Çatır Çatır Dünyaya Gelenler

Çatır Çatır Dünyaya Gelenler

Kısa bir süredir raflarda olmasına rağmen büyük yankı uyandırmayı başaran Ertan Meyan’ın ilk romanı Önsevişmesiz Çocuklar’ı muhabirimiz Melih Günaydın’a anlattı.

Çatır Çatır Dünyaya Gelenler

Kısa bir süredir raflarda olmasına rağmen büyük yankı uyandırmayı başaran Ertan Meyan’ın ilk romanı Önsevişmesiz Çocuklar’ı muhabirimiz Melih Günaydın’a anlattı.

Çatır Çatır Dünyaya Gelenler
05 Şubat 2019 - 14:10

İlk roman ilk heyecan fakat basılı bir yayımdan öncede kazandığınız ödüller var. Ertan Meyan’ı biraz tanıyabilir miyiz?
Kars’ta doğdum. Bir dağ köyünde.  İlkokulu köyümde okudum. İlkokuldan sonra devam etmek için parasız yatılı sınavlarına girdim ve Kars’ta ortaokula başladım. K harfinden nefret etmem –telaffuzu benim için büyük sıkıntıydı çünkü-, ses tonumdan utanmam o döneme rastlıyor. Köylü çocuğuysanız konuşmak için çok fazla kelimeye ihtiyaç duymuyorsunuz esasında. Fakat şehir başkaydı. İlkokulda öğrendiğim Türkçe bana yetmiyordu.  Dolayısıyla içime kapandım. Halen de öyleyim ya, neyse. İbo, Ferdi, Ahmet Kaya derken lisede Marks, Deniz Gezmiş, Yılmaz Güney posterleri edindim. Sonra ver elini Erzurum, üniversite. Şu cıvıl cıvıl, kızlı erkekli, maceraların peşi sıra yaşandığı kampüslerin sadece filmlerde olduğunu anlamam birkaç haftamı aldı. Kitaplarla temasım da o günlere denk geliyor.

Okumanın kötü bir yanı varsa o da siz de konuşma isteği uyandırmasıdır. Ne var ki uzun süre susmuştum ve konuşmak pek kolayıma gelmiyordu. Her yurdum insanı gibi şiir yazmaya başladım. O zamanlar şaheser gözüyle bakıyordum yazdıklarıma. Zaten uzun süre de gizledim. Nasıl olsa bir gün fark edilecektim. Umut! Berbat şeylerdi tabii ki. Neyse ki okumalarım artıkça yırtıp kurtuldum hepsinden.  Yazmak istiyordum bir taraftan da, ama ne? Kendisini tanımış olmaktan her daim mutluluk duyacağım Murat Gülsoy’la kesişti yolum. Saf okurluktan düşünceli okurluğa bu süreçte terfi ettim. Öykü yazmaya başladım böylece. Dergilere, öykü yarışmalarına yolladım kaç tanesini. Birkaç dergide yayımlandı öykülerim, birkaç yarışma da takdir etti, ödüllerim bunlar. Velhasıl kelam, konuşabilseydim yazmazdım. O şevkle o gün bu gündür okuyup yazmaya devam ediyorum.

Kitabın İsmi bayağı iddialı ?
Bu isim aklımın bir köşesinde hep vardı ama roman bittikten sonra emin oldum. Sevgisizlik bu toprakların ciddi problemlerinden biri diye düşünüyorum. Pedagoglar bugün artık çocuk gelişimini çocuğun ana rahmine düştüğü anı baz alarak değerlendiriyorlar. Aşk meyvesi olmak bu bağlamda önemli. Bir de tohumu tarlaya sevgiyle ekilmemiş olanlar var. Allah’a emanetler.  Yazdığım karakterler bu ikinci tanıma uyuyor sanırım: Ön sevişmesiz Çocuklar.

Bunlar gerçekten yaşandı mı yoksa kurgu mu?

Bu soruyla sıklıkla karşılaşıyorum aslında. Ne diyebilirim ki: hem evet, hem hayır. Yazarken elbette yaşadıklarım, tanıklıklarım yol gösterdi bana. Ancak bu bir anı kitabı değil; roman. Umarım sorunuzu cevaplandırabilmişimdir.

Neden Milli olmayan yerli roman?
Millilik, sınırları hakim ideoloji tarafından kırmızı hatlarla çizilmiş kaypak bir kavram. Yerlilik, tersine o yere ait olmayı imler. Bu anlamda karakterler için yerli, fakat “millilik” sınırlarını fırsat buldukça ihlal etmeleri hasebiyle de gayrı millî diyebiliriz zannımca.

Yazar kimliğinizin yanında öğretmensiniz. Genç yazarlara bir tavsiyeniz var mı?

Biliyorsunuz, öğretmen hastalığıdır nasihat etmek ama ben bu tuzağa düşmeyeceğim. Kendimi genç yazarlara tavsiyede bulunacak konumda görmüyorum kesinlikle. Bu anlamda ben de öğrenciyim. Ancak şu kadarını söyleyebilirim –itiraf ediyorum, öğrencilerime de yaptığım yegâne öğüttür bu-, okuyun. Sıkıcı bir öğüt farkındayım ama görmenin, duymanın, hissetmenin dolayısıyla da yazmanın başka bir yolunu bilmiyorum.

Romanda yakaladığınız samimi dili gerçekçi karakterlere mi borçlusunuz? 
Romanın dilini belirleyen esasında anlatıcıdır. Anlatıcımız bir üniversite öğrencisi. Dolayısıyla oluşturacağınız dilin anlatıcının yaşı, kültürü, bilgi birikimiyle uyumlu olması gerekiyor. Bu dengeyi tutturabilmişsem ne mutlu.

Erzurum ?
Erzurum; çünkü orada okudum ve şehri tanıyorum. Yanı sıra kültürel kodlarıyla Erzurum’un Türkiye’nin ortalamasına denk düştüğünü düşünüyorum. Arzum dönemsel bir Türkiye fotoğrafı çekmekti. Doğrusu Erzurum’un yükseltisi bu anlamda ayartıcı geldi diyebilirim.

Tüyap’a katıldınız. Sizin için nasıl geçti ? Kitap fuarları ile ilgili genel bir değerlendirme alabilir miyim?
Elinizde basılı kitabınızla okuyucunun karşısına çıkıyorsunuz, insanlar kitabınızı alıyor ve sizden imzalamanızı istiyorlar, inanılmaz bir deneyimdi benim için. Sağ olsunlar dostlarım, hele ki öğrencilerim beni yalnız bırakmadılar. Yarım saatte stanttaki bütün kitapları tükettik. O kadar ki, gelen birçok kişi eli boş dönmek zorunda kaldı. Üzüldük elbette, beri taraftan ilgi beni çok mutlu etti.
Fuarlar yazar ve okuyucuların bir araya gelmesi açısından önemli bir imkân. Bunun yanında Tüyap’ta dikkatimi çeken bir hususu paylaşmak istiyorum. Ziyaretçilerin yarısından fazlası çocuktu. Çocukların kitaplarla örülmüş o dünyanın havasını solumaları her şeyden daha kıymetli bana kalırsa. Fuarlar her daim olsun ve çocuklar kitap stantları arasında koştursun. Başka ne dilenir ki?      
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Lifecell’den 23 Nisan’da çocuklara özel iletişim hattı
Lifecell’den 23 Nisan’da çocuklara özel iletişim hattı
Ömür boyu mutluluğa 'evet' dediler
Ömür boyu mutluluğa 'evet' dediler