Öne Çıkanlar koronavirüs salgın survivor corona korona

Bugün Azerbaycan'ın yanındayız. Bütün dünya bilsin ki yarın da yanında yer alacağız

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Meclis Binası'nda yaptığı konuşmasına, muzaffer Azerbaycan Milli Meclisi'nin üyelerini, 84 milyon Türk vatandaşı adına selamlayarak başladı.

Can Azerbaycan'da olduğu için bahtiyar olduğunu ifade eden Erdoğan, "Bahtiyarım çünkü Karabağ'ı azat etmiş kardeş Azerbaycan'ın Milli Meclisi'nde sizlerle beraberim. Bahtiyarım, çünkü bağımsızlığının 30. yılına ulaşan Azerbaycan'dayım." diye konuştu.

Karabağ'ın azat edilmesinin Azerbaycan'ın bağımsız geçen 30 yılının en önemli hadisesi olduğunu dile getiren Erdoğan, bu zaferle Kafkaslar'da kanayan bir yaranın kapandığını, bölgede kalıcı barış ve huzur için büyük bir fırsatın doğduğunu söyledi.

Bölgenin topyekun kalkınması, refahın artması, huzurun kökleşmesi için üzerlerine düşenleri yapmaya tüm samimiyetleriyle hazır olduklarını vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Geçtiğimiz 30 yılda Karabağ'da yaşanan kriz döneminde kimlerin eline ne geçtiği, kimlerin bu işten kazançlı çıktığı, kimlerin de kaybettiği gayet iyi biliniyor. Canı yananlar, kanı dökülenler, acı çekenler, maddi ve manevi olarak kaybedenler sadece Karabağ'da yaşayan insanlardır. Kolay değil 30 yıl. Benim Azeri kardeşlerim 30 yıl kendi meskenlerinden ne yazık ki kaçkın hale geldiler ve oralar işgal halindeydi. 30 yılın sonunda hamdolsun tekrar işgal altında olan bu topraklar sahiplerine kavuştu. Karabağ'da 30 yıldır süren ihtilafın çözümsüz kalmasına seyirci olanlar, daha doğrusu krizin sürmesi yönünde gayret gösterenler ise hep kazanan tarafta olmuşlardır. Kalıcı barışa giden yolun, bölgedeki tüm halkların ve devletlerin karşılıklı güven temelinde geliştirecekleri iş birliklerinden geçtiğine inanıyoruz. Büyük bir liderlik göstererek Karabağ Zaferi'ni ve barışı Azerbaycan'a kazandıran Azerbaycan ordularının ali başkomutanı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı hürmetli kardeşim İlham Aliyev'i bir kez daha tebrik ediyorum."

Erdoğan, liderlerin yanında, Karabağ'da zafere ulaşmak için tek yumruk, tek yürek olan, milli birlik ve beraberlik duygularını en yükseğe taşıyan Azerbaycan halkını ve gözlerini kırpmadan vatan için Karabağ'ın azatlığı için kahramanca mücadele eden Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri'ni tebrik etti.

Şehitlerin her birine Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyen Erdoğan, kutlu vatan savaşı döneminde Türkiye'nin hem devlet hem de millet olarak tüm kalbiyle Azerbaycan'ın yanında yer aldığını anımsattı.

"Azerbaycan'ın aydınlığı aydınlığımız"

"Bugün bütün imkanlarımızla Azerbaycan'ın yanındayız. Bütün dünya bilsin ki inşallah yarın da yanında yer alacağız." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nasıl ki Balkan Savaşı sırasında Azerbaycan Milli Marşı'nın yazarı Ahmet Cevat, beraberindeki Azerbaycanlı gençlerle Osmanlı ordusunda savaşmışsa, nasıl ki Çanakkale'de Azerbaycan'dan gelen yiğitlerle, Anadolu'nun delikanlıları birlikte mücadele edip hep birlikte şehadete yürüyüp zafer kazanmışlarsa, nasıl ki Kafkas İslam Ordusu'nun aslanları, Nuri Paşa'nın askerleri, o gün Azerbaycanlı kardeşlerimizin yardımına koşmuşlarsa biz de bugün ve gelecekte bir ve beraber olacağız. Azerbaycan'ın aydınlığı aydınlığımız, sevinci sevincimiz, azatlığı azatlığımız, kaderi kaderimiz, kederi kederimizdir."

