Öne Çıkanlar koronavirüs korona corona mehti survivor

Macron'un sözleri DEAŞ gibi örgütlere ideolojik mühimmat ve lojistik sağlıyor

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın yaklaştığını hatırlatan Çelik, "Tarihte var olduğumuzu, bundan sonra da var olmaya devam edeceğimizi tarihin mührü olarak kazıdığımız 29 Ekim, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesini bütün dünyaya duyurduğumuz bir yıl dönümü. Bir kere daha Cumhuriyet Bayramı'mızı tebrik ediyoruz. Cumhuriyetimizi daha da güçlendirerek, Cumhuriyetimizi tüm nitelikleri ile daha da kuvvetli kılarak geleceğe yürüme irademizin bir kere daha altını çiziyoruz. Bağımsızlık, özgürlük, refah, adalet ve güvenlik üretme konusundaki dirayetimizin daha da güçlenmesi, geleceğe daha da güçlü bir şekilde yürümek için milletimizin desteğiyle önümüze koyduğumuz hedeflere ulaşmak için gayret etmeye devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, Mevlid-i Nebi haftasının idrak edildiğini söyleyerek şöyle devam etti: 

"Peygamber Efendimizi her anışımızda insani değerlerin yeniden doğuşunu da idrak etmiş oluyoruz. Bütün kainata selam ve esenlik getiren bir müjdeyi yeniden idrak etmiş oluyoruz. Bugün Peygamber Efendimize saygısızlık yapanların, Peygamber Efendimize karşı yanlış bir dil kullananların aslında arkalarında ne bıraktıklarına bakarsanız ırkçılık, nefret suçu, toplu mezarlar ve sömürgecilikle anılması tesadüf değildir. Çünkü insandan müjdecisi ile mücadelesi olanlar esasında insani değerlerle kavga edenler insani değerlere karşı nefret suçunu işleyenlerdir. Tabii bütün bu nefret suçlarını üretenlerin ürettiği propaganda karanlığı içerisinde Peygamber Efendimizin insanlığa daha çok tanıtılması için herkesin üzerine daha çok görev düşüyor." 

Sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, alimler ve entelektüeller tarafından nefret suçu işleyenlere karşı daha güçlü bir mücadele verilmesi için hep beraber iş birliği içerisinde bir tutum ortaya konulması gerektiğini belirten Çelik, "Bu çağ, maalesef nefret suçlarının giderek daha çok damga vurduğu bir çağ. Bunun neticesi olarak Peygamber Efendimize hakaret edenleri bu hakaretleri ile baş başa bırakıyoruz. Mevlid-i Nebi haftasında onun büyük mesajının, onun kutlu mesajının insanlığa daha çok duyurulması için hepimizin gayret göstermesi gerektiğinin altını çiziyoruz." ifadelerini kullandı.

Çelik, dağa kaçırılan çocukları için HDP Diyarbakır İl Başkanlığı binası önündeki evlat nöbetini sürdüren ailelere ilişkin şunları söyledi:

"Birileri gidip de Diyarbakır annelerini görmezden gelerek 'Ben işte Kürt sorunundan bahsediyorum', 'Ben Kürt çocuklarının geleceğinden bahsediyorum' 'Ben şu yasaklara karşıyım', 'Ben şu şekilde demokrasi mücadelesi veriyorum' dediği anda, Diyarbakır annelerinin mücadelesine destek veren bir tutum içerisine girmiyorsa, bilelim ki otomatikman ikiyüzlü bir adrese kendisini postalamış olur.

Orada evlat ve vicdan nöbeti içerisinde olan annelere üstelik de geçenlerde bir HDP milletvekilinin yaptığı hakaret, esasında onlara satılık diyenlerin, bu saygısız ifadeyi kullananların kendi vicdanlarını terör örgütüne sattıklarını gösteren açık bir tutum. Üstelik bunların siyaset arkadaşlarının çıkıp da bu saygısızlığı ve zalimliği hiçbir şekilde kınamamış olmaları, bunu görmezden gelmeleri de başka bir trajedi bizce."

Diyarbakır annelerinin yanında olduklarını belirterek evlatlarına kavuşamamış olan ailelerin en kısa zaman içerisinde kavuşmalarını temenni eden Çelik, Şırnak'ta eylem başlatan annelere de selam ve hürmetlerini iletti.

Çelik, Azerbaycan'ın ortaya koyduğu vatan savunmasını tüm safhalarıyla izlemeye devam ettiklerini ve Ermenistan'ın işgal ettiği toprakların 27 yıl sonra kurtarılması haberini almalarının kendilerini son derece mutlu ettiğini kaydetti.

Ermenistan saldırırken sesi çıkmayan bazılarının, Azerbaycan kendi vatan topraklarını kurtarmaya başlayınca ateşkes girişimlerinde bulunduklarını ibretle izlediklerini de ifade eden Ömer Çelik, Ermenistan'a verilen silahları ve Ermenistan safında çatışan teröristleri görmezden gelenlerin, Azerbaycan'ın vatan savunmasına leke sürmek için ne tür kara propagandalar yaptıklarını gördüklerini anlattı. 

Çelik, 18 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesin, üzerinden az bir zaman geçtikten sonra Ermenistan Silahlı Kuvvetleri tarafından ihlal edildiğini söyleyen Çelik, şöyle konuştu:

"Böylece bir kere daha Ermenistan'ın aslında burada diploması istemeyen, siyasi müzakere istemeyen ve saldırganlıkla işi bitirmek isteyen taraf olduğu görüldü. Yukarı Karabağ ile ilgili olarak gündem bu çerçevede, Ermenistan'ın saldırganlığı çerçevesinde gelişti. 23 Ekim itibarıyla Ermenistan'ın Azerbaycan'daki sivil yerleşim yerlerine saldırmasının neticesi olarak 63 sivil Azeri Türkü hayatını kaybetti 298 Azeri Türkü kardeşimiz yaralandı. Şehitlere rahmet diliyoruz, yararlıların bir an evvel iyileşmesini ümit ediyoruz." 

"Azerbaycan'ın sonuna kadar yanındayız"

Çelik, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin kırmızı çizgileri olduğunu belirterek şunları kaydetti:

"Ermenistan burada saldırgan taraftır. Ermenistan zaten işgal ettiği topraklarda daha da işgali büyütmek için bir saldırı gerçekleştirmiştir. Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin güçlü bir şekilde bu saldırganlığa cevap vermesi neticesinde Ermenistan işgal ettiği topraklardan bir kısmını da 27 yıldır işgal ediyor, geri püskürtülmeye başlanmıştır. Buradan bir kere daha Azeri Türkü kardeşlerimize selamlarımızı ve dayanışma duygularımızı iletiyoruz. Cumhurbaşkanımız her fırsatta Sayın Cumhurbaşkanı Aliyev ile telefonda görüşüyor, Türkiye'nin desteğini yineliyor. Yine çatışmaların en yoğun olduğu zamanda Meclis Başkanımız Sayın Şentop 18-20 Ekim tarihlerinde Azerbaycan'ı ziyaret ederek, Bakü'yü ziyaret ederek bir Türkiye Büyük Millet Meclisi heyeti ile birlikte Türkiye'nin Azerbaycan'a olan desteğini göstermiştir. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği şekilde 'Türkiye sonuna kadar Azerbaycan'ın yanında olacaktır.' Burada soruna çözüm bulmak isteyenlerin ilk olarak Ermenistan'ın işgali meselesini masaya yatırmaları gerekiyor. Ermenistan'ın bu işgalden vazgeçirilmesi gerekiyor. Oralar herkesin kabul ettiği gibi Azerbaycan'ın toprağıdır. Ermenistan orada işgalcidir ve Azerbaycan'ın yaptığı şey bir vatan savunmasıdır. Ermenistan'ın yaptığı şeyse bir saldırganlıktan ibarettir. Dolayısıyla Türkiye, bizler, hepimiz Azerbaycan'ın bu vatan savunmasında sonuna kadar yanındayız."

Ömer Çelik, Doğu Akdeniz'deki gelişmelere ilişkin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde seçimler yapıldığını ve Ersin Tatar'ın Cumhurbaşkanı seçildiğini hatırlattı. 

Tatar'ın ifade ettiği siyasi tezlerin KKTC, Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs davası için yeni ve çok daha pozitif bir dönemin işaretini verdiğine dikkati çeken Çelik, Tatar'ın ilk ziyaretini Türkiye'ye gerçekleştirdiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da devlet töreni ile karşılandığını anımsattı. 

Sözcü Çelik, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığında geçmiş dönemde duyduğumuz birtakım incitici mesajlar, Türkiye'yi inciten mesajlar Kıbrıs davasını ve Kıbrıs Türkü'nü inciten mesajların da siyasi dönemi böylece kapanmış oldu. Sayın Tatar'ın dün ifade ettikleri hem Kıbrıs'taki çözümle ilgili gerçeklere dayanan bir çözümün altını çizmesi, şimdiye kadar sadece bir oyalama olarak kullanılan bir takım mekanizmaların bundan sonra yürümeyeceğini ifade etmesi ve gerçeklere dayalı bir çözümün altını çizmesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hak ve menfaatlerinin korunması açısından bilhassa da Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerinin korunması açısından yeni bir döneme işaret etmektedir." değerlendirmesinde bulundu. 

Oruç Reis gemisinin 25 Ekim-4 Kasım tarihlerinde sismik araştırma icra edeceği bölgenin Yunanistan'a 440, Türkiye'ye ise 130 kilometre uzaklıkta olduğunu söyleyen Çelik, "Burada Yunanistan'ın tezlerinin esasında geçerli olmadığını Yunanistan'daki önemli uluslararası hukukçulardan bazıları da ifade etmektedir, bir kısmı da zaten oradaki baskı yüzünden birtakım tepkiler söz konusu olacağı için bunlar konusunda rahat konuşamıyor ama uluslararası hukukun işaret ettiği gibi Türkiye hukuki temelde haklı tezleri savunmaktadır, Yunanistan ise sadece maksimalist ve radikal tezlerin peşinde koşmaktadır." diye konuştu. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.