ALİ NAİLİ ERDEM

ALİ NAİLİ ERDEM

AHLAK (1)

26 Ocak 2020 - 20:18

Yeni bir çağdayız, Yeni bir bin yıl. 

Bu çağ geçmiş çağlardan farklı olarak müthiş bir bilgi birikimine sahip, buluşlar birbirini kovalıyor. 

Teknolojinin ürettikleri aynı anda eskiyor, yenileri üretiliyor. 

Teknolojinin bu baş döndüren süratine hukukta ahlakta ayak uyduramıyorlar. 

Buna karşın verilen öncelikler yanlıştır. Şimdilerde tek boyut, tek öncelik ekonomidir. 

Ekonomi ise rekabetin acımasız çarkları ve dişlileri arasında yürüyor bu nedenle de her önüne çıkan şeyi biçiyor. 

Sistem acımasızlık üzerine kurulmuştur. Bu hal siyasette de aynıdır. 

Bu dehşet verici uygulama karşısında ahlaksal uygulama yetersiz ve güçsüz. Para sahipleri ahlaka budalaların uydurması, hukuka da acizlerin sığınma limanı olarak bakıyorlar. 

Aç gözlülük kanaatkârlıktan ve iyilikseverlikten daha çok taraftar topluyor Haramzadeler alkışlanıyor. 

Yeni Faustlar ortadadır. 

Batının da bizim de insan sevgisiyle donatılmış bir ahlaki devrime gereksinimimiz var ... 

Peki, nedir bu ahlak? 

Zümrüdü Anka kuşu mu? 

Yoksa sihirli bir değnek mi? 

Tüm dertlerin çaresi mi gerçekten? 

Yoksa para babalarının söylediği gibi beceriksizlerin zırhı mı?

Ahlak; insan ilişkilerinde iyi ya da kötü veya doğru ya da yanlış diye adlandırılan değer yargılarının adıdır. 

Kelime etimolojik açıdan Arapça Hulk, Yunanca Ethös, Latince Mos kelimelerine dayanır. İngilizce de etik olarak kullanılan kelimenin kökü Ethostan gelmektedir. 

Ahlak kuralları genel geçerliliğe sahip değildir. Belirli bir kişi, grup ya da toplum için geçerlidir. Bütün zamanlar için geçerli olduğu söylenemez. 

Esasında herhangi bir toplumda sistem ahlakı yoksa toplumsal düzende ahlaktan söz edilemez. 

Türk toplumu kuralsız yaşamaya bir hayli yatkındır Özellikle 1980 darbesinden sonra ahlaksızlık mikrobu bütün zemini sarmıştır. Sahte boşanma ilamları, sahte veraset ilamları, sahte mit raporları, sahte heyeti sıhhiye raporları bu dönemin marifetleridir. Osmanlı imparatorluğunu kemiren rüşvet bugün cumhuriyeti kemirmektedir. Bu çarpıklıkların en yoğun olduğu yer siyasettir. 

1980 darbesinin hâsıl ettiği boşluktan yararlananlar seçen ne ise seçilen öyle olmalıdır mantığıyla harekete geçince sokakların tüm pislikleri siyasi partilere, oradan da Meclise taşınmıştır ve Meclis şaibelerle çalkalanır hale gelmiştir.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum