Son yılların değil belki de son 20 yılın en kötü derbi başlangıcıydı. Sadece başlangıç olsa yine iyiydi. İkinci yarıdaki hafif kıpırdanmalar hariç koca doksan dakika nasıl korkak oynayabilirdi hedefine şampiyonluğu koyan bir takım. Böylesine önemli maçlar öncesinde taktik tahtasına ilk önce cesaret kelimesini yazmalı takımın patronu. Şampiyonluğun perdesini aralayacak derbilerde sahaya koyacağınız sistem, formasyon, oyuncu isimleri elbette önemlidir ama maç konuşması yaparken karşılaşmayı kazanacağınıza sizin inanmanız gerekir teknik adam olarak herkesten önce. 

Futbolun çok bilindik sorularındandır bir teknik adamın takıma etkisi. Klasik soru şöyle sorulur hep; " Bir teknik adamın takıma etkisi yüzde kaçtır?" Ünal Karaman'ın onca eksiğine gediğine rağmen görevinden ayrılmadan Trabzonspor'u belli bir noktaya getirmesi, Avcı'yla bir türlü kendine gelemeyip Sergen Yalçın'la adeta Abdullah hocanın oynatmak istediği pas oyununa zıt önde baskın oynamaya çalışması çok iyi teknik adam dokunuşları değil midir sizce de? Elbette iyi teknik adam olmak elinizdeki kadronun kalitesiyle ilgilidir. Ama hocanın da elindeki malzemeyle güzel bir futbol ziyafeti çekmesi gerekir takımını destekleyen taraftarlarına. Bu arada Okan Buruk'u da unutmayalım. O da Avcı'nın pas oyununu alt edenlerden. Ve maalesef Aykut Kocaman ve Abdullah Avcı inatla pas oyununda ısrar edip kendilerini zor duruma düşüren hocalar olarak anılacaklar şimdilik. Futbolda pas oyunuyla beraber rakibe önde basan, oyuna hükmeden oyun tarzını birleştirdiğiniz müddetçe var olabilirsiniz teknik patron olarak.

YANLIŞ TERCİHLER

Gel gelelim Ersun Yanal haftalardır hatta aylardır oturtamadı takımına oynatacağı futbolu. Herşeyden önce cesaretini kaybetmiş bir teknik adam karakteri olarak görüldü herkes tarafından. Fenerbahçe'yi şampiyon yaptığı sezondaki Yanal neredeydi şimdiki Yanal nerede! Arasında dağlar kadar fark vardı. Bu sezon başından beri filmi geri sardığımda sadece Kadıköy'deki Başakşehir maçını hatırlıyorum. Az biraz da Trabzonspor deplasmanı. Gerisi teferruat. Tamam sol beksiz kaldın. Haklısın Muriç'e mahkum kaldın. Ne desen doğrusun stopersiz kaldın. Kanatlarda alternatifsiz kaldın fakat elindeki malzemeyi hep yanlış kullanıp yanlış isimlerle oynadın be sevgili hocam.

Ünal Karaman klasik 10 numara oynayan yani santrafor arkasında serbest gezen Jose Sosa'dan gerektiğinde defansif oynayabilen, geriye koşup rakip atağı kesebilen bir karakter hediye etti futbolumuza. Ancak Ersun Yanal aynı çabayı Mehmet Ekici ve Miha Zajc için yapamadı. Galatasaray maçı bunun için en güzel fırsattı aslında. Jailson için hocayı asla eleştirmem. Jailson'a olan güvenini Falette'ye göstermemesini anlayabilirim. Ancak Tolga'yı ısrarla kanatta oynatmaya devam etmesi, Türkiye Kupası hariç futbol oynamayı unutan Tolgay'ın böylesine bir gecede sahada olması sadece şampiyon olmak istemeyen ve cesaretini bir yerlerde bırakmış bir hocanın alabileceği kararlardı. Oysaki böylesine kapışmalarda elinizde kullanacağınız yetenek yönünden hiç de fakir olmayan oyuncularınız varsa, farklı isimleri doğru yerlerde kullanmak sizi zafere götürebilirdi eninde sonunda. Kaybetseniz bile bir şeyleri doğru yaparak kaybedersiniz en kötü ihtimalle.

Yanal sol önde Deniz'le başlayıp Ozan'ın yanına Ekici'yi veya Miha'yı monte edebilirdi Karaman'ın Sosa uygulamasına benzer şekilde. Hocanın yerine ben olsaydım demek bu saatte belki çok kolay ama Ozan-Ekici ikilisiyle başlayıp Hasan Ali'yle Deniz'i partner yapmak, olası bir kayıpta hocanın acımasızca eleştirilmesinin önünü kapatabilirdi diye düşünüyorum. 

Ünlü Fransız yazar ve filozof Voltaire'nin sözüyle bitireyim yazımı. Şöyle diyor cesaretle ilgili olarak; " Sadece cesareti olanlar yaşar". Cesareti olmayan bir teknik adamla şampiyonluğa havlu atmıştır Fenerbahçe. Bundan sonrası sadece prestij mücadelesidir artık. Geçmiş ola!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.