MARMARİS-BODRUM-FETHİYE

MARMARİS-BODRUM-FETHİYE
YAZAMADIKLARIM/ Gazetemiz Yenigün’de daha önce ülkemizin tüm şehirleri bir yazı dizisi halinde yayınlanmıştı. Ne kadar fazla yer gezmeye kalkılsa da eksikler olabiliyor. Zamanla detaylı gezimlerin olduğu coğrafyalar da olabiliyor. Bu nedenle geçmişte yazdıklarıma ek olarak yeni bölümler yazılmasına ihtiyaç hasıl oldu. “YAZAMADIKLARIM” başlıklı yazı dizisinde bunları bulacaksınız. BÜLENT UĞUR

SEDİR ADASI – AMOS (MARMARİS)

Yıllar önce gittiğim Sedir Adası’na bir kez daha gittim. Marmaris’e bağlı Çamlı Köyü iskelesinden kalkan teknelerle ulaşımın sağlandığı Sedir Adası’na gidişte, Gökova Körfezi’nin tertemiz denizi ve sonsuz güzellik veren görüntüsü sizi bambaşka hayallere götürüyor. Bulunduğunuz noktadan körfezin karşı kıyısında gördüğünüz yerler, Muğla’nın cennet koyu Akbük ve çevresi.

1-gokova-korfezi-2.jpg

Gökova Körfezi

Tekne güzergahında ilk olarak Lacivert Koy’da yüzme molası veriliyor. Koy’un muhteşem lacivert rengini gördüğünüzde, neden bu ismin verildiğini anlıyorsunuz. Yunus Koyu ve Fenerli Ada diğer durak noktaları.

Sedir Adası’na vardığınızda iskelenin hemen üst bölümünde Kıstak Kilisesi’nin kalıntılarını altında ise antik liman kalıntılarını görüyorsunuz. İskelenin sol tarafına yürüyerek gittiğinizde sırasıyla; amfi tiyatroyu, Apollon Tapınağı’nı ve agorayı göreceksiniz. Adanın tarihteki ismi Kedrai imiş. Tarihi M.Ö. 6. yüzyıldan başlayan Sedir Adası; zeytin ve çam ağaçları ile makilerden oluşan bir bitki yapısına sahip.

2-sedir-adasi-kistak-kilisesi.jpg

Sedir Adası – Kıstak Kilisesi

İskeleden yolunuza direk olarak devam ederseniz, Sedir Adası’nın ünlü Kleopatra Plajı’na geliyorsunuz. Yanma özelliğine sahip kumun, Kraliçe Kleopatra için Mısır’dan getirildiği rivayet ediliyor. Plaj, koruma altına alınmış, denize girmek için kumsalın açığından gitmek zorundasınız. Plajın kumu fazla değil. Her gelen bu ünlü kumdan bir avuç alsa, zaten burada bugüne kadar kum kalmazdı.

3-sedir-adasi-klopatra-plaji-20.jpg

Sedir Adası – Kleopatra Plajı

Marmaris’in İçmeler beldesinden Turunç’a ulaştıktan sonra Amos Antik Kentine karadan ulaşmak mümkün. Amos’ta gezi tekneleri de mola vermekte. Molada karaya çıktıktan sonra tırmanarak antik kentin merkezine kadar ulaşabilirsiniz. Kentin, Roma döneminde oluşturulduğu bilinmekte. Tiyatro ve tapınak görülecek yapıların başında gelmekte. Amos’un tiyatrosundan görünen Turunç tarafındaki manzara muhteşem. Bir o kadar muhteşem manzarayı da zirveden Kumlubük tarafına baktığınızda görebilirsiniz.

4-amos-12.jpg

Amos Antik Kenti - Tiyatro

5-kumlubuk-3.jpg

Amos’tan Kumlubük’ün Görünüşü

BODRUM’UN GÜNEYİ

Bodrum’a daha önceki gidişlerimde; merkezini, batı sahillerini ya da kuzey sahillerini gezdim. Bu defa güneyine vakit ayırdım.

