Öne Çıkanlar corona koronavirüs beşiktaş korona salgın

Müsilaj nedeniyle deniz canlıları yok oluyor!

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın desteği ile bir bilgilendirme etkinliği düzenledi. Bilim insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının, sosyal sorumluluk alanında konu ile ilgili kurum temsilcilerinin ve gazetecilerin katıldığı etkinlikte tekne ile inceleme turu ve beyin fırtınası yapıldı. 

Etkinlikte konuşan, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi'nde dibe çöken müsilajın (deniz salyası) parçalanmaya devam ettiğini söyledi. Sarı ayrıca parçalanmış simsiyah renkte müsilaj gözlemlediğini belirtirken, 'Yüzeyde bulunduğunda da sorun, su kolonunda bulunduğunda da sorun, dipte bulunduğunda da sorun, parçalanırken de sorun. Parçalanırken ne oluyor? Suyun içindeki çözülmüş oksijeni kullanıyor. Diplerdeki oksijeni tüketiyor. Organik yapıdaki müsilaj parçalanırken elementlerin geri beslenmeye neden olarak azot gibi besin elementlerini tekrar suya salmış oluyor.' ifadelerini kullandı. 
Sarı, yaptığı açıklamada, geçen yılın sonlarından itibaren yüzey ile 30 metre derinlik arasında şeritler, tüller ve büyük parçacıklar halinde müsilaj görüldüğünü hatırlattı.

Dipteki tehlike büyüyor: Marmara'nın müsilaj kabusu bitmedi

Denizin dibine inen müsilajın denizdeki oksijeni azalttığını söyleyen Sarı, "Müsilaj 30 metre derinlikte Marmara Denizi'nin her tarafında, su içerisinde görülen büyük kütleler. Bunlar şu an su yüzeyinde görünmüyor ama denizin diplerine çöktü büyük bir kısmı. Parçalanması da mikroorganizmaların bunları ayrıştırmasıdır. Suyun içerisinde mikroorganizmalar çözünmüş oksijeni kullanıyorlar" dedi.

"Müsilajın diplerde parçalanmış olması oksijeni azaltıyor"

Sarı, denizdeki oksijen miktarının azalmasının deniz canlılarının yanı sıra insanlar için de risk oluşturduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
"Bir avuç suyu elimize aldığımızda sadece su görüyoruz ama incelendiğinde laboratuvarda orada binlerce yaşam var. Denizin içindeki oksijenin azalmasıyla binlerce canlı türü tehlike altına giriyor. Başka bir tehlike de bizim soluduğumuz havanın içindeki oksijenin en az yarısı denizden geliyor. Biz de soluduğumuz hava itibarıyla ormanlardan daha çok denizlere bağlıyız. Marmara Denizi'nde oksijenin bitmesi demek sadece deniz canlılarının ölmesi anlamına gelmiyor, hepimizin yaşamlarında ciddi değişiklikler ortaya çıkabilecek bir durum. Müsilajın diplerde parçalanmış olması oksijeni azaltıyor."

"Müsilajın 3 nedeni var"

Müsilaja sebep olan faktörleri sıralayan Sarı, atıkların denizi kirlettiğini vurguladı ve bireysel tedbirlerin artırılması uyarısında bulundu: "Müsilaj bir sonuçtur, nedenleri ortadan kaldırmamız gerekiyor. Deniz suyu sıcaklıkları artıyor, bu iklim değişikliğiyle ilgili. İkincisi, Marmara Denizi durağan bir deniz. Bu durum da müsilajı tetikliyor. Üçüncü olarak kirlilik Marmara'yı tehdit ediyor. Marmara'nın yapısını ve iklimi değiştiremeyeceğimize göre kirliliğe sebep olan kaynakları durdurmamız gerekir." 

“Sanayileşmenin getirdiği kirliliğinin bedelini ödüyoruz”

Toplantıya katılan, Biotrend Enerji Genel Müdürü Mehmet Ali Nalçacıoğlu: Sanayileşmenin getirdiği kirliliğinin bedelini ödüyoruz. Suyun bir dengesi var, hep beraber bu dengeyi bozduk. Bizim temiz su kaynaklarımızı koruyup pisletmemiz lazım. Yapılacak şeyler belli ama bunda herşeyden önce sermaye bulmak gerekiyor.

 “Toplam sera gazının yüzde 3’ünü bile oluşturmuyor”

Toplantıda konuşan, Piri Reis Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oral Erdoğan:  Deniz taşımacılığı dünyadaki toplam yük trafiğinin miktar olarak en az yüzde 70’i değer olarak yüzde 80’i ifade ediyor. Dünyada 100 bin civarında yük gemisi var. Bunlardan çıkan sera gazları dünyada çıkan toplam sera gazının yüzde 3’ünü bile oluşturmuyor. Buna ek olarak limancılık eklenebilir. İklimi kirletme açısından asgari oranda. OECD ulaştırma forumları var. Bu forumlarda  çeşitli ülkeler ileriye dönük hangi çalışmaları yapmalıyız diye tespitlerde bulundular. Ama Türkiye bu çalışmalarda nedense hep yoktu. Biz kuralları, kurallar çıktıktan sonra farkederiz ve ona uymaya çalışırız. Bu durum 2005-2006’dan itibaren değişmeye başladı. Gemilerin sera gazını azaltma yönünde bir dönüşüm yapıp emisyonu temize döndürme olayıdır. Bizim gemilerimizde bu iş için mükemmel örnek oldular. İlk defa kongreye giden 9 tane çalışmadan ikisini Türkiye verdi ve kabul edildi. Bizim önerdiğimiz iki konudan birisi karbonsuzlaştırma açısından özelliklede Covid etkisiyle oluşan artı veya eksilerin dikkate alınarak bu işin yapılması konusuydu. Özellikle de gemilerde ve limanlarda yeni alınacak tedbireri ortaya koymakla ilgili.”

ENGİN ÇAĞLAR / YENİGÜN / İSTANBUL

YENİGÜN HABER MERKEZİ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.