Bizler için en önemli şeylerden biri TÜRK olmaktır. Maddiyatta ve maneviyatta "en hakiki mürşit ilimdir" gerçeğini Atatürk’ten öğrenirken "Rabbim ilmimi arttır" yakarışını Taha suresinde oku ver ve Kuran'da 854 yerde geçen ilim kelimesinin Cumhuriyetin banisinde var olduğunu görmenin mutluluğunu ve gururunu taşıyorduk. 

"Bastığımız yerlerin toprak olmadığını, vatanın parçalanmaz bir bütün olduğunu nutuktan ezberliyor bu topraklara layık kimseler olmanın ahlakını Kuran'dan ezberliyorduk. Fitne ile fesadın semtimize uğramaması mücadelesini hep vermiş
"Yüksek TÜRK, Senin için yükselmenin hududu yoktur" direktifini bir Amentü olarak benimsemiştik. 

Yalan bizden, biz yalandan uzaktık. Osmanlı imparatorluğunun kurucusu Osman Gazi'nin "Bey yalan söylemez. Devletin temelinde yalan olmaz" sözünü Peygamber efendimizin (s.a.v) "yalandan sana sığınırım" ifadesiyle perçinliyor ve GAZİ'nin
"Millet olarak çektiğimiz felaketlerin en büyüğü, ülkeyi yönetenlerin, müteşebbislerimizin ve bilim adamlarımızın halka doğruları söylemeyişidir" sözlerini her fırsatta yineliyorduk. 

KURAN ve NUTUK bizler için çelişkilerin değil, birlikteliğin birbirini tamamlamanın ahengi içindeydiler. Bugün içinde aynı özellikleri ile yaşamımızdadırlar. 

Okula başladığım günden bu yana babamın iç cebime koyduğu üç şey ki bunlar MUSAF, bir ATATÜRK fotoğrafı ve BAYRAGIMIZ olup bu günde cüzdanımdadırlar ... Bu üçlü benim kimliğimdir ... 

Kuranlı ve Nutuklu bir Dünya bizim dünyamızdır. Biz bu Dünyanın içinde varız ve olanlarla dostuz. Olmayanlara da düşman değiliz Nutkun ikinci cildinin doksan ve yüz yirmi yedinci sayfalarında yer alan "Bizim dinimiz akla en uygun ve en tabii dindir.
ancak bundan dolayı son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uyar" açıklaması gibi" Uygarlığın coşkun seli karşısında direnmek boşunadır" sözleriyle anlamıştık ki ne Kuransız ne de Nutuksuz bir yaşam bizim olamazdı. 

Eğitim ve öğretimin bütün dönemlerinde öğretmenlerimiz Türk’e layık bireyler olmamızı Hukuklu ve ahlaklı bir evrenin öncüleri olarak yetişmemizi istemişlerdir. Halkın egemenliği Hakkın egemenliği olarak beyinlerimize kazınınca, zengin, güçlü
ve adaletli bir Türkiye idealimiz olmuştu. 

İKRA diyordu Kuran OKU. "Cahillerden sana sakınırım buyuruyordu" Hazreti Muhammet (s.a.v.)... Devrimler "alim olan hem güldür hem çiçek" derken Gazi "Milletleri hür ve bağımsız kılan da, köleliği mahkum eden de Eğitimdir görüşünü
söylüyordu ... Cehaleti de, yoksulluğu da yenmek hem Kuran'ın hem de nutkun hedefleriydi. "Hiç bilenlerle, bilmeyenler eşit olur mu" gerçeği Kuran'da yerini alırken nutuk "Millet iradesiyle milleti temsil edenler aydınlar olacaktır" açıklamasını yapıyordu. 

Bütün bunlar Kuranla, Nutkun Mükemmel insanı amaçladığını gösteriyor bizleri o noktaya yönlendiriyordu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde başlayan eğitimimiz "Okul, aile ve çevre birlikteliği içinde arızasız sürmüş Yüce İSLAM dininin ve Demokrasinin sıcaklığını içimizde duymuş bireyler olarak, Cumhuriyetin, Vatanın, Bayrağın ve insanın kıymetini bilerek uygarlığı yaşam biçimi kılanların kervanında yerimizi alma talihliliği çok kişiler gibi bizlere de nasip olmuştur. Baba evimde yan yana duran Kuranla, Nutuk şimdi fakirhanemde aynı sıcaklıkla yan yana durmaktadırlar ve dünya durdukça bu beraberliğin süreceğine inancım tamdır. 

(Bitti)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.