ALİ NAİLİ ERDEM

ALİ NAİLİ ERDEM

Adalet

06 Ekim 2019 - 20:03

Çağdaşlaşma insana verilen değerle ölçülür, Yirminci yüzyılın sevgi, hoşgörü ve huzur yılı olmasını diledik, olmadı. Bir süreden beridir etiğin, hukukun, siyasetin ve finans dünyasının kirlendiğine tanıklık ediyoruz. Şiddet, fanatizm, dışlanma ve umutsuzluk yaygınlaşmıştır. 

Dünyanın çivisi çıkmış olmalı ... 

Demokrasinin şaheseri diye tanımlanan birey hala horlanıyor. 

Keyfilik egemen. 

Adaletin gözleri tarafsız ve bağımsız olsun diye kapalıdır ve kötüler yapacaklarını yapıyorlar. 

Avrupa insan Hakları sözleşmesinin altıncı maddesi "HERKESİN DOĞRU VE GÜVENLİ YARGILANMA HAKKI VARDIR" demiş olmasına karşın aksine uygulamalar dünyamızda sürüyor. 

Oysa "Hakların mahkum edildiği bir ülke de bütün doğruların yeri ceza evleridir." Dinleyen yok. 

Mukaddesi olan insanın en önemli özelliği düşünmek ve vicdan sahibi olmaktır. Düşünmek doğruyu ve gerçeği bulmak haklı ile haksızı ayırt etmektir, Adil insan bu niteliklerin içinde varlığını sürdürür. Yaşanılanlar göstermiştir ki evren, adil insanlarla huzuru, güveni ve mutluluğu bulmuştur. Bunun aksi dünya cehennemdir. Zaman zaman dünyamızda adalet feda edilmiş insanlar ıstıraplara sürüklenmiştir. Mutlak gerçeği ve mutlak adaleti hayal edenler haksızlıkların bir yaşam biçimi haline getirilmesi hainde hep çöküp kalmışlardır. 

Adil devlet severek yaşamayı, zenginleşerek yaşamayı ve çoğalarak yaşamayı verendir. Tarihin kayıplar listesinde yer alanlar ise adaletin yıpratılmasından rahatsız olmayanlardır. 

Gelişmemiş ülkelerle geri kalmış ülkelerde demokrasiyi besleyen hukukun ve ahlakın çorak bir araziye doğru kayıyor endişesi düşünen çevrelerde giderek büyümektedir. 

Düşünürler, sosyologlar, siyaset bilmekten ve özgürlük savunucuları demokrasinin bu gidişinden tedirgindirler. Çare olarak insanın değerini ve yüceliğini yasalaştırmakla kalmayıp bütünüyle uygulamada gerçekleştirmektir görüşleri kuvvet kazanıyor. Ancak hukuksuzluklara, adaletsizliklere ölüler kadar sessiz kalan toplumlarla hiçbir olumlu sonucun alınamayacağı gerçeğinde hareket edenler, dünyamızın yeni bir sosyal mukaveleye gereksinimi var demektedirler. Özgür bir evren. 

Hiçbir ayrım yapmadan tüm insanların sevgiye güvenceye huzura ve mutluluğa hakkı olduğunu en üst dereceden kabul eden bir yüce anlayış bir kutsal görüş... Bu sizdendir, bu bizdendir demeden renklerine inançlarına bakmadan, "Kitabı insan, Kıblesi sevgi" olan bir sosyal mukavele ... 

Çünkü diyorlar bir insanlık dramıdır ki haksızlıkların olduğu yerde mezarlıklar dile gelir ve ölüler hiçbir şey yapamamanın ıstırabıyla yattıkları yerlerden doğrulurlar. Aynı anda ruhlar aleminin iyilik melekleri yaralı gönüllere şifa dağıtmak için inerler. Kötülüğün ve fenalığın malzemeleriyle beslenenler azgınlaşırken adalet kapalı olan gözlerini açar ve haksızlığın. hukuksuzluğun üstüne yürür. 

Bu yapılmadığı takdirde hukukun dışlandığı yerde yaşamak kabir azabıdır görüşü yinelenmektedir. 

Almadığında adaletin terazisinde hakkın ağırlığı yerini atmıştır. Ve bütün insanların buna gereksinim vardır. 

Bizim siyasi tarihimizde de çokça gözyaşları akar durur ... 

İftiralarla gerçekler, doğrularla yanlışlar, ihanetle masumiyet iç içedir. 

Umutlar her sabah yeni sesi bekler. Sanki bir el hücrelerin kapısını açacakmış gibi bir sıcak nefes geçmiş olsun diyecekmiş gibi, bir utangaçlık nidası kusura bakmayın yanlış yapmışız diyecekmiş gibi masumların rüyalarına girer. Bu bekleyişin sona ermesi aydınlığın başlaması demektir ki her masum bekleyişte 

ateşten gömlek giymişlerin ıstırabı vardır. Bu nedenleri hukukun üstünlüğünü yaşama geçirmiş olan devlette bireyler adaletin bozulmadığı MAHKEME-İ KÜBRAYI beklemeden yaşarlar. 

Hukukun üstünlüğünü benimseyen devlet budur. 

Bu devlette adalet ile kin, adalet ile nefret bir arada değildir. Bu sebeple de insana hizmeti ibadet haline getirenler hukuk devletinde cezalandırılmamalıdırlar. Masumların cezaevlerine gönderildiği yerde huzurlu yaşamak mümkün değildir. "Adaletin bu mu dünya" şarkılarının söylenmediği bir dünya bizim savunduğumuz dünyadır. 

Bu dünyada insanlar ön yargılarla cezaevlerine gönderilmez ve tutukluk halleri cezaya dönüşmez 

Hakça ve insanca bir düzen evrenin düzeni olmalıdır. Bu bir hayal olsa da onun için çalışmalı ve onun için yaşamalı. 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum