Toplum olarak okumayı sevmiyoruz. Yazılı kültürlü başımız hoş değil. Sözlü kültürü seviyoruz. Kısacası okuma özürlü toplumuz.

Bulgaristan’ın nüfusu bizim dokuzda birim kadar olduğu halde 7500 kütüphanesi var. Bizim ise 1500 kahvehane adedi altı yüz bini geçiyor. Sinemalar henüz bini bulamadı tiyatro sayısı ise ağlanacak noktada.

Ankara’nın Armada kapalı çarşısında bir kitap evine mukabil otuzdan fazla restoran var. Ankara da beş üniversite var. Parlamento, Anayasal kuruluşlar, siyasi partiler ve hükümet Ankara’dadır.

Altı uygarlığı yaşayan İzmir merkez de birkaç kütüphane bulunuyor.

Bugün kültürsüz paralıların saltanatı vardır. Kültürlü parasızlar ise her zeminden dışlanmışlardır.

Kimlik kavgamız gibi, uygarlığı anlayış kavgamız da hala sürüyor. İnkılaplarımız da ki kavga da sürüyor. Oysa bunların tümü de Cumhuriyetin ilanı ile çözüme bağlanmıştı.

Bugün adeta Tanzimat döneminin ikiliğini yaşıyoruz. İki ayrı dünya görüşü, iki ayrı insan tipi Çağdaş Türkiye’yi şimdi hangi insan tipimiz temsil ediyor? 

Bugün yapılacak olan en doğru şey Atatürk’ün olaylar karşısındaki takındığı akılcı, gerçekçi ve kişilikli tavrı var etmektir. Statik kalıpların tutsak insanın değil, dinamizmin çağdaş aklını istisnasız her olayda harekete  geçirmektir. Hiçbir doğmaya itibar etmeden hiçbir ideolojiye bağlı olmadan olaylara çözüm getirmektir. Bu eğitilmiş, bilgi birikimi yüksek olup Türkiye’ye aşık kadroların başarısı olacaktır.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.