Öne Çıkanlar koronavirüs korona survivor corona salgın

Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum: Müsilajın tehlikeli atık olmadığı veya toksik özellik göstermediğini tespit ettik

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat KurumMarmara Denizi Koruma Eylem Planı Koordinasyon Kurulu'nun Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde gerçekleştirilen ilk toplantısının ardından yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin olumsuz etkileri, çevre kirliliği ve deniz kirliliğinin İstanbul'un kıyı ve denizlerini tehdit ettiğini söyledi.

Marmara Bölgesi'nin mevsim normallerine göre aşırı yağış aldığını, sel ve su baskınları sonucu yaşamın durma noktasına geldiğini ifade eden Bakan Kurum, "Son yüzyılın en yüksek sıcaklıklarına ulaşan, maalesef her yaz yeni sıcaklık rekorları kıran ve önümüzdeki süreçte bu sıcaklıkların daha da artması beklenen bir Marmara gerçeğiyle karşı karşıyayız. Üstelik bu sorunlar sadece İstanbul'da ve Marmara'da değil, ülkemizin hemen hemen her noktasında yaşanıyor. Bakanlık olarak, bakanlıklarımızla birlikte bu eylem planlarını hayata geçirmeye gayret gösteriyor, şehirlerimizin iklim değişikliğinin etkilerinden en az şekilde etkilenmesi amacıyla yatırımlarımızı yapmaya devam ediyoruz. Her gün daha önce hiç tecrübe etmediğimiz sorunlarla karşılaşıyoruz. Aşırı hava olaylarıyla, sel, heyelan, hortum, kuraklık ve son olarak da müsilaj gibi sorunlarla birlikte yaşıyoruz." dedi.

Bir çırpıda sayılan bu olayların çevre sorunu olmasının yanında çok daha büyük bir anlam taşıdığını, birer sağlık, ekonomi ve kalkınma sorunu olarak ortaya çıktığını belirten Bakan Kurum, sözlerine şöyle devam etti:

"İşte bugün Marmara'da yaşadığımız müsilaj probleminin, çıkış sebeplerine ve sonuçlarına baktığımızda da aynı gerçekle bir kez daha yüzleşiyoruz. Fakat mutlulukla ifade etmek gerekirse birlik ve beraberlik içerisinde yürütülen çok büyük bir gayret var. Marmara'da düne göre bugün iyiye gidiş var. Ülkemizde, yaklaşık 30 yıldır, iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum noktasında, yaşanan afetlere müdahale noktasında çok büyük bir müktesebat var. Dahası, çok güçlü bir devlet iradesi var, millet desteği var, ülke çapında bir seferberlik şuuru var. Ortak duygu, ortak şuur, ortak mücadele burada en büyük şiarımız.

Van, Elazığ, Malatya ve İzmir'de nasıl seferber olduysak, Giresun'da Trabzon'da, Rize'de, Düzce'de sellerde, heyelanlarda nasıl bir ve beraber olduysak, burada da Marmara Denizi'mizi kurtarma noktasında aynı birlik ve beraberlik şuuru içerisinde çalışıyoruz. Bu mücadeleyi insani bir ödev ve doğaya saygı olarak görüyoruz. Hemen harekete geçen çevreye sevdalı bir Cumhurbaşkanımız var, liderimiz var. Ben bu vesileyle talimatları ve tecrübeleriyle bu seferberliğe liderlik eden Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum."

Bugün koordinasyon kurulunun ilk toplantısında Marmara Denizi Eylem Planı kapsamında yürüttükleri çalışmaları, kat ettikleri aşamaları ve geldikleri noktayı müzakere ettiklerini aktaran Bakan Kurum, kurul üyelerinin fikirlerini, önerilerini aldıklarını, istişare ettiklerini, birazdan açıklayacakları eylem planı kapsamında aldıkları yeni kararlara bunları yansıttıklarını söyledi.

"Ortaya koyduğumuz çalışmalarla sonuç almaya başladık"

Bakan Kurum, 6 Haziran'da eylem planını açıkladıktan sonra başlattıkları çalışmalarla yoğun bir haftayı geride bıraktıklarını anlatarak, "Hem ulusal hem de uluslararası alanda istişarelerimizi yapıyoruz, dünyanın her yerinden bilimsel çalışmaları yakından takip ediyoruz. Yaptığımız çevrimiçi toplantılarla, karşılaştırmalı analizler yapıyoruz. Mikrobiyolojik müdahale ve mekanik yöntemlerle kalıcı çözümler üzerinde çalıştık, çalışıyoruz. Geçmişe baktığımız zaman müsilaj sorunu, Avustralya, Yeni Zelanda'da, Baltık, Adriyatik, Tiren ve Sicilya Adası'nda da yaşanmış. Biz de aynı sorunla mücadele eden diğer ülkeler gibi ortak bir irade ortaya koyarak hep birlikte hareket ediyoruz. Hamdolsun aldığımız hızlı aksiyonla, ortaya koyduğumuz çalışmalarla sonuç almaya başladık." dedi.

Şu anda Marmara Denizi'ni ve kıyıları denizden, havadan, karadan 7/24 yürüttükleri çalışmalarla anlık takip ettiklerini, temizlediklerini belirten Bakan Kurum, şu bilgileri verdi:

"Uydudaki görüntülerle müsilajın termal kameralarla tespitini yaparak, yoğunluğun nerelerde olduğunu, hangi bölgelerde temizlik çalışmalarının yönlendirilmesi gerektiğini yaptığımız günlük uçuşlarla İHA'larla uydu takip sistemleriyle havadan tespit ettiğimiz değişimlere karadan ekiplerimizi anında bölgeye sevk etmek suretiyle müdahalelerimizi yapıyoruz. 8 Haziran'da başlattığımız Türkiye'nin en büyük deniz temizliği seferberliğimiz ilk günkü hızla ve azimle devam ediyor.

Gerek bakanlığımızın, gerek valiliklerimizin, gerek belediyelerimizin, gerekse ilgili bakanlıklarımızın desteğiyle 1550 personel, 46 tekne ve çok sayıda karadan temizleme ekipmanıyla çalışmalarımız aralıksız devam ediyor.

Bugün itibarıyla İstanbul, Balıkesir, Kocaeli, Yalova, Bursa, Çanakkale, Tekirdağ'da 169 bölgede temizlik faaliyetlerini yürütüyoruz. 7 gün boyunca yaptığımız çalışmalarla toplam 2 bin 684 metreküp müsilajı topladık. Toplanan müsilajı, Bakanlığımız tarafından izin verilmiş, özel geçirimsizliğe sahip düzenli depolama alanlarına göndererek, bertarafını sağlıyoruz."

Bir yandan denetimlerin aralıksız devam ettiğini belirten Bakan Kurum, şunları kaydetti:

"Uzun vadede yapacağımız yatırımlardan önce bu denetimler sayesinde Marmara'daki kirliliği en az seviyeye getirecek adımlarımı atıyoruz. Bu çerçevede mevzuata uymayan tüm işletmelere kapatma dahil her türlü cezai işlemi uyguluyoruz.

Bugün itibarıyla 7 ilimizde toplamda 2 bin 942 denetim gerçekleştirdik. Gerek İçişleri Bakanlığımız, gerek Sahil Güvenlik Komutanlığımız, gerekse belediyelerimizle birlikte farklı noktalardan 550 numune aldık. Denetimlerimiz neticesinde Balıkesir'de bir gübre fabrikası, bir termal tesisi, yine Yalova'da 3 tersane işletmesini kapattık. 55 tesis, 9 gemiye, 10 milyon lira idari para cezası uyguladık, denetimlerimize gece gündüz aralıksız olarak devam ettireceğiz."

Marmara Denizi'nde belirledikleri bölgelerde, hem su altından hem de su üstünden aldıkları örneklerle sürekli ölçümler yaptıklarını anlatan Kurum, şunları söyledi:

"Bu noktaların her birinde denizdeki oksijen, azot ve fosfor seviyelerindeki değişimleri de an be an takip ediyoruz. Bu bize neyi sağlayacak? Azot, fosfor seviyesindeki düşüşü hedefliyoruz. Hocalarımızın verdiği görüşe göre denizlerimizdeki azot seviyesinin yüzde 40 azalması halinde Marmara Denizi'miz eski haline gelecektir. Deniz üstünde ve altındaki oksijen seviyesini arttırmak hedeflerimizin başında geliyor. Bu noktada şu iyi haberi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Müsilajın tehlikeli atık olup olmadığını gösteren 5 metal elementi var. Müsilaj örneklerini, arkadaşlarımız incelediler ve her birinin üzerinden ayrı ayrı testlerini gerek TÜBİTAK, gerek ODTÜ, gerekse İstanbul Üniversitemiz ile birlikte araştırmalarını yaptık.

Yaptığımız ilk çalışmalar çerçevesinde bugün itibarıyla müsilajın tehlikeli atık olmadığı veya toksik özellik göstermediği tespitini yaptık. Bu çalışmalar ilk test gruplarımız. Oluşturduğumuz alt gruplarla birlikte denizlerdeki canlılara etkisi, kirliliğin insan sağlığına olan etkisi, balık türlerine olan etkisi, denizde yüzülüp yüzülmeyeceği gibi araştırmaları da kurullarımız bu çerçevede yapıyorlar. Sonuçlarını almaya müteakip kamuoyu ile paylaşacağız. Sağlık Bakanlığımız, ODTÜ, TÜBİTAK ve bilim insanlarımızla yürüttüğümüz ileri analiz ve test çalışmalarımız devam ediyor."

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülşen Altuğ'un “Marmara Denizi'nden izole edilen bakterilerle" yaptığı çalışmayı takip ettiklerini aktaran Bakan Kurum, bu tür çalışmaların TÜBİTAK MAM bünyesinde oluşturdukları alt kurulda değerlendirileceğini söyledi.

Bakan Kurum, çeşitli kuruluşlar tarafından "deniz ortamı dışında üretilen mikroorganizmalar" vasıtasıyla müsilajın giderilmesine dair çalışmaları izlediklerini ifade etti.

'Marmara Denizi için başlattığımız bilimsel çalışmaları Temmuz sonuna kadar tamamlayacağız'

Bakan Kurum, yürütülen çalışmalarla Marmara Denizi'nin bugün bir hafta öncesinden çok daha temiz olduğunu söyledi.

Marmara Denizi'nin su kalitesini artırmak, denizdeki canlı yaşamını korumak için 22 maddeden oluşan bir eylem planı ortaya koyduklarını anlatan Kurum, kısa ve uzun vadeli eylem planını hep birlikte hayata geçireceklerini bildirdi.

Bu bölgenin Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edileceğini hatırlatan Bakan Kurum, şöyle konuştu:

"Marmara Denizi için başlattığımız bilimsel çalışmaları inşallah temmuz ayı sonuna kadar tamamlayacağız. Koruma bölge ilanı çalışmalarımızı temmuz ayı itibarıyla tamamlamak istiyoruz. Tabii bu çalışmalar, buradaki biyoçeşitliliği korumak ve geleceğe aktarmak için de Akdeniz ve Karadeniz'in korunmasına katkı sağlamak için de çok önemli bir adımdı bu. Marmara Denizi Koruma Alanımız, bu çerçevede Türkiye'nin en büyük denizel koruma alanı. Yine dünyada sayılı büyüklükte ve etrafında 7 şehrin olduğu ilk koruma alanı olarak inşallah literatüre geçecektir. Koordinasyon Kurulu için de 14 alt çalışma grubu kurduk. Bunlar noktasal kaynaklı kirliliğin tespitiyle ilişkili ki bu kirlilikleri tespit edeceğiz. İş programını bu kirlilikleri tespit ettiğimiz noktalarda yoğunlaşmak suretiyle hayata geçireceğiz. Yine yeni yapılacak kentsel atık su arıtma tesisleri var."

Kurulacak alt çalışma grupları

Kurulacak diğer alt çalışma gruplarının "Endüstriyel Atıksu Arıtma Tesisleri", "Yayılı Kaynaklı Kirliliğin Tespiti", "Teknolojik ve Biyolojik Mücadele", "Balıkçılık Faaliyetlerinin Kontrollü Hale Getirilmesi" olduğunu anlatan Kurum, "Balıkçılıkla alakalı burada zarar gören esnafımıza, vatandaşımıza destek olunma sürecini Tarım Bakanımız da açıkladılar, bu süreci takip edeceğiz." dedi.

Müsilajın çevre ve insan sağlığına etkilerinin belirlenmesi amacıyla da bir alt çalışma grubu kurulduğuna değinen Bakan Kurum, bu grubun da müsilajın tüm etkilerini araştırarak vatandaşları bilgilendireceğini söyledi.

"Müsilaj Temizleme Çalışmalarının Düzenlenmesi", "Gemi Kaynaklı Kirliliğin Önlenmesi", "Deniz İzleme, Denetim", "Özel Çevre Koruma", "Bilgilendirme ve Farkındalık" ve "İletişim" başlıklarında da alt çalışma grupları olacağını belirten Kurum, şöyle konuştu:

"İletişimi doğru yapmak durumundayız. Tek elden yürütmek zorundayız. Vatandaşımızı doğru bilgilendirmek adına da iletişim sürecini de koordinasyon kurulunda kuracağımız bir yapı ve illerde de valilik nezdinde yürütüyor olacağız. Eylemlerimizin çok daha etkin, verimli ve hızlı bir şekilde hayata geçmesi amaçlanmakta. Valiliklerimiz de belediyelerimiz de hocalarımız da buradaki tüm kurul üyelerimiz, kurul üyelerimizin dışındaki yine hizmet aldığımız hocalarımız var, üniversitelerimiz var. Tüm ekibimizle birlikte bu çalışma gruplarına desteklerimizi sürdüreceğiz ve 3 hafta içerisinde, Marmara Denizi Havzası'nda yer alan tüm evsel, kentsel ve endüstriyel atık su arıtma tesislerini yerinde izlemeye devam edeceğiz. Bu süreç 7 gün 24 saat de fiilen devam edecek. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'mızla birlikte özellikle OSB'lerdeki arıtma tesislerinin mevcut durumu ve iyileştirme kapsamında yapılması gerekenleri konuştuk, belirledik. Bu çerçevede Marmara Denizi'ne yapılan deşarjlara ilişkin de kirlilik yüklerini tespit edecek ve iş planımızı da buna göre oluşturacağız."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.