Milletimizde birlik ve beraberlik ruhu, en yüce duygularla donatılmıştır. Asırlık tarihinde bu bağlantı felaket günlerinde damarlarındaki kanı kaynaştıran önemli bir faktör olmuştur.

Milli şairimiz bu yüce duyguları İstiklal Marşımızda pek güzel işlemiştir. Al bayrağımız dalgalanırken okunan İstiklal Marşımız, milletin heyecanını zirveye fışkırtır.

Milletçe yaşanan büyük felaketlerde de birbirine kenetlenen bir inanış anlayışı doğar. Büyük, küçük herkes seferber olarak devletin çatısı altında bir güç oluşturur. Devletine inanır ve onun buyruğuna uyum sağlamakta gecikmez.

Koronavirüsü’ne karşı alınan sağlam bir mücadele fikrine halkımız kısa zamanda alıştırıldı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, kararlı bir tutum göstererek, milletin aklını karıştırmadan gidişatın vahim sonuçlarına halkı hazırlamakta ustalık gösterdi. En çok risk durumunda olanlarla olmayanlar arasındaki “avantaj aralığını” bilimsel verilerle “açıklanması ağını” kurdu. Halk Korona’nın vehametini anlayınca önlemlere hızla ayak uydurdu.

Devlet koruyucu önlemlerle vatandaşı yüzyüze getirme avantajını elinden kaçırmadı. Sağlık Bakanlığının yanında devletin diğer birimleri de organize hale gelerek, “virüs”ü esnetme denemelerine başvurdu. Bunu etkileyecek uygulamanın “test”lerle geliştirileceğine inanıldığı için “tanı” programları uygulanmasına başlandı. Gerekli limitlere göre karantina uygulamalarına geçildi. Yoğun bakım üniteleri kuruldu. Önem kazanan önlemler doğrultusunda, salgın halindeki virüsün hızı bir ölçüde kesildi. Bunda genç nüfusuna sahip bulunan milletimizin direnç koşulları da sağlık ayarlamalarında etkisini gösterdi.

Salgın Koronavirüsü’nün kimliğinin keşfedilmesinden sonra genetik testlere önem verildi. Test ve tanı konusunda devletimiz tam bir şeffaflık gösterdi.

Ulusal mücadelede, kriz yöneltilirken insanların bağışıklık sisteminden güç alınır. Ülkemizin karşılaştığı bu virüs biçiminin öldürücü etkinliği esnetilerek çökertilmeye çalışılıyor. Bütün dünya, bu felaketlerle ölüm tehlikelerine sürüklenmiş durumda. Milletimizin mücadele direncinin ölçüsü umut kırıcı değil. İnanç birliği ve manevi değerlerin en yaygın olduğu  ülkemizde, mümkün olan herşey yapılıyor ve deneniyor..

Atalarımızdan kalma ünlü bir sözümüz, bugün daha çok önem kazanmış bulunuyor.

“Korkunun ecele faydası yoktur.”

Panik en kötü illettir. İnsanlığa meydan okuyan pervasız Korona virüsüne karşı toplumsal bağış kazanmanın tek çaresi, paniklememektir.

Gözlerimizi dört açmalıyız.

Bu millet bir dilim ekmekle savaşma gücüne sahiptir. Sağlığımızın güvenliğinden hepimiz sorumluyuz.

Korona gerginliği içinde telaşa sürüklenen ve vücutlarının savunmasını çökertenlere karşı şu mesajı verelim:

Yedi türlü yüzgeç öğrenen bir insan, boğulmak tehlikesi anında bunun hangisini kullanayım derken, şaşkınlıkla hiç birini denemeye fırsat bulamadan suyun dibini bulur.”

Depresyonda “içe dönük şüphe”yi yaşatırsanız kalp atışlarınız hızlanır, kaslarınız gerilir, özgüven kaybına uğrarsınız. Trafik ışığında stop eden bir arabanın arızasına dönmüş olursunuz.

Öyle görünüyor ki, yukarda anlattığımız “Yedi yüzgeç” öyküsünü, yedi organınıza bilinçle yerleştirirsek; ilaç kadar etkili bir yönetimi bulmuş olursunuz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.