27 Mayıs'ın açtığı yara
ALİ NAİLİ ERDEM

ALİ NAİLİ ERDEM

27 Mayıs'ın açtığı yara

22 Haziran 2019 - 22:25

Demokrasi bize 1946 yılında teşrif etmiştir. Doğrusu aIkışlanacak bir olaydır. Devrin cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü türlü itirazlara karşın demokrasiyi ilan ederek bir anlamda Türkiye'nin çağdaş uluslararasında yer almasını hızlandırmıştır. Esasında Atatürk'le başlaması istenilen demokratikleşme Cumhuriyetin başlangıç yıllarındaki şartların sonucu olarak 1946 yılına kadar kaymıştır. 

Ne hazin bir haldir ki, 1950 de yapılan genel seçimlerle iktidara gelen DP 27 Mayıs 1960'da bir darbe ile iktidardan uzaklaştırılmış ve başbakanı, dış işleri bakanı ile maliye bakanı idam edilmiş partinin milletvekilleri değişik cezalara çarptırılmıştır. 

Hangi haklı sebebe dayanırsa dayansın darbeler ve müdahaleler demokrasimize bir şey kazandırmamış aksine ülkenin bütün zeminlerini alt üst etmiştir. 27 Mayısın açmış olduğu yara, bu yüz karası hareket bugün de hicranla anılmaktadır.

 Şayanı şükrandır ki, ne sade vatandaşlar, ne de aydınlar demokrasiden vazgeçmemişlerdir. Bilinen bir gerçektir ki, demokrasi öyle bir günde veya bir ayda hatta birkaç yılda kurulacak bir şey değildir. Sabır ister, eğitim ister, sağlıklı ekonomi ister ve her kademe de ahlaklı ve hukuklu yöneticiler ister. 

Bizler şu son yıllarda terör belasıyla uğraşıldığı için bilerek veya bilmeyerek yapılan yanlışlıklarla demokrasimizin törpülenmesine şahit oluyoruz. Terör nedeniyle fevkalade huzursuz ve güvensiz bir ortamdayız. Korkular kol geziyor. 

Hemen her sokakta beliriverecekmiş gibi bir alçakça tuzak sinirlerimizi alt üst ediyor. Adeta bir anti depresanlar döneminde gibiyiz. 2016 yılında Ülkemizde 26 milyon kutu Prozak ilacı satıldı. ilacın içeriği kokaindir. 

Ahali de bir büyük tedirginlik gözüküyor. Demokrat bir katılımdan ziyade otoriter bir lideri bağlanma tutkusu hissediliyor. Oysa hayattan kopmamak hukuklu ve ahlaklı demokrasiyi devam ettirmek gerek. Yapılacak şey barış özlemini çoğaltmak, insan hakları ve temel özgürlükleri ısrarla savunmaktır. Demokrasiyi gerçek kimliği ile uyguladığımız da ulus olarak bu bunalımın içinden çıkarız. 

Hoş dünyamız da değişik sebeplerle büyük tehlikelere gebedir. 

Demokrasinin yer yer iyi yönetmediği ısrarla tekrarlanmaktadır. Düşünürler, bilim adamları sosyologlar ve sorumluluk bilinci yüksek olanlar yeni öneriler hazırlamaktadır. 

Bizler henüz demokrasinin ne olduğu veya ne olmadığı konusunda ittifak etmiş durumda değiliz. Her kafadan bir ayrı ses çıkıyor. Tıpkı Bremen mızıkacıları gibiyiz. Sonuçta körlerin fili tarif etmesi gibi bir durumu yaşıyoruz. Yazımın ilk satırından itibaren anlatmaya çalıştığım demokrasi gerçekten nedir? 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum