Sevgili dostlar, olay dediğimizde her zaman günlük yaşamın içinde olagelen sosyal, olgular – aktiviteler anlaşılmasın.

Aslında olay; hiç duyulmadık bilinmedik bir şeyin ortaya gelerek kendi varlığını hissettirmesi ve büyük kitleleri doğrudan etkilemesidir.

Böyle bir etkileşim halen pek çok gizi içinde barındıran ve eşsiz bir araştırma alanına sahip uzayın kendisinde her zaman var olduğu için konumuz bu alanda seçebiliriz.

Uzaydaki oluşumları aynı yönde ilerleyerek ya da aksini düşünerek bilimsel gelişimin iki ayrı yönde, farklı ama bir noktada birleşebilen daha da etkin sonuçlar ortaya koymasını irdelemek mümkün mü ?..

Bunu şöyle izah edelim ; Yerküre’nin kendi etrafında ve bir yörünge üzerinde Güneş’in etrafında dönmesi ve bunun sonuçlarını araştırmak ortaya koymak doğru yönde düşünmek ve çalışmaksa, hareketin bir an duraksamasını ve bunun sonuçlarını anlamaya çalışmak ise ters yönde bir düşünce olabilir ve yepyeni hesaplamaları ortaya koymayı gerektirir. Dünya kendi etrafında saatte 1670 km. hızla dönerken, Güneş’in etrafında saatte 107.226 km. yol kat etmektedir. Yani uzayda savruluyoruz, uçuyoruz adeta. Böylesine dehşetengiz hızda seyreden Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönüşünde bir salise dahi olsa, bir an için frene bastığını düşünün. Herhalde kıyamet bu olsa gerek…

 Dünyamız için şimdilik imkansız gibi görünen böyle bir hareketi yapan herhangi bir uzay cismi var mıdır ?  Varsa sonuçları neler olmaktadır ?

Merak, düşünceyle birleşince araştırmak içgüdüsü kendiliğinden harekete geçer. Araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlar da her zaman kendi hanesine bilgi olarak kaydedilir. 

Bunların en tipik örneği ise ünlü İngiliz Fizikçi Isaac Newton’un ( 1643 – 1727 ) yerçekimini fark etmesi, yeryüzünde zaten var olanı bulmasıdır. Ama onu bulana kadar yaptığı çalışmalarla ve neredeyse dünyamızla ilgili bilimin temel dayanaklarından yer çekiminin var olduğunu insanlığa sunması, yeni şeylerin bulunmasında atılan dev bir adım olmuştur. Çünkü uzaydaki bütün cisimlerin kendilerine göre bir çekim ya da itme gücü vardır ve bunca uyduların uzay araçlarının yeni keşifler için gönderilmesinde çalışmaların ilk basamağını oluşturmaktadır. Hatta öyle ki gönderilen bir uzay aracının seyahatine devam edebilmesi için yolunun üzerinde bulunan uzay cisimlerinin itme ve çekim özelliklerinden faydalanarak, bilim insanları neredeyse uzayda bilardo oynamaktalar.

Yaşadıkları süreç içerisinde zamanlarının çoğunu yeni buluşları araştırmaya ayıran Alman bilim insanı Albert Einstein’ın (1879 – 1955 ) veya yine İngiliz fizikçi Stephen Hawking’in ( 1942 – 2018 ) insanlığa sundukları açısından Isaac Newton’dan bir farkları yoktur.

Hepsi de bilimsel temel verileri bilmenin ışığında  “ Neden ve nasıl olduğunu merak ederek “  düşünmenin ve bunu cesaretle ortaya koymanın sonucunda elde ettikleri başarılarla zirveye ulaştılar.

Bilim insanlarının buluşlarını insanlığa sunmaları, onların araştırmalarını azimle ve  ciddiyetle ele almalarıyla mümkün olmaktadır.. Eğer öyle olmasa bizler şu anda bilimin sunduğu nimetlerin hiç birisinden faydalanamıyor olacaktık…  

İlgilenmek bilgiye ulaşmayı, bilgiye ulaşmak ise ilgisinin ortaya çıkmasını sağlar…

Esen kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.