Erdoğan, Nuri Paşa'nın Kafkaslar'a geldiği dönemde Ermenilerin 12 binden fazla Türk'ü, Müslümanı katlettiğini, Kafkaslar'da tarihin kara sayfalarına yazılacak bir kıyımın yaşandığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

"Türk milletine olmadık iftiralarla çamur atanların önce buralara, Kafkaslara, Azerbaycan'a bakmaları gerekir. Hem de yalnız 100 yıl öncesine değil daha 30 yıl evvel Karabağ'da yaşananlara, Hocalı'da yaşananlara bakmalıdır. Sonra vicdanları el verirse bize yönelttikleri ithamları oturur kendileriyle ayrıca konuşuruz. Ama bunların gözleri var görmez, kulakları var duymaz, kalpleri zaten nasır tutmuştur. Karabağ'ı ve işgal altındaki Azerbaycan topraklarını 30 yıl boyunca yakıp yıkanları, giderken de geride kalan her şeyi ateşe verenleri görmeyenler, azatlık mücadelesini engellemek için seferber oldular. Şimdi gelsinler Fuzuli'yi görsünler, buraların sağı solu nasıl yakılmış, yıkılmış, tarumar edilmiştir. Gelsinler Karabağ'ı görsünler. İşte dün, yol boyunca buraların halini gördük, Kelbecer'i gördük. Buraları ne hale getirmişler, nasıl bombalayıp, yakıp yıkmışlar. Bunlar gelirken işgalci, giderken ise tarumar ediciydi. Sadece bu davranış bile Karabağ'ın kimin vatanı olduğunu göstermeye yeter."

"Azerbaycan'ın yanında yer almayı sürdüreceğiz"

Azerbaycanlıların, 30 yıl önce Karabağ'dan çıkmak mecburiyetinde kaldıklarında hiçbir yeri yıkmadıklarının ve hiçbir evi ateşe vermediklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çünkü insan kendi yuvasını yıkamaz, kendi vatanını ateşe veremez. Ama Karabağ onların vatanı olmadığı için her şeyi yakarak, yıkarak gittiler. Onların yaktıkları köyleri, yıktıkları şehirleri Azerbaycan şimdi tekrar yeniden inşa ediyor. Beraber, buraları inşa edeceğiz ve yeni bir Karabağ meydana getireceğiz. Medeniyet ile vandallık arasındaki farkı görmek isteyen, gelsin Karabağ'da iki dönem arasındaki farka baksın. Karabağ, coğrafya olarak dünyanın en güzel bölgelerinden biri olmanın yanında kültür ve medeniyet olarak da en birikimli yerlerinden biriydi. İnşallah yine öyle olacak. Türkiye olarak inşallah bu süreçte de kardeş Azerbaycan'ın yanında yer almayı sürdüreceğiz."

"Şuşa'yı gelecek yıl 'Türk Dünyası Kültür Başkenti' olarak görmekten memnuniyet duyarız"

Erdoğan, dün Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Şuşa'da olduklarını hatırlatarak "Azad Karabağ topraklarında Azerbaycan bayrağının gururla dalgalandığını görmenin bahtiyarlığını bizzat yaşadık." ifadesini kullandı.

Şuşa'nın Karabağ Hanlığı'nın kurucusu Penahali Han devrinden beri adeta tabii bir sanat akademisi gibi müziğin, edebiyatın, sanatın en yüksek seviyede yaşadığı ve yaşatıldığı bir şehir olduğunu söyleyen Erdoğan, şiirleri bugün de sevilerek okunan Molla Penah Vagıf'tan başlayarak Şuşa'nın edebiyatın merkezi olma vasfını koruduğunu kaydetti. Erdoğan, "Kartal yuvası gibi kayalıkların üstünde semaya yakın kurulmasından olacak, Şuşa'ya kültürün, sanatın, edebiyatın ilhamları hep bolca gelmiştir." diye konuştu.

Erdoğan, Şuşa'nın, bestekar Üzeyir Hacıbeyli'nin, Bülbül'ün, Hurşidbanu Natevan'ın, Reşit Behbudov'un ve daha nice sanatçıların, şairlerin yurdu olduğunu dile getirerek şöyle devam etti:

"Ahmet Ağaoğlu gibi yalnız Azerbaycan'da değil, Türkiye ve Türk dünyasında da fikirleriyle etkili olmuş aydınların yuvası Şuşa, bugün tekrar kültürle, medeniyetle, hiç endişe etmeyin ayağa kalkıyor. Şuşa'nın 'Azerbaycan Kültür Başkenti' ilan edilmesi ve geçtiğimiz günlerde Cıdır Düzü'nde düzenlenen Har-ı Bülbül Musiki Festivali, bu doğrultuda dünyaya verilen açık bir mesajdır. Vagıf Şiir Festivali'nin hazırlıklarının devam ettiğini memnuniyetle duyuyorum. Bu yıl Azerbaycan'ın kültür başkenti olan Şuşa'yı gelecek yıl da 'Türk Dünyası Kültür Başkenti' olarak görmekten memnuniyet duyarız. Türk dünyasının dört bir yanından gelecek kültür ve sanat ehlinin, bu güzel şehirde buluşması Şuşa'nın kadim tarihine verilen en güzel selam olacaktır."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.