Dünyadaki eski şehirlerin en büyük ekonomik kaynağı, kenti süsleyen yapılardır. Asırlık kent İstanbul’un, eskinin mesajlarını bize doğrudan taşıyan adeta bir zaman makinası niteliğinde olan semtlerinin değerli yapılarının yeterince sahiplenilmemesini anlayamıyorum. Ne yazık ki bu şehrin şimdiki sahipleri olarak çoğumuz bu değerlerin farkında bile değiliz. Oysaki İstanbul üç önemli imparatorluğun başkenti olmuş ve tüm semtlerin içinde bulunan hamam, köşk, çeşme, tünel cami, kilise hepsinin bir birinden değerli hikâyeleri var.

Bazı çok değerli firmalar bu mekânları şirket merkezi, otel, kafe haline getirip birçok insanın bu değerleri ziyaret etmesini ve yarım saatte olsa eskiyi hissetmelerini sağlıyor.  Onlara çok teşekkür ediyorum. Daha sonra yazacağım yazılarda bu mekânlara mutlaka yer vermek istiyorum.

Geçmişini bilmeyen insan hafızasını yitirmiş gibidir. Geçmiş değerlerine sahip çıkamayan toplumlar fay hattında yaşıyor gibidir. En ufak bir sarsıntıda yok olmaya mahkûmdurlar. …

Bu hafta size sürprizim  V. Murad’ın Fikirtepesi’ndeki köşkü olacak. Sizlerinde ilgisini çekebileceğini düşünerek yaptığım araştırmalardan ve değerli hocamız Müfid Ekdal’ın kitabından önemli bulunduğum notları sizle paylaşmak istedim…

V. Murad’ın “ yalnız” köşkü

Kuyubaşı Kayışdağı yolunun üst tarafındaki hafifçe yüksek tepenin üzerine V. Murad’ın köşkü yapılmış, etrafı yüksek duvarlar ile çevrilmişti.  Bahçesindeki çam, çınar ve kestane ağaçları boy atmış, köşkün çatı hizasını geçmiş, yoldan bakılınca duvarların dışındaki geniş ve çorak tarlalar ortasında sık ağaçlardan oluşan bir orman görünümü yaratmıştı.

Köşkün kuzey tarafındaki duvarların biraz ilerisinde Kurbağalı Dere geçer, yaz aylarında hep bir ağızdan bağrışan kurbağaların sesleri tenha yörenin sükûnetini bozardı. V.Murad şehzadeliğinde yazları burada oturmuş, üç ay süren padişahlık döneminde ise köşke gelecek vakti olmamıştı.

Cumhuriyet ilan edilmişti. Ama V. Murad’ın ismi, okulu, köşkü, karakolu geçmişten gelen varlığını sürdürüyordu.

O yıllarda Murad Efendi’nin köşkü bakımsızlığa itilmişti. 11 Nisan 1927 ‘de merhum Prof. Dr. Süheyl Ünver Hocamız köşkü gezmiş, evin ve bahçedeki binaların durumu hakkında bazı notlar almıştı.

Bu bilgilere göre: “ Müstakil bir hamam dairesi vardır. Hamamın istikametindeki panjurlu yapı muhtemelen harem halkının oturması için yapılmıştı. Bu bir dairedir ve odaları vardır.

Hamamın karşısında ahşap bir binaya başlanmış, üç kat çıkılmış, etrafına tahtalar çakılmış, birinci katın döşemesi tamamlanmış fakat o vaziyette kalmıştır.

Bu yarı kalmış yapının ilerisinde kâgir bir köşk mevcuttur. Alt ve üst katlarında birer salon, salonların yanlarında ikişer oda vardır. Eşyaları kaldırılmıştır. Burası Sultan Murad’ın özel dairesiymiş. Tahir Efendi’nin hattı olan bir levha da bulunmaktadır.

Moltke’nin resmi ve etrafına yazılmış methiye bir başka çerçeve içinde durmaktadır. Silistre Kalesi’nin ve Tuna nehri’nin bir kısmının planı yapılarak Sultan Murad’a ithaf olunmuş ve duvara asılmıştır.

Ayrıca karlı ve çamlı güzel bir gravür renkli olarak yapılmıştır. Alt katta limonluk vardır. Bina Sultan Murad’ın zevkine uygun olarak yapılmış denemez. Buna mukabil  üç kattan oluşan selamlık dairesi muhteşemdir.

Selamlığın orta ve üst katları aynı şekilde olup salonların yanlarında karşılıklı üçer oda vardır. Selamlık çok zevkli şekilde döşenmiştir. Salon ve odalar tezyinatlıdır. Üst kat salonundaki mefruşat aynı tarzda olup, zemin gayet güzel, mozaik şeklinde saatler, avizeler ve kıymetli eşyalar vardır. Sultan Mecid ve Sultan Aziz’in tuğralarını taşıyan pek çok eşya görülmektedir. Kapları üzerinde Sultan Murad’a ithaf edildiği yazılı notalar bu dairede durmaktadır.

Batı esintili köşk 

Üç laleden oluşan bir çift vazo vardır. Yan taraftaki küçük, döşeli odalarda çok güzel karyolalar vardır. Her odanın möblesi ayrı ayrı seçilmiş olup hepsi Lui Sez biçimindedir. Hiçbir oda şark tarzında veya arabesk olarak döşenmemiştir. Kıymetli halılar azdır, tavanlar rokoko tarzında işlenmiş, tablolar muhtelif malzaraları göstermektedir. Bu ahşap dairenin alt ve üst katlarındaki döşeniş tarzının bir birinden farkı yoktur. Üst kattaki odaların birinde muhtelif şekilleri havi ve bir camekân içine konmuş 408 adet ok vardır. Bu okların yeleleri çeşitlidir. Helezonvari yaptırılmış ve kullanılabilir haldedir.

İnceleri ve kalınları görülmektedir. Sultan Murad’ın oğlu Selahaddin Efendi ‘nin torununun fotoğrafları, güzel bir domino masası, birkaç piyona gene bu dairededir.

Alt kat salonda fevkalade kıymetli ve Avrupa seyahatlerinden bizzat Sultan Murad tarafından satın alınan dört gravürde muhtelif Avrupa manzaraları görülmektedir. Bir domino iskelesi, zarif kağıtlıklar yine bu kattadır.

(Devam edecek)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.