Barış Pınarı Harekatı birçok oyunu eş...

Barış Pınarı Harekatı birçok oyunu eş zamanlı olarak bozdu

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, "Barış Pınarı Harekatı, birçok oyunu eş zamanlı olarak bozmuştur. Yaptırım tehditleri, kınamalar bizi haklı davamızdan vazgeçirmeyecektir." dedi.

Barış Pınarı Harekatı birçok oyunu eş zamanlı olarak bozdu

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, "Barış Pınarı Harekatı, birçok oyunu eş zamanlı olarak bozmuştur. Yaptırım tehditleri, kınamalar bizi haklı davamızdan vazgeçirmeyecektir." dedi.

Barış Pınarı Harekatı birçok oyunu eş zamanlı olarak bozdu
16 Ekim 2019 - 21:46

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim KalınCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.Toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın takdim konuşmasıyla gündemdeki konuları değerlendirdiğini, özellikle Barış Pınarı Harekatı, terörle mücadele, bölgedeki gelişmeler ve diğer konuları paylaştığını belirten Kalın, ardından güvenlik konusunda Dışişleri, Milli Savunma ve İçişleri bakanlıkları ile MİT Başkanlığının sunumlarının gerçekleştirildiğini, özelikle bölgedeki gelişmeler ve güvenlikle ilgili konular üzerine yoğunlaşıldığını anlattı.

Bugün bütün dünyanın takip ettiği Barış Pınarı Harekatı çerçevesinde birçok şey söylendiğini, bunları dikkatli şekilde takip ettiklerini dile getiren Kalın, "Avrupa'nın, Amerika'nın veya başka ülkelerin bu harekatla ilgili yaptığı değerlendirmelerden çok daha önemlisi oradaki askerimizin can güvenliğidir, hedeflerine ulaşmalarıdır, moralleridir ve bu harekatı gerçekleştirirken ortaya koydukları başarı neticesinde zafere ulaşmalarıdır.” diye konuştu. 

Barış Pınarı Harekatı, birçok oyunu bozmuş olması nedeniyle bu kadar gürültü koparıldığını ifade eden Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Gürültünün temel sebebi budur. Yani Barış Pınarı Harekatı, birçok oyunu eş zamanlı olarak bozmuştur ve bununla bölgedeki jeopolitik çalkalanma belli ki bundan sonraki yakın dönemde de devam edecektir. Dünyada dengelerin yeniden kurulduğu bir dönemde Türkiye'nin kendi ulusal çıkarlarını esas alarak bu hamleyi yapması belki bazılarını şaşırtmış olabilir ama Türkiye'yi, Türk devletini, Türk milletini, Türk ordusunu tanıyanlar, bilenler, onun geçmişi hakkında bir fikre sahip olanlar eminim şaşırmamışlardır. Daha önce özellikle yakın dönemde Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla sınırımızı teröristlerden nasıl temizlediysek bundan sonra da Barış Pınarı Harekatı ile Fırat'ın doğusunu bütün terör unsurlarından temizleme konusunda tam bir kararlılık içerisindeyiz. 

Bunun yarattığı jeopolitik sarsıntılar elbette bizim de takip ettiğimiz konulardır. Fakat yöneltilen eleştiriler, yaptırım tehditleri, kınamalar bizi haklı davamızdan hiçbir şekilde vazgeçirmeyecektir. Türkiye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hem masada hem sahada güçlü ve akılcı stratejileri hayata geçirmeye devam edecektir. Bundan kimsenin en ufak bir endişesi olmasın."

Harekatın planlandığı şekilde sürdüğünü ve 8'inci gününde beklenenden çok daha kısa sürede büyük başarılar elde edildiğini bildiren Kalın, "Bugün itibarıyla bölgede askerlerimizin güvenceye aldığı yerlerde bir huzur, istikrar ve güvenlik havası oluştuğunu söyleyebiliriz." dedi.

"Uluslararası güçlerin kullandığı bir maşadır"

Bunun karşısında duranların yıllarca PKK terör örgütü ve onun Suriye'deki uzantılarını besleyen, destekleyen, eğiten, finansal olarak onları güçlendiren çevreler olduğunu belirten Kalın, "Burada bir gerçeği daha hatırlatmamız gerekiyor. PKK Suriye'deki, Irak'taki çeşitli kollarıyla bir taşeron örgüttür. Uluslararası güçlerin kullandığı bir maşadır. Bunu da Suriye sahasında açık bir şekilde gördük. DEAŞ ile mücadele bahanesiyle bu örgütün desteklenmesi, palazlandırılması, onun adeta bir devlet aktörü gibi muamele görmesi herhalde son dönem siyasi tarihimizin en büyük skandallarından birisidir." değerlendirmesinde bulundu. 

Buna benzer durumların daha önce de görüldüğünü dile getiren Kalın, şöyle devam etti: 

"Şu anda gürültü koparanlar, Barış Pınarı Harekatı'nı lekelemeye çalışanlar aslında Suriye bölgesindeki piyonları mevzi kaybettiği için bu kadar sinirli, öfkeli ve panik halde bulunmaktadırlar. PKK’nın yenilgisini adeta Kürtlerin kaybı gibi yansıtmaya çalışıyorlar. Bunun gerçekle en ufak bir alakasının olmadığının altını özellikle çizmek istiyorum. Çünkü terör örgütü kendi örgüt gündemini Kürt kardeşlerimizin meselesi gibi dayatmaya çalışmaktadır. Gerçeği açık ve net şekilde görmemiz gerekir, Kürt kardeşlerimizle bu terör örgütünü net şekilde ayrıştırdığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Suriye'de de yüz binlerce Kürt, bu terör örgütünün Marksist, Leninist, ayrılıkçı gündemini, terör yöntemlerini asla kabul etmemiştir, bundan sonra da kabul etmeyecektir. Yaptığımız harekat hem oradaki Kürt kardeşlerimizi hem Suriye'nin yerel asli unsurlarını Arapları, Türkmenleri, Hristiyanları bu örgütün zulümlerinden, baskılarından kurtarmayı hedeflemektedir. Bu yenilgiyi Kürtlerin bir kaybı, sivillerin hedef alınması, bölgenin istikrarsızlaşması, insani krizin ortaya çıkması gibi gerekçelerle izah etmeye çalışanlar bilerek veya bilmeyerek, dolaylı ya da doğrudan bir şekilde bu terör örgütüne arka çıkmaktadırlar." 

Özellikle DEAŞ ile mücadelede zaafa uğranacağı şeklindeki söylemlerin bu örgütü aklamak için uydurulmuş yalanlar olduğunu ifade eden Kalın, "Barış Pınarı Harekatı DEAŞ ile mücadeleyi hiçbir şekilde sekteye uğratmayacaktır, hedefinden saptırmayacaktır." diye konuştu.

"3 binden fazla DEAŞ'lı terörist etkisiz hale getirildi"

Türkiye'nin Fırat Kalkanı Harekatı ile 3 binden fazla DEAŞ teröristini etkisiz hale getirdiğini, binlercesini tutukladığını, sınır dışı ettiğini belirten Kalın, DEAŞ ile mücadele konusunda Türkiye'nin müdahalesinin zaafa neden olacağını iddia edenlerin bu gerçekleri hatırlamaları gerektiğini vurguladı.

PKK, PYD, YPG'nin DEAŞ ve DEAŞ'lı esirleri batı dünyasına karşı şantaj malzemesi, bir pazarlık unsuru olarak kullandıklarına dikkati çeken Kalın, bunun en somut örneğinin iki gün önce hapishanedeki DEAŞ'lı mahkumların salınması olduğunu dile getirdi.

PYD'lilerin DEAŞ'lıları nasıl serbest bıraktıklarının açıkça görüldüğüne işaret eden Kalın, bunun, oyunun ne boyutlara ulaştığını göstermesi açısından üzerinde ısrarla durulması gereken bir konu olduğunu vurguladı.

"Türkiye'yi Barış Pınarı Harekatı konusunda eleştirenlere DEAŞ'lıları kimlerin neden bıraktığını sormak en tabii hakkımızdır." diyen Kalın, şöyle konuştu:

"Bunun hesabını PYD'lilere, YPG'lilere soracaklar mı? Bu serbest bırakılan DEAŞ'lılar yarın, öbür gün bir terör eylemine bulaştıklarında bunun sorumluluğunu üstlenecekler mi? Düne kadar 'müttefik' dedikleri bu örgütün DEAŞ'lıları bırakmak suretiyle ne tür bir tehlikenin içine herkesi soktuğunu görüp bunun hesabını soracaklar mı? Gene bu müttefik meselesinde, Batılı dostlarımızın NATO üyesi Türkiye Cumhuriyeti'ni bir kenara bırakıp adeta terör örgütünü müttefik gibi görmesi de bir akıl tutulmasıdır. 

Düne kadar 'müttefik' dedikleri bu örgütün daha iki gün önce hemen koşup rejimle ve başka ülkelerle nasıl bir iş birliği arayışına girdiğini de açık ve net bir şekilde gördük. Bunu da biz Amerikalı yetkili ve muhataplarımıza, yüzlerine açık, net bir şekilde ifade ettik, bundan sonra da etmeye devam edeceğiz. Bugüne kadar silahlandırdığınız, eğittiğiniz, 'müttefik' dediğiniz bu kişiler gidip Esed rejimiyle ve başka ülkelerle ittifak yaptıklarında ne düşünüyorsunuz? Bu durumu nasıl izah ediyorsunuz? Bu soruların cevabını talep etmek de bizim en doğal hakkımızdır."

Barış Pınarı Harekatı'nın aynı anda birçok oyunu bozmak suretiyle aslında bölgedeki jeopolitik dengelerin de yeniden yerine oturması için yeni bir süreci başlattığını belirten Kalın, DEAŞ'la mücadele konusunda sorumluluğun sadece Türkiye'ye ait olmadığını söyledi. 

Bunun uluslararası bir sorumluluk olduğunu ifade eden Kalın, Suriye'deki DEAŞ'la mücadele ya da başka ülkelerde DEAŞ'la ilgili bütün sorunların Türkiye'nin sorumluluğundaymış gibi bir hava yaratılmaya çalışıldığına dikkati çekti.

DEAŞ'la mücadele ettiklerinin altını çizen Kalın, şöyle devam etti: 

"Bundan sonra da bu örgütün geri gelmemesi için gerekli askeri, siyasi, diplomatik