Sevgili dostlar, insanlar yaklaşık 8-9 yaşlarından itibaren kendi hayatlarını tanzim etmek, geleceğini dizayn ve planlamak konusunda yeterli bilince ulaşmış olurlar. Çevresinde gördüklerinden ve kendisine verilen öğütlerden etkilenerek belirli bir yapabilme gücünü iradesiyle ortaya  koymaya ve neden sonuç ilişkilerini kavramaya başladığı çağlar genellikle bu yaşlarda başlar. Dolayısıyla bir takım kaygılar duyması ve hemen akabinde kaygılarını bertaraf etmek ve önü açık yolları araştırarak kaygılarından kurtulmak çabası doğasının gereğidir. 

Çıkar yol buluncaya kadar göstereceği gayretlerde içinde bulunduğu ortam ve çevresinden göreceği destek, yardım kendisini olumlu yansıtmasında etkili olur.

Eğer bu süre uzar ve gereken yardımı, desteği görmezse yeni olumsuzluklarla  karşılaşması olasıdır. En azından olumsuzluk kendi psikolojisinde etkili olur. 

İnsan beyni her ne sorun olursa olsun onun üstesinden gelebilecek bir donanıma sahiptir. Velev ki, gördüğü destekle doğru orantılı olarak kolay ya da zor olmak aşamasıyla karşı karşıyadır..

Kişi kendisine destek ya da yol gösteren aile, okul ya da çevresinin olmaması halinde güçsüzlüğe giden bir yola girmiş olur.

Ancak güçsüzlük akılsızlıkla eş anlamlı değildir..

Her hangi bir yaratılış bozukluğu olmadığı takdirde güçsüzlük akılsızlığa neden olmaz. Yani akıl her halükarda başvurulacak en iyi yöntemdir.

Akıl dünyada boş yaşamayı değil, bilerek öğrenerek yaşamayı emrediyor !.

 Boş kafayla bomboş yaşamak her  türlü kötülüğün,  hatanın  ve  sonucunda  pişmanlığın  ta  kendisidir.     ( Okuma yazma oranının %99.9 olduğu İsveç’te suçlu sayısının az oluşu nedeniyle 5 cezaevi kapatıldı. Yine İsveç, Dünya’daki en mutlu insanların yaşadığı ülkeler arasında 5. Sırada bulunmakta. Cevdet TÜTÜNCÜ - YENİ GÜN - BİLMEMEK DEĞİL ÖĞRENMEMEK AYIP 24.Eylül.2018)

Değerli okurlar, insan kendi hayatını ve yaşantısını başkasına dikte etmek hakkına asla sahip değildir. Hiç kimse bizim istediğimiz gibi yaşamaya ya da bizim dediklerimizi yapmak zorunda da değildir..

Başkasının hak ve hürriyetinin başladığı yerde bizim hak ve hürriyetimiz sona erer..

Yani özgürlüğü ve hayatı kendimiz için yaşıyorsak bunu başkasının sırtından değil, fakat kendimize ait ve  hak ettiğimiz yere kadar yaşamak zorunda olduğumuz da, yaşantımızın ilkesi olmak zorundadır..

İşte bunun farkında olmayanlara karşı siyasetçilerimiz sıklıkla “ Suç işlemeyi hiç ama hiç kimse aklından dahi geçirmesin. “ sloganıyla toplumu motive etsinler !..

 Aklımızı, bilgi ve kültürlü olmayı ikinci, hatta üçüncü plana atarak Türkiye’nin suç işleme sıralamasında önlerde bulunmasına sebep olmak hakkımız yok…

Keyfilik insanın kendisine çizdiği sınırların içinde kalmak zorundadır..

Esen kalın.