Osmanlı, 600 yıllık yaşantısında ilâh-ı Kelimetullah uğruna yeryüzünde HAK ve ADALETİN tesisi ve Yaşaması için çalışan, bu amaçla bir çok mazlum milletlere, Devletlere HAMİLİK yapmış, Yönetim anlayışını bu kriterler üzerine kurmuş Âli bir Devletti. İnsanlığın hayrına bir çok gelişmelere imza atarak kendisini, zalimlerin haricinde herkese, her Devlete sevdirmişti.

İçerisinden; Yaptığı hamlelerle, icraatlarla çok güçlü, çok değerli Padişahlar çıkardı. Her biri Özel Hocalar eşliğinde hem maddi ilimler, hem de manevi ilimlerde oldukça donanımlıydı, güzel yetişmişti. Bunlardan: Yedi dil bilen, çağ açıp- çağ kapatan FATİH, Dünyadaki genel ahlâk anlayışını bozabilecek çalışmalar içinde olan Devlet ve Devletleri durduran KANUNİ, Bir Zaferden dönüşte, olabilecek (millet karşılaması sonucu) ordunun Zafer sarhoşluğuna kapılarak KİBRE düşebilme ihtimaline karşı, İstanbul’a gündüz girmeyecek ordusunu İstanbul yakınlarında konaklayıp, Millet uykudayken, şehre gece giren, (mâna, edep-Ahlâk) dolu bir anlayışa sahip, aynı zamanda HAFIZ olan YAVUZ, bunlardan bir kaçıdır. Taç başında, kuruluş aşamasında, ERTUĞRUL  GAZİ, OSMAN GAZİ v.b..nin Kahramanlıklarını bilmeyen yoktu. Devletin son dönemlerinde yaptığı siyasi hamlelerle, kıvrık zekâsı, üstün Devlet adamlığıyla Devletin yıkılışını 33 yıl geciktiren II. Abdülhamid, Başından sonuna kadar göreve gelmiş Padişahların hemen hemen hepsi aynı ideal uğruna hayatlarını tamamladılar. Yataklarında rahat bir şekilde Rabb’e yürüyen çok azdı. Kimisi zehirlendi, kimisi hançerlendi.

Devletler de insanlar gibi, doğarlar-büyürler-gelişirler-yaşarlar ve ölürler. Osmanlı da böyle safhalardan geçti. Tabi, bu güçlü Devleti yıkabilmek, bu kutlu şahlanışı durdurabilmek için, Başta, İngiltere Fransa ve bir çok Batılı Devletler 1700’lü yıllardan beri planlamalar yaptılar, yoğun sinsilikler içerisinde çalışmalarını sürdürdüler. Kisveleri farklı-farklı Misyonerler, zamanla Devletin içerisinden çok ciddi Devşirmeler yaptılar, Sadrazamlar, Paşalar v.b. gibi İngilizler, Dünyanın başına çıbanbaşı, belâ olacak İSRAİL’i, hem kendi başından, atmak hem de özellikle Müslümanların başına belâ etmek için onları Filistin’e yerleştirmek istediler. Bunun için II. Abdülhamid’e müracaat ederek defalarca Filistin’de, Toprak talep ettiler. Her seferinde istekleri geri çevrildi.  II. Abdülhamid, kendisinden önceki Kapitalizm’e karşı çok ciddi Rezerv koydu, hayatının sonuna kadar direncinde kararlılık gösterdi. Gelecek Makalede Allah nasip ederse konuya devam etmek temennisiyle sevgi ve saygılarımla sizleri Rahmeti bol Allah’a emanet ediyorum.