Sevgili okurlar, geçen haftanın devamı niteliğinde Adıyaman’dan Batman ilimize doğru devam ederken, Atatürk barajına uğrama kararı aldık. Atatürk Barajına uğrayacağız ve oradan otoban üzerinden, Batman Merkez ve Sonrasında Batman-Hasankeyf’e gideceğiz ve daha da sonrasında ki istikametimiz ise, geldiğimiz istikamette kalan Diyarbakır olacak. Diyarbakır konusunu ise gelecek hafta işleyeceğim. Daha da Sonrasında ise Mardin, Urfa ve Gaziantep şeklinde devam edecek. Şimdi sizlere öncelikle Atatürk Barajından bahis etmek istiyorum. Adıyaman ve Şanlıurfa illeri arasında, Fırat Nehri üzerinde kurulu olup, enerji ve sulama amacı ile kullanılan, GAP Projesi içinde, Karakaya Barajının 180 km mansabında, Şanlıurfa ilinin Bozova ilçesine 24 km uzaklıkta Fırat Nehri üzerinde kurulan barajdır. Peki, bu barajın halkımıza, milletimize ne faydası olacak? Baraj bölge için bir elektrik kaynağı diyebiliriz. 2400 MW gücüyle yıllık 8 900 GWh elektrik enerjisi üretim kapasitesine sahiptir.  Atatürk Barajı, Türkiye'deki hidroelektrik santrallerinde üretilen enerjinin yüzde 20'sini tek başına karşılayacak seviyededir. Dolayısı ile baraj gerçekten olması gereken önemli unsurlardan birisi diyebiliriz. Hiç baraj olmadığını düşünün ve elektrik üretilmiyor, o halde gerçekten çok sıkıntı olabilirdi. Bu arada buradan Hasankeyf’e geçmemizin de bir sebebi var, Hasankeyf’e de benzer bir baraj yapmak için tarihi bölgeyi sular altında bırakacaklar. Ama detaylarına gelmeden önce barajın elektrikten başka bir faydası yok mu? Tabi ki var, oda sulama kanallarıdır. Yıllık ortalama su akışı 26 654 milyar m3 tür. Toplam su depolama hacmi 48,7 milyar m3 tür. Her bir grupta; gücü 300 Megawatt olan 8 adet türbün jeneratör bulunmaktadır. 25 Temmuz 1992'de bu 8 üniteden ikisi hizmete açılmıştır.  Şanlıurfa, Harran, Mardin, Ceylanpınar, Siverek-Hilvan ovaları ile beraber 1,43 milyon dönüm arazi sulanır hale gelecektir. Tüm alanların sulamaya açılması halinde, yıllık getirisi 2,5 milyar dolar olacaktır. Hani Güneydoğu da ya da orta doğuda petrol savaşları var diyorlar ya, hayır aslında Güneydoğu’da su savaşları var diyebiliriz. Çünkü bu kadar verimli topraklar, bu kadar iyi seviye de suya sahip nehirler bu bölgeden başka nadir yerlerde vardır diye düşünüyorum. Bahsi geçen nehirler ise Fırat ve Dicle Nehirleridir. Baraj 1992’de hayata geçmiş olsa da GAP yani bölgeyi kalkındırmak için kurulan Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında Baraj suyunun çeşitli bölgelere gitmesi meselesinde Mardin bölgesine gidişi Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan döneminde hayat bulmuştur. Dönemin iktidarı olan Erdoğan’ın 24 Haziran seçimlerinde bölgeden oy almasının en başında gelen etkenlerinden birisi, bölgede birçok icraatın yapılmış veya yapılıyor olmasından dolayıdır. Ancak bölgeyi gezen biri olarak her ne kadar bölge deki yatırımları beğenmiş olsam da, ufak bir özeleştiri yapmak istiyorum. Kamuoyundan da sıkça rastladığımız yada bölgedeki vatandaşlarla konuştuğumda da zaman zaman duyduğum et ya da sebze, meyve gibi ürünlerin ithal edilmesi meselesi bence tamamen ortadan kaldırılmalı ve bölge halkına verilen destek artırılmalıdır. Peki, hiç mi bir şey üretmiyor bu ülke de, her şey ithal mi? Tabi ki hayır, her şeyin ithal olması mümkün değil. Orta da bir üretim var, fakat ya çiftçi emeğini alamıyor ya da başka sebeplerden ekmek biçmek mahsul almak istemiyor. Bu konuda gerekli çözümlerin yapılması gerektiği kanaatini düşünüyorum. Şahsi kanaatim %1 bile gıda ithal etmemize gerek yok, çünkü bunu yapabilecek kabiliyet ve imkânlara sahip olduğumuzu düşünüyorum. Şahsi kanaatim, bugün güneydoğu halkının sempatisini kazanmış olan bir lider olarak Erdoğan bu sorunu çok rahat bir şekilde çözecektir. Netice olarak anlayacağınız üzere, barajlardan su Güney Doğu bölge illerine dağıtılıyor. Bir kısmı su olarak dağıtılıyor, bir kısmı elektrik olarak dağıtılıyor. Anlayacağınız, Barajın etin den sütünden oldukça iyi vaziyette istifa edilmekte. Peki, gelelim Hasankeyf’e yapılacak baraj ve barajın yapılması planlanan bölgedeki hareketliliğe.

HASANKEYF’İN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARIN SULAR ALTINDA KALMASI..

Hasankeyf'in ne zaman kurulduğu tam olarak bilinememektedir. Şehrin jeopolitik yapısı çok eski bir yerleşim merkezi olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Bugün bile zaman zaman bazıları mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaralar, insanların çok eski çağlarda burada yerleştiklerini göstermektedir. Hasankeyf, MS. 639 yılında Emeviler tarafından fethedilmiştir. Bu tarihten sonra; Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ye Osmanlılar hakimiyet kurmuşlardır. Hasankeyf en parlak dönemini Artuklular döneminde yaşamıştır. Merkezde bu dönemden kalan pek çok tarihi eser mevcuttur. Bugün, tarihi geçmişinden dolayı birçok yerli ve yabancı turist çeken dağların arasında bir ovada yer almaktadır. Oranın halkı gelen turistlerden memnun, onlar için en temel geçim kaynağı turistlere yapılan satışlardan elde edilen gelir. Ancak devlet orada ki mülk sahiplerine, oraya çok yakın bir bölge de site içinde daire ve/veya dükkân verecek. Orada yer alan bazı yapılar yerinden alınarak başka bir yere taşınarak koruma altına alınacaktır. Mesela bunlardan bir tanesi bölgede bulunan iki minaresi bulunan camiidir. Tarihi yapılardan geriye kalanlar ise su altında kalacak ve baraja dönüştürülecektir. Bölge halkı bu nokta da ikiye bölünmüş durumdadır. Kimileri hayır biz yeni Hasankeyf’e gidersek orası turistik olmadığı için kimse gelmeyecek ve bizde geçim kaynaklarımızı kaybedeceğiz demektedir. Diğer bir kısım ise ne olacaksa olsun artık yeni evlerimize geçelim. Şuan yaşadığımız evlerin buzdolabı koyacak, doğru düzgün mutfakları dahi yok. Bizim için daha hayırlı olacaktır görüşünü savunmaktadır. Sosyal medyadan da o bölge ile hiç alakası olmayan ama tarihi dokulara zarar gelmemesini isteyenler tarafından paylaşımlar yapılmış ve kamuoyunda bir dönem yankı bulmuş haberler vardır. Ancak tahmin ediyorum ki, ben Hasankeyf’i gören son kişilerden birisi ben olmuş olacağım. Benim kanaatim, ovanın müsait yapısından dolayı baraj yapılan Hasankeyf bölge için çok faydalı olacak ve kalkınma noktasında katkı sağlayacaktır. Ancak bir o kadar da, Hasankeyf köşke kaybolmadan bu sorun çözülebilseydi duygusu da içimi kemiren bir noktadır. Ben inanıyorum ki, bu proje sadece Hasankeyf’e ya da Batman da ki vatandaşlarımıza faydalı olmayacaktır. GAP kapsamında tüm Güney Doğu Anadolu bölgesindeki halk için yararlı olacaktır. Gelecek hafta ki durağımız Diyarbakır olacak, yine dilimin döndüğünce sizlere o bölge ile ilgili dikkat çekici noktaları aktarmaya gayret edeceğim. Haftaya görüşünceye dek kalın sağlıcakla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.