Öne Çıkanlar salgın survivor koronavirüs corona korona

Türk ve İslam Eserleri Müzesi, zengin koleksiyonlarıyla tarihe ışık tutuyor

Osmanlı İmparatorluğu döneminde açılan son müze olma özelliğini taşıyan Türk ve İslam Eserleri Müzesi (TİEM), erken İslam, Osmanlı ve Selçuklu dönemi koleksiyonlarıyla bilim ve tarih dünyasına ışık tutuyor.

 19. yüzyılın sonundan itibaren Osmanlı coğrafyasındaki cami, mescit, tekke, zaviye ve türbe gibi vakıf binalarında bulunan tarihi eserlerin çalınması üzerine bir müze kurulması kararlaştırıldı.

Sadrazam Hilmi Paşa'nın bu eserlerin kaçırılmasını önlemek için gümrüklere yazı göndermesinin ardından Şeyhülislam Evkaf Nazırı Hayri Efendi'nin girişimleri ile müze kuruldu.

Evkaf-ı İslamiye Müzesi adıyla Süleymaniye Külliyesi içinde yer alan İmaret Binası'nda 27 Nisan 1914'te ziyarete açılan müzenin adı, Cumhuriyet'in ilanından sonra 1924'te Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak değiştirildi.

Müze, 1983 yılına kadar faaliyetlerini İmaret Binası'nda sürdürdükten sonra Osmanlı sivil mimarisinin önemli yapılarından biri olan Sultanahmet Meydanı'ndaki Pargalı İbrahim Paşa Sarayı'na taşındı.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi, koleksiyonlarında bulundurduğu binlerce eserle yerli ve yabancı tarih meraklılarını bekliyor."Dünyada hiçbir müzede 3 Selçuklu halısını bir arada görme şansımız yoktur"

TİEM Müdürü Ekrem Aytar, yaptığı açıklamada, müzenin erken İslami dönemden Osmanlı ve Cumhuriyet'in ilk yıllarına ait İslam ve Türk sanatındaki özel eserleri barındırdığını aktardı.

Müzenin zengin bir halı koleksiyonuna sahip olduğuna dikkati çeken Aytar, "Bizim müzemiz aynı zamanda dünyada halı müzesi olarak da tanınmaktadır. Bunun nedeni de yabancı yayınlarda daha çok halılarımız ön plana çıkmıştır. Burada Selçuklu döneminden kalma 3 halımızı sergilemekteyiz. Bunlar 13. yüzyıla tarihlenmektedir ve dünyada hiçbir müzede 3 Selçuklu halısını bir arada görme şansımız yoktur." dedi.

Aytar, koleksiyonda 1700 civarında halının yanı sıra 500'e yakın Türk kültürünün önemli bir objesi olan kilim ile İran ve Kafkasya bölgesinden gelen halıların yer aldığını söyledi.

"TİEM'in en ünlü eserlerinden biri Cizre Ulu Cami kapısıdır"

Orta Çağ'ın maden sanatının TİEM'de en ünik şekilde görülebileceğini dile getiren Ekrem Aytar, şöyle devam etti:

"Cizre Ulu Cami'nin kapısı bütün dünyada meşhurdur. Müzemizin en ünlü eserlerinden de biridir. Cizre Ulu Cami biliyorsunuz maden sanatının en ünik örneklerini göstermektedir. İbn-i Cezeri'nin otomat eserinden esinlenerek yapılmıştır. Üzerinde 2 ejder motifi, ortasında aslan vardır. Kapı kanadı 2 taraflıdır. Bunlardan biri maalesef 1969 yılında çalınmış ve yurt dışındaki Danimarka'daki özel bir müzeye götürülmüştür. Bundan dolayı Cizre Ulu Cami'nin kapısı o tarihte yerinden alınarak Mardin Müzesi'ne getirilmiştir. Ama ilerleyen tarihlerde daha fazla insanın bunu ziyaret edebilmesi amacıyla Türk ve İslam Eserleri Müzemize nakledilmiştir ve bugün de gelen ziyaretçilerimizin en ilgisini çeken eserlerden biri budur."

Aytar, müzenin zengin bir yazma eser koleksiyonunu da bulundurduğunu ifade ederek, "Emevi, Abbasi, Endülüs, Selçuklu, Osmanlı dönemine ait çok farklı yazma eserler, Kur'an-ı Kerimler, Hadikatü's-Süada ve Muhyiddin İbni Arabi'nin eserini müzemizde görme şansımız mevcut." dedi.

TİEM'in her seksiyonunun aslında kendi başına bir müze olabilecek kadar zengin olduğunun altını çizen Aytar, şunları aktardı:

"Müze depolarımızda farklı koleksiyonlardan 40 bine yakın eserimiz mevcut. Taş eserlerimiz de var. Taş eserlerimizde mezar taşları, bunun yanında saraylardan, sivil mimarilerden gelen Selçuklu'nun özellikle eserlerini görmek mümkündür. Son dönem açtığımız Kutsal Emanetler bölümümüz var. Kutsal Emanetler biliyorsunuz Topkapı Sarayı'nda sergilenmektedir. Fakat Türk İslam eserlerinde de bol miktarda böyle bir envanterimiz olduğu için geçtiğimiz yıllarda 'Mukaddes Emanetler' diye geçici bir sergi düzenlenmişti. Çok ilgi gördüğünden dolayı 'Mukaddes Emanetler' kalıcı bir sergi olarak müzemize dahil edildi.

Peygamber Efendimizin sakal-ı şerifleri, hilye-i saadetleri, nakş-ı kadem-i şerifi yani 2. Mahmut Türbesi'nden gelen mübarek ayak izlerini burada görmek mümkündür. Yine burada ülkemizin en ünlü hattatlarının yazdığı hilye-i şerifler ile Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin hilyesini burada görme şansımız var. Yine o sakal-ı şeriflerin muhafazaları, çekmeceleri de orijinal şekilde müzemizde sergilenmektedir."

Etnografya bölümünde Osmanlı İstanbul'u her ayrıntısıyla görülebiliyor

Ekrem Aytar, 2019'da açılan Etnografya bölümünü gezecek ziyaretçilerin 18, 19. ve 20. yüzyılın başlarındaki Osmanlı İstanbul'unu her ayrıntısıyla görebileceklerini vurgulayarak, "Burada mesire alanlarının, o dönemdeki bir kahve kültürü ile bir hamam kültürünün canlandırılması vardır. Bu hamamda neler var? Bunları görme şansını elde edebiliyoruz. Yine o dönemde İstanbul hanımlarının nasıl giyindikleri, giyim kuşam ile ilgili de güzel örneklerimizi burada sergilemekteyiz." diye konuştu.

Etnografya bölümünde aynı zamanda Türk halıların nasıl dokunduğuna dair replikaların yer aldığını belirten Aytar, "19. yüzyılın sonunda İstanbul'un resmedildiği ünik bir halıyı da orada görebiliriz. Bir ressam edasıyla Haliç'i, Galata Kulesi'ni, o dönemde var olan camileri bütün hepsini bu halıya ince ince motif şeklinde işlemiştir ecdadımız. Bizim Etnografya sergimizin öne çıkan eserlerinden biri de bu İstanbul manzarayı umumiyesi olan halımızdır." ifadelerini kullandı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.