Depremlerle yaşamayı bilmeli, öğrenmeli ve kabul etmeliyiz. Ülkemizin dört köşesi, deprem kuşağı üzerinde olduğuna göre felaket kapımızdan eksik olmayacaktır. Son yaşadığımız olaylar da bunun bir benzeridir.

Acıları dindirmeye çalıştığımız son deprem olayında da gene bir çok gerçeklerle yüzleşmek durumunda kaldık. Yıkılan, çöken, hasar gören binalar, deprem nedeniyle bu hale gelmişti.

Depreme dayanıksız binaların inşa tarzları, kolon ve kirişlerle bağlantılı durumları imar hatalarıyla doludur. Bu durumu yıllarca inceleyen ve belli bir süre İnşaat Mühendisleri Odası Başkanlığı yapmış bulunan Yüksek Mühendis Orhan Pekin’den defalarca duymuştum. Amerika’da binaların yıkımını önleyecek depreme dayanıklı yapılar konusunda bir buluş gerçekleştirmişti. Üniversitelerden onay almıştı. Ancak, bu buluşunu ülkemizde anlatacak bir makam bulamamıştı. Hep oyalanmıştı. Basından bile destek alamamıştı.

Gittiği her kapıdan umutsuzlukla dönmüştü.

Deprem uzmanı Orhan Pekin, uzak doğu ülkelerinde depremle ilgili proje sistemlerinden yararlananlar olduğunu söyler, dururdu. Günün birinde Türkiye gerçeğiyle örtüşen deprem belgesini okumam için bana verdi. İstanbul’un gökdelenleri konusundaki mimari hataları teknik ifadelerle anlatıyordu. Deprem kuvvetini azaltacak metodları sıralamıştı.

Orhan Pekin’in deprem ve dayanıklı bina projeleri şöyleydi:

“Bu Türkiye’de yapılan 10-15 katın üstündeki betonarme gökdelen binalar, büyük depremlerde (belki 8 derece civarında) büyük felaket getirecektir. Ben ABD Kaliforniya ve San Francisco da konunun uzmanlarıyla, hocalarıyla görüştüm. Onlar 10-12 kattan yüksek yapıların çelik yapılmasının doğru olduğunu, çok katlı betonarme yapıların deprem perdeleriyle yapılmamasını söylediler. Çünkü deprem esnasında binaların sallantıları ile deprem kuvvetinin çok artabileceğini bu nedenle betonarme deprem perdeleri olan binaların çok ağır ve dirençli olduğu için esneklik göstermeyip, deprem kuvvetinin çok yükseleceğini söylediler. Deprem devam ederken yapının bazı birleşim yerlerinde hareketli aygıtlar konarak kuvvet azaltılabilir. Bu tedbir deprem perdeleli olan binalarda kullanılamaz. Türkiye’de Japonya Kobe’de ve 1989 yılı Kaliforniya’daki depremlerde köprüler rijit kolonlar üzerine ankastre olarak yol tabyeleri konulduğu için bütün köprüler yıkıldı. Bu gün köprünün üzerindeki ağır betonarme tabyeler rijit birleştirme yerlerinde hareketli bir aygıt koyarak kurtulmuşlardır. Türkiye’deki moda olan betonarme perdeli gökdelenler batıdan gelen bilgisayar programlarıyla hesap edilmektedir. Bizde yapılan binalar Dünya da deprem laboratuvarında yapılan gerçek binalarla tecrübe edilmiş değildir. Türkiye’de bilgisayar programlarıyla yapılan bu ağır betonarme perdeli gökdelenler laboratuar yerine tecrübe edileceği bir ülke olamaz. 1960’dan sonra Türkiye’de yapılan ve yapılmakta olan kolon ve kirişlerle anstabil dikdörtgen çerçevelerle kurulmuş, kafes kirişsiz, çapraz kirişsiz, üçgen çerçeve yapılmadan ve perde konulmadan binlerce binanın nasıl yıkılıp, kat kat üst üste gelerek göçtüklerini, döşeme aralarında kalan insanların, günlerce aç susuz yaralı bekleyip, cesetlerinin çıkarıldığını yıllarca seyrettik.. Türkiye güzel bir tecrübe masası oldu. Yıllar sonra 1999 yılında ABD’den gelen Bilim Heyeti kendilerinin bu Moment Distribution By Hardy Cross metodunun  ABD’den 1970 yılında kaldırıldığını. 17 Ağustos 1999 Kocaeli deprem raporundan öğrendik fakat ders almadık. İmar Bakanlığının sayın yetkilileri, hakiki binaların model olarak aynı şekilde deprem tabyeleri üzerine kurarak böyle bir tecrübe geçirmemiş ağır betonarme  binaların yalnız bilgisayar programları ile inşa edilmesiyle Türkiye’yi bir tecrübe alanı yapıyorsunuz.

Dünya da gökdelenler çelik olarak şehrin downtowna, iş merkezine kurulur. Bu binalar mesken olarak değil, Dünyayı idare eden büroları ve işletmeler yerleridir. Bugün Türkiye de tecrübe edilmemiş bu ağır betonarme gökdelenler iş yeri için değil ikamet için şehir liman olan iş yerinde değil dağlarına tepelerine kurulmaktadır. Betonarme gökdelenler çelik binalara göre çok ucuzdur. Deprem perdeli betonarme binanın bütün taşıyıcı döşemeleri, duvarları, çatıları, kiremitleri, merdivenleri beton duvar bölmeleriyle kısa zamanda birkaç malzemeyle kurulduğu için çok ucuz ve çok çabuk yapılır. Dünyada yapılan çelik gökdelenlerde bina iskeleti kuruldu zaman ortada döşeme, duvar, merdiven, çatı gibi bir çok noksanı vardır ve bu nedenle pahalı ve yapım süresi uzundur. Bizim yaptığımız ucuz ve kolay gökdelenlere fakir insanları dolduruyorsunuz. Bu insanlar tecrübe kobaylarımı? Türkiye’de çelik binalara duvarları, merdivenleri, döşemeleri ve bütün etrafıyla ayrı bir sanayi kurulması ile başlayabilirdik. Bu hazırlığı yapmadan gökdelen merakına başladığımız için ucuz betonarme binalar yapmaya mecburduk. Bu nedenle bu binalara fakir insanlar dolduruyoruz. Türkiye İstanbul tecrübe tahtası mı? Çelik binada yangın tehlikesi vardır deniliyor. Yangın tek bir binada olur ve kenarına betonarme yangın merdivenleri yapılabilir. Yangına tedbirler vardır. Deprem bütün bölgenin binaları yıkarak onbinlerce insanın hayatına mal olabilir. Türkiye böyle yanlış programlarla onbinlerce insanını öldürerek bu tecrübeleri yaşadı. İnsanları gökdelenlere değil bahçeli evlere yönlendirmelisiniz. Bugün ABD’de bahçeli evlerde meyve, sebze yetiştiren ve fazlasını pazarda satan insanlar Hal Vergisi denilen haracı vermeden serbest olarak bütçelerine yardım edebiliyorlar. Biz insanları gökdelenlerde oturarak mutsuz toplum yaratıyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.