’Morales’in hikayesi tipik bir Latin solu...

'Morales'in hikayesi tipik bir Latin solu hikayesi'

Doç. Dr. Mehmet Özkan, Bolivya Cumhurbaşkanı Evo Morales'in, hikayesinin tipik bir Latin solu hikayesi olduğunu belirtti.

'Morales'in hikayesi tipik bir Latin solu hikayesi'

Doç. Dr. Mehmet Özkan, Bolivya Cumhurbaşkanı Evo Morales'in, hikayesinin tipik bir Latin solu hikayesi olduğunu belirtti.

'Morales'in hikayesi tipik bir Latin solu hikayesi'
12 Kasım 2019 - 13:40

2005 yılında iktidara gelen Bolivya Cumhurbaşkanı Evo Morales'ın, görevinden istifa ederek siyasi sığınmacı olarak Meksika’ya gitmesini ve ülkedeki gelişmeleri AA muhabirine değerlendiren Washington Merkezli Küresel Araştırmalar Merkezi Araştırmacısı Doç. Dr. Mehmet Özkan, Morales'ın, 20 Ekim'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında girdiği türbülanstan çıkamadığını söyledi

Seçim sürecinde oy sayımının durdurulması, sonrasında artan siyasal protestolar, gösteriler ve Amerikan Devletler Örgütü’nün seçimlerde ciddi ihlaller yapıldığı yönündeki raporun Morales'ın iktidarının sonunu getirdiğini kaydeden Özkan, "Askeriyenin artan protestolara karşı koymayacağını ilan etmesinden sonra Morales, ülke içindeki en büyük desteğini kaybetmiş oldu." ifadesini kullandı.

Bolivya'da yaşananların 28 Şubat süreci gibi bir tür post-modern darbe gibi gözükse de tam anlamıyla bir darbe olmadığına dikkati çeken Özkan, şunları kaydetti:

"Bolivya Evo Morales döneminde çok büyük ekonomik ilerlemeler sağladı, fakat bu süreci bizatihi Morales’in kendisi 2016 yılında yapılan bir referandumla Cumhurbaşkanın görev süresini uzatma çabalarıyla aslında sona erdirdi. Bolivya 2005-2014 yılında önceki son 35 yılından daha hızlı bir ekonomik büyüme yaşadı ve bunu halk günlük yaşamında hissetti. Ülkedeki fakirlik oranı yüzde 45 oranında azaldı, sosyal harcamalar yüzde 43 civarında arttı.

Bunun yanında asgari ücret yaklaşık yüzde 88 civarında artarken uluslararası kuruluşlar 'gelir dağılımını düşürebilen nadir ülkelerden biri' olarak Bolivya’nın hakkını verdi. Fakat 2016 yılında tekrar seçilebilmek için yaptığı referandumda halk buna küçük bir farkla onay vermedi. Daha sonra Morales Anayasa Mahkemesi üzerinden bir karar aldırarak tekrar seçilebilmenin önünü açtı fakat sosyal taban bundan hiç mutlu olmadı."

"Bolivya'daki gelişmelerin darbeyi aşan bir boyutu var"

Özkan, askerin zımnen göstericilere karşı koymayacağını söyleyerek Morales’in karşısında durması ve diğer etkenler dikkate alındığında da bunun bir askeri darbe niteliği gösterdiğini vurguladı.

Bolivya'da güçlü bir sosyal mobilizasyonun bulunduğunu, bu tür durumlarda müzakere yolunun her zaman açık olduğunu ifade eden Özkan, şöyle devam etti:

"Dolayısıyla ülkede gelişmelerin darbeyi aşan bir boyutu var. Ama işin özü aslında Bolivya’daki krizin kökleri 2016’lara kadar gittiğidir. 2015 yılında Latin Amerika’da sol siyasetin gerilemeye başlaması süreci Bolivya’nın bölgedeki destekçilerini azaltmış, yine aynı dönemde petrol fiyatlarının düşmesiyle ekonomik anlamda aynı diğer ülkeler gibi işler eskisi kadar iyi gitmemeye başlamıştır. 2016 referandumu işte tam da bu sürece denk geldiği için halk tarafından reddedilmişti. Bolivya’daki siyasal süreç, kıtadaki değişim-dönüşümle paralel olarak eskisi kadar iyi gitmemeye başlamıştı.

İkincisi, Bolivya ilginç bir ülke. Nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ı yerel halktan oluşuyor. Denize çıkışı yok ve bu açıdan bir kara ülkesi. Büyük dağlar var ve başkentinde bile rakımının 3700 metre olmasından dolayı otellerde oksijen tüpünün olması gayet normal. Fakat asıl mesele şu: Latin Amerika’da yerel halkların dahil olduğu sokak gösterilerini yönetmek gerçekten çok zor. Yakınlarda Ekvador’daki gösterileri Devlet Başkanı Lenin Moreno ancak isteklerini kabul ederek durdurabildi. Yerel halklar bir istek için örgütlendikleri zaman çok keskinler, müzakereye kapalılar ve karşıdakilerden istediklerini almak için son derece sabırlıdırlar. 2003 yılında yapılan ve sonrasında Morales’i iktidara getiren gösterilerde çoğunluğu yerel halk oluşturmuştu. Şu an için de durum tam o kadar olmasa da yerel halktan destek aldığı bir gerçek."

Bolivya’da son dönemde yaşanan süreç ve ordunun tavrının 2003 yılında gaz fiyatlarının artması sonrasında yaşanan halk ayaklanmasına benzediğini hatırlatan Özkan, "O dönemde milletvekili olan Evo Morales bu süreçte yürüttüğü etkili liderlik sonrasında ülke çapında yapılan protestolar ve yürüyüşlerle devlet başkanının istifa etmesini sağlamış ve sonrasında kendisinin iktidarının önü açılmıştı. 2003 olayları sürecinde ordu protestoculara karşı durmuş ve bu süreçte yaklaşık 70 civarından insan hayatını kaybetmişti. Bolivya ordusunun Morales karşıtı göstericilere karşı durmayacağını söylemesi kendisini 2003 yılındaki duruma düşürmek istememesiyle okunmalıdır. O dönemden ders çıkaran ordu kitlesel protestoların engellenemeyeceğini tecrübeyle görmüştür." değerlendirmesinde bulundu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Borsa günü 110.000 puanın üzerinde tamamladı
Borsa günü 110.000 puanın üzerinde tamamladı
İstanbul'da FETÖ'nün hücre evlerine operasyon: 22 gözaltı
İstanbul'da FETÖ'nün hücre evlerine operasyon: 22 gözaltı