altı üst olması karşısında neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamaz hale gelmiştir. Esasında ülkenin en önemli sorunlarından biri ve hatta ilki KURTARICILARDAN TÜRKİYE’Yİ KURTARMAKTIR ikide bir silahların gölgesinde yaşamaya mecbur edilen demokrasiyi sağlıklı kılmak askeri vesayete son vermekle mümkündür.

İzninizle batılılaşma maceramıza biraz daha bakmak istiyorum; Batılılaşmayı batının sisteminde arayıp bulma yerine işin kolayına kaçanlar batının ürettiklerini alarak batılı olduklarını sandılar. Marka giysiler, marka arabalar uygar olmamıza yetti dediler.

Oysa asıl olan Batı’nın sisteminde arayıp bulma yerine işin kolayına kaçanlar batının ürettiklerini alarak batılı olduklarını sandılar. Marka giysiler, marka arabalar uygar olmamıza yetti dediler.

Oysa asıl olan Batı’nın sistemini benimsemek aklı, teknolojiyi iktidar yapmak ve çok yönlü özellikleri içeren modernleşmeyi hayat tarzı olarak uygulamaktır. Demokrasi de ilk yapılacak şeylerden biri de halkın kendisini yönetecek kişileri doğrusundan seçmesidir. Önüne konan listeyi kaldırıp atması ve “Benim seçebileceğim hiç kimse bu listeler de yok” diyebilmesidir. Yoksa önüne konan mönüyü yemeye kendini mecbur gördüğü sürece değişen hiçbir şey olmayacaktır. Yıllar öncesi rahmetli Sadık Aldoğan’ın söylediği gibi “aynı hamam aynı tas, sadece tellaklar değişmiş olacaktır.” Hangi uygar ülkenin insanı olursa olsun ADAM olmak, şahsiyetli, Onurlu, uygar ve milli refleksini kaybetmemiş olmaktır.

Özetle MODERNLEŞME kendi tarihinden kopmak değildir, yozlaşma da değildir, aslını inkâr etmek hiç değildir. Batılılaşma ne kendine yabancılaşmadır, ne de köksüz hale gelmeyi istemektir.

Yahya Kemal’in “Kökü mazide olan atiyim” mısrasında ki dünya görüşünün sahibi olmaktı. Bu nedenle de batıdan alacaklarımız. Bilimsel zekâydı, ekonomik akıldı. Kopyaların sonuçları belli hazır formüllerin alıcısı olmamaktı…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum