Öne Çıkanlar koronavirüs corona korona beşiktaş salgın

Milli ekonominin temeli tohumdur

GROWTECH bünyesinde  gerçekleşen toplantıya toplantıya TÜRKTOB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Savaş Akcan, Yönetim Kurulu Üyesi Dr.Ahmet Yılmaz ve Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Aykut Hacıoğlu katıldı. Başkan Yardımcısı Savaş Akcan önemli mesajlar verdi.

Tarımsal üretimin en stratejik öğesinin tohum olduğunu söyleyen TÜRKTOB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Savaş Akcan; "Dünyada en stratejik sektörlerin başında tarım ve gıda geliyor. Bu gerçeği; iklim değişikliği, küresel ısınma, kuraklık ve pandeminin etkileri ile hepimiz çok daha iyi anladık.  Millî ekonominin temeli tarım, tarımsal üretimin en önemli ve stratejik ögesi ise tohumdur. O zaman tohumu ve tohumculuk sektörünü de aynı bakış açısı ile değerlendirmek gerekiyor.

İklim değişiklikleri, teknolojik gelişmeler ve pandemi nedeniyle farklılaşan üretim ve tedarik koşulları tohumun bu misyonunu hem güçlendiriyor hem de dönüştürüyor.  İklim krizine çözüm alternatifleri arasında ilk sırada tohum var. Kuraklığa dayanıklı/toleranslı yeni bitki çeşitleri talep ediliyor. Değişen gıda güvenliği anlayışının üretime etkisi tarladan, bahçeden yani tohumdan başlıyor.

Tohumculuk ise, her biri ayrı ekonomik etkinlik dalı olan; bitki ıslahı, yetiştiricilik, sanayi, dağıtım, pazarlama ve satış süreçlerini kapsayan dev bir sektör.

2008 yılının sonunda kurulan ve bugün 65 bin üyeye ulaşan Türkiye Tohumcular Birliği olarak konu alanımız bildiğiniz gibi sadece tohum değil. Meyve fidancılığını, sebze fideciliğini ve süs bitkiciliğini de kapsayan geniş bir yelpazede hizmet veriyoruz. Tohumculuk sektörünün gelişimindeki en önemli parametrelerden biri sertifikalı tohumluk üretimi ve kullanımındaki artıştır. Türkiye’de 2000 yılında 145 bin ton olan üretim, 2007 yılında 325 bin tona, özel sektörün gayretleri ve sertifikalı tohum kulanım ve üretim desteklerinin etkisi ile 2010 yılında 497 bin tona yükselmiş, 2017 yılında 1 milyon tonu aşmış, 2020 yılında ise 1 milyon 242 bin ton olmuştur. TÜRKTOB bünyesinde görev yapan 7 alt birliğin görev alanına giren fide, fidan ve süs bitkisi üretimlerinde de büyük artışlar görülmüştür.2016 yılında yaklaşık 138 milyon adet olan meyve fidanı üretimi 2020 yılında 192 milyon adede, 4 milyar adet olan sebze fidesi üretimi 5 milyar adede yükselmiş, ayrıca 1 milyar 620 bin adet süs bitkisi üretilmiştir. Fidan, fide ve süs bitkileri üretiminin tamamına yakını özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir. Söz konusu dönemler içerisinde dış ticaret dengesi de ihracat lehine gelişmeye başlamış, 2007 yılında %38 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2016 yılında %76’ya çıkmış, 2018 yılında ilk kez ihracatımız ithalatı geçmiştir. İhracat artışı devam etmektedir. 2020 yılında toplam (tohum, fidan, süs bitkileri) ihracat 278 milyon dolar, ithalat 242 milyon dolar, ihracatın ithalatı karşılama oranı ise %114 olmuştur. Veriler, 2021 yılında da dış ticaret fazlası vereceğimizi göstermektedir.Türkiye’de son 15 yılda ihracatını 8 kat arttıran başka sektör yoktur.Türkiye 93 ülkeye tohum ihraç etmektedir. Hedefimiz küresel tohum ticaretinde dünyada ilk 5 ülke arasına girmektir." dedi.

Zamların önünü almamız gerekiyor

Tohum ve diğer üretim materyalleri, (fide, fidan) üretim girdileri arasında yer aldığını belirten Akcan, "Ancak unutulmamalıdır ki; bu materyaller aynı zamanda tarımsal ürünlerdir. Son bir yılda ortalama olarak gübreye %200, tarım ilaçlarına %70, tarımsal sulamada kullanılan elektriğe %60, mazota %40 zam geldi. İşçilik maliyetleri arttı. Dövizdeki yükseliş zaten her günün konusu olmaya başladı.

Ayrıca tohumluk üretiminin ek maliyetleri de vardır. Deneme, tescil, sertifikasyon gibi iş ve işlemlerin ciddi bedelleri vardır. Yani bir kilogram buğday tohumu üretmek, bir kilogram buğday üretmekten çok daha maliyetlidir.

Gübresiz, ilaçsız hatta susuz tarım yapabilirsiniz. Veriminiz çok düşer ama yine de ürün elde edebilirsiniz. Ama tohumsuz üretim yapamazsınız.

Çok uluslu şirketlerin tohumculuk sektörüne hakim olduğunu söylemek haksızlık

Yerli ve yerli-yabancı ortak sermayeli şirketlerin ticaret hacmi içindeki payının %70 olduğu bir sektöre ve sektörü temsil eden Türkiye Tohumcular Birliğinin yapısına çok uluslu şirketlerin ve onların yerli ortaklarının hakim olduğunu söylemek büyük haksızlıktır.

Zaman zaman özellikle İsrail tohumu da hala gündeme geliyor ne yazık ki. Uluslararası üretim ve ticaret kuralları çerçevesinde İsrail’den tohum ithalatı yapıyoruz ama ihracat da yapıyoruz. Ancak öyle bir izlenim var ki; sanki bütün tohumları İsrail’den alıyoruz veya İsrail’den tohum almazsak üretim yapamayacağız. 2020 yılında İsrail’den aldığımız tohumun değeri 13.7 milyon dolardır. Bu, toplam ithalatımızın %5’i bile değildir.

Üreticinin ürününün pazarlarda ve borsalarda yüksek fiyatla satılması ve çiftçimizin daha çok kazanması demektir.

Hibrit tohumlar da, hibrit olmayanlara göre verimi %100’e kadar arttırabilir. Ülke nüfusunun hızla artmaya devam ettiği ve üretimin de aynı hızla artması gerektiği gerçeğinden hareketle sertifikalı tohumlukların çok uluslu şirketlerin ve büyük marketlere ürün satan tedarik zincirlerinin işine yaradığını savunmanın ne kadar mantıksız bir durum olduğu kolayca anlaşılacaktır. Ayrıca üstün vasıflı çeşitlere ait sertifikalı tohumluklar, iç tüketimdeki ürün kalitesinin iyileştirilmesinde olduğu kadar ihracata yönelik üretim amacıyla da kullanılmaktadır. Tohumculuk sektörü, toplam tarımsal ihracatımıza ve millî gelire olan katkısıyla değerlendirilmelidir. Ülkemizin yaş meyve-sebze ihracatı sürekli artmaktadır. Bu artışta kaliteli tohumlukların ve çoğaltım materyallerinin kullanılmasının payı çok büyüktür. Sertifikalı tohum, fide ve fidanlarla üretim yapmadığımızda bu ihracat rakamlarına ulaşmak mümkün değildir. Başka bir gündem konusu ise üreticimizin, çiftçimizin kendi tohumluklarını kullanıp, kullanamayacağına ilişkindir. 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’na göre sanılanın aksine çiftçilerimizin kendi tohumluklarını üretmeleri yasaklanmamıştır. Çiftçilerin kendi ürettikleri veya çoğalttıkları tohumlukları ticarete konu etmedikleri sürece kullanmaları mümkün hâle gelmiştir.

Yerel çeşit adı altında ürünlerin; kontrolden geçmeden, tohum kalite standartlarına uygunluğu tespit edilmeden, tohumla geçen hastalık etmenleri yönüyle kontrol yapılmadan satılması, çiftçimizi ve tohum kullanıcıyı mağdur edebileceği ve ülke üretimini olumsuz etkileyeceği için ticarete konu edilmemektedir.

Bu gereklilik gıda güvenliği ve güvenilirliğinin sağlanması için çok önemlidir. Ancak bu yerel çeşitlerin Kanun’a uygun olarak üretilip ticarete sunulmasında hiçbir engel bulunmamaktadır.

Düzenlemenin amacı; yerel tohumların yayılmasını önlemek değil, verimli, kaliteli ve sağlıklı üretim yapılmasını sağlamaktır.

Yerel tohumlarla üretim yapan ve ürünlerini pazarlayan çiftçilerimizin cezalandırılması ya da suçlu muamelesi görmesi mümkün değildir." diye konuştu.

ENGİN ÇAĞLAR / ANTALYA

YENİGÜN HABER MERKEZİ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.