Sevgili dostlar, her ne kadar çoğunlukla belirli bir meslek, kültüre sahip olanların oluşturduğu birlikteliklere daha sık rastlasak dahi, bir ülkede toplumu meydana getiren farklı kesimden insanların da hayatın herhangi bir anında ister istemez rastlaşmaları olağan bir durum. Normal olarak böyle bir rastlaşmak, birliktelik ve beraberliğin karşılıklı etkileşim oluşturması kaçınılmazdır.

Ancak umulur ki bu etkileşim herkes için olumlu nitelikler arz etsin. Fakat öyle olmuyor …

Burada ortaya çıkan ters bir orantıdan bahsetmek durumundayız. Daha doğrusu Dünya’ya neden geldiğinin, toplum içinde üzerine düşen görevlerinin farkında olmayanların, farkında olmaya niyeti olmayanların hayata sorumsuzca yaklaşımları yüzünden söz konusu etkileşim kendileri için olumluluk arz ederken..,

 Kendisine ve topluma, hayata saygısı olan, sorumluluk duygusuyla donanmış insanlar için çoğu zaman olumsuzluk söz konusu olmaktadır. 

Şöyle ki ;

Değerli okurlar, yukarıda değinildiği üzere sosyal yaşantının kendisine sorumluluk yüklediğinin bilincinde olan insanlar her fırsatı kendilerini yetiştirmek amacıyla edindikleri bilgi, eğitim ve deneyimleri içinde bulundukları toplumun yararına kullanmaktalar. Aldıkları eğitim bu görevden kaçınmalarına olanak tanımaz…

 Eğer öyle olmasaydı;

 Hayatlarını insanlığa faydalı olmaya, eğitime, bilime adayan Thales’ten (MÖ 624 – MÖ 546 Matematik – Thales Bağıntısı), Farabi’den (872 – 950 Uygulamalı Bilimler, Ahlak Felsefesi) tutun da, insanlığa bunca faydayı sağlayan Albert Calmette (1863 – 1933) ve Camille Guerin (1872 – 1961 Verem hastalığına karşı BCG Aşısı) ve Prof. Dr. Aziz SANCAR (1946 - Hasar gören DNA’ların onarımı) olur muydu ?..

Fakat buna karşın toplum içinde kendilerinde bu sorumluluğu duymadan yaşayanlar  eğitim ve öğretime boş vermekte, hayatta oldukları süre içerisinde bilerek ya da bilmeden herkese, her şeye zarar vererek, kendilerini düzeltmekten, faydalı birey olmaktan kaçınmaktalar.

Eğer öyle olmasaydı;

Tıp tahsili yapmayı umarken parkta dayak yiyen bir kadına yardımcı olacağım derken eğitimsiz ve sorunlu birisinin ölümüne sebeple bütün hayatı alt-üst olan  üniversite öğrenci adayı veya kendisine yüz vermediği, insanlara karşı saygı ve sorumluluğa boş veren birisi tarafından asitle yüzü yakılan, bir gözü kör edilen  hayatının baharında genç bir  kız olur muydu ?..

Büyük fedakarlıklarla insanlara faydalı olacağım derken dayak yiyen, hakarete uğrayan onca ilimin-bilimin sahibi öğretmenler, doktorlar olur muydu ?.. 

Kendisine yararlı olmaya çalışanlara başka birisinin zarar vermek hakkı yoktur.

Ya kendilerini eğiterek yararlı bireyler olsunlar..,

Ya da uzakta olsunlar...

Esen kalın. 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.