Ö D Ü N Ç K A L E M


Uygar bir insan için erdemler bütünü içinde, en önemli yer tutan başkalarını düşünme ve vicdani sorumluluktur, çoğumuz buna pek önem vermeyiz zira önce ben sonra sen demeye alışmışızdır, oysaki en az kendimiz kadar düşünmeyi becerebilirsek daha mutlu bireyler olarak

 

İşte öyle olaylar yaşarız ki farkında olmadan bu konu bizi içine alır.

 

Bugünkü küçük hikaye bizlere bunu anlatacak ve unutkanlığın, bencilliğin ,diğerimize karşı duymamız gereken vicdani sorumluluğu daha iyi kavramamıza yardımcı olacaktır.

 

Bir tren yolculuğunda restoranda hizmet eden garsona, tesadüfen satın alacağım bir kalemi var mı diye sormuştum. Satacak kalemi olmadığını , ama kendi kalemini bana ödünç verebileceğini söyledi. Kalemi akşama kadar kullanmıyacaktı . Kalemi geri vermek üzere aldım, ama akşam üstü istasyona inerken cebimde başkasına ait bir kalem olduğunu unuttum.

 

Tren gecenin içinde yoluna devam ediyor, içinde bir adam da güvenini fena kullanan bir adama küfür ediyordu herhalde. Bu düzeltilmeyecek kusur beni çok üzüyordu. Bir aralık içimde bir ses “ Böyle küçük şeylerle tatlı canını üzme , garson da arkadaşından bir kalem isteyecek, o kalemi geri vermiyecektir “ diyordu. Ama bu ses beni inandıramadı. Tersine bu hareketimin başka alışkanlıklara yol açacağını düşünerek üzüldüm.

 

İnsan kendi kalemini unutmaz, öyleyse başkasının kalemini unutmak , onun ihtiyaçlarına dikkat etmediğimizin belirtisidir. Yalnız kendimizi düşünmenin işaretidir. Bütün düşüncelerimiz bir hizmetçi sürüsü gibi kendi meselelerimize hizmet ederler. Biraz da başkalarını düşünmeğe çok güç

 

- 2 -

 

“Başkalarını da kendin gibi sev “ sözünün manasını anlamak çok önemlidir. Bu sözün altını kolayca çizemeyiz, çünkü bunu yapmak , başkalarını da kendimiz gibi düşünmek , sakınmak, savunmak güç bir

 

Yaşadığından daha yüksek bir dünyaya yükselmek isteyen bir insanın önce ben”den sen”e atlaması lazımdır, en iyi köprü budur. Bu atlayış da ödünç alınan bir kalemi zamanında vermek gibi küçük şeylerle başlar.