Bodrum’un güney tarafında en ünlü yeri Kargıcak Koyu. Koy halka açık bir plaja sahip. Denizi oldukça temiz. Hatta o kadar ki adeta doğal yaşam gibi köpek ve ördeklerin birlikte yüzdüklerine şahit olduk.

6-kargicak-koyu-kopek-ve-ordekler.jpg

Kargıcak Koyu – Köpek ve Ördeklerin Kardeşçe Yüzüşü

Kissebükü’nün tepeden görünüşü muhteşem. Yolu biraz zorlu olsa da aşağıya kadar indik. Aşağıda tarihi bir yapının kazı çalışmalarına şahit olduk. M.S. 5. yüzyılda kurulan antik kentin adı Anastasiopolis imiş. Arkaik Dönemden, Roma Dönemine kadar uzanan arkeolojik bulguların tespit edildiği kent, M.S. 7. yüzyılda Arap akınlarının başlaması ile birlikte diğer sahil kentleri gibi terkedilmiş. Antik kentte; liman, kilise, şapel, vaftizhane, hamam ve mezar yapılarının yanı sıra henüz ne olduğu tespit edilemeyen yapılara da rastlanmış.

7-kissebuku-3.jpg

Kissebükü’nün Tepeden Görünüşü

Pabuç Burnu, Bodrum’un güneyinde gezmek istediğimiz bir burundu. Ancak otellerin kapattığı bölgeyi gezmemiz mümkün olmadı.

8-kissebuku-6.jpg

Kissebükü Plajı – Anastasiopolis Antik Kenti Kazıları

Yalıçiftlik’in önünde ve Bodrum yolu üzerinde halka açık iki adet plajı bulunmakta. Buradaki tesislerde her tür yeme içme imkanı bulunmakta.

9-yaliciftlik-2.jpg

Yalıçiftlik Plajı (Nuray Uğur ile)

GÜNLÜKLÜ KOYU – ENVER YALÇIN YÖRÜK MÜZESİ (FETHİYE)

Fethiye’nin halka açık koylarını görmüştüm. Bu defa Günlüklü Koyu’na gittik. Koyun her iki yanı da ücretli şekle bürünmüş. Kendi şemsiye ve şezlongunuz varsa sol tarafta size gösterilen küçük ve bakımsız alanda kalıp, denize girebilirsiniz. Sağ taraftaki alanda bu imkan da yok. Daha üst seviyede dizayn edilmiş bu bölümün fiyatları da daha üst seviyede. Kısacası, “Halka kapalı bir koy” desek, çok da yanlış söylemiş olmayız.

10-gunluklu-koyu-6.jpg

Günlüklü Koyu/Fethiye

Çok defa gittiğim Fethiye’de her nasıl olduysa Enver Yalçın Yörük Müzesi’ni atlamışım. Bu defa, Göcek’te yaşayan arkadaşım Şinasi Özkan’ın rehberliğinde bu müzeye gittik. Aslında burası, sahibi Enver Yalçın tarafından bir kır restoranı şeklinde dizayn edilmiş. Biz de kahvaltı yapmaya gittik. Kahvaltı için sunulan çok sayıda ürün; doğal ve lezzetliydi. Ama benim ilgi alanım müzeydi. Kahvaltı sonrası hemen müzeyi ziyaret ettim. Enver beyin yıllar içerisinde biriktirdiği ve topladığı yöresel eşyalardan oluşan koleksiyonu gerçekten etkileyiciydi. Sonrasında bahçesinde kahve içelim dediğimizde, hangi köşeye oturacağımızı şaşırdık. Her köşesi ayrı bir güzellikte ve konforda dizayn edilmiş şirin bölümlerden oluşuyordu.

11-enver-yalcin-yoruk-muzesi-2.jpg

Enver Yalçın Yörük Müzesi (Şinasi Özkan ile)

Şinasi’den bahsetmişken, onun Göcek’te bulunan evinin, bizlere, muhteşem Göcek manzarasını sunduğundan bahsetmeden geçersem haksızlık yapmış olurum.

12-sinasinin-evi-1.jpg

Şinasi Özkan’ın Göcek Manzaralı Evi

8-7-24-12-bulent-ugur.jpg

BÜLENT UĞUR

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.