Bir başka iddiada bu paranın “Golan tepelerinde geçici iskan izini”  ile alındığı yönündedir. Ancak Sultan Abdülhamit bu arada bir genelge ile “Yahudiler toprak satışını yasaklar. Ama Filistinli Araplar topraklarını Yahudi yerleşimcilere yüksek bedellerle satmaya başlamışlardır. Sultan Abdülhamit  bunu  görünce, ekonomik değeri yüksek  bir çok yerin –ki bunların için Musul ve Kerkük’te vardır- tapusunu üzerine çıkarır. Hatta bir adım ötesi Anadolu’nun bir çok yerindeki içlerinde köylerinde bulunduğu büyük arazileri bölgenin güvenilir insanlarına tapular.

Bu yöntemle, Bağdat’ta da birçok kritik noktayı şahsileştiren Abdülhamid, Hile bölgesinde 104.807 hektar, Kerbela’da 131.917, Kazımiye ve Samarra’da ise 489.557 hektarı üzerine almış. Bu tarz kritik hamleleriyle bölgedeki olası işgaller sonrasında elini kuvvetlendirmek isteyenAbdülhamit, böylece toplamda 1.827.849 hektarlık bir alanda iddia sahibi olmamızın önünü açmış.

Bu noktada ki bir diğer tarihi anlatım ise şöyle;

İsrail Devleti’nin kuruluşunda Theodor Herzl’in liderliğinde Politik Siyonizm’in başlaması ve Filistin’de Yahudi Devleti kurma fikri etrafında başta Avrupa’dan olmak üzere Filistin’e Yahudi göçleri başlamıştır. I. Dünya Savaşı ile birlikte de İngiltere’nin Yahudileri desteklemesiyle birlikte Filistin’de bir Yahudi  Devleti kurulacağı dünya kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Avrupa’da Anti-Semitizm’in artması üzerine homojen devlet ve milli kimlik olgularını Siyonizm etrafında birleştiren Theodor Herzl, Basel’de Dünya Siyonist Kongrelerine başkanlık yaparak bu hareketin lideri olmuştur. Sultan II.Abdülhamit döneminde Filistin’den toprak talebinde bulunmuş olup istediğini alamamış olup istediklerini alamamışlardır. İngiltere’nin Arapları 1.Dünya Savaşında Osmanlı Devletine karşı isyana teşvik ettikten sonra bölgede hem Arap Konfederasyonu hem de Yahudi Devletini desteklediği bilinse de Balfour Deklarasyonu

ile birlikte Yahudi Devleti’nin kuruluşu hızlanmıştır.

İtilaf Devletleri’nin Filistin’de Yahudi Devleti kurulmasını onaylaması bölgede yaşayan Arapların isyanına sebep olmuştur.1920’li yıllarla birlikte başlayan Arap- Yahudi mücadelesi 1948’de İsrail Devleti’nin bağımsızlığına kadar devam etmiş, bu tarih itibariyle de Arap-İsrail Savaşları başlamıştır.

 İşte Irak petrolleri üzerinde Türkiye’nin hakkı konusu bu efsanelere dayanıyor..

Ama bu efsane  bir çok uluslararası anlaşmaya konu olmuş, ancak hiçbir zaman devlet tarafından resmi bir açıklığa kavuşturulmamıştır…

Özal’ın ABD başkanı Bush’un bir palavra ile Irak’a saldırmasına ortak olmak istemesi de bu efsaneye bağlıdır.

Özal’ı “Bir koyup 5 alacağız” ifadesi işte bu efsanenin ilk siyasi anlatımıdır…

Belli olmaz belki gelecek tarihin birinde bir yöneticimiz, Abdulhamit’in tapulu mallarını kurtarmaya gidebilir…

Olur mu dersiniz…

Olur mu olur.. Burası Türkiye..

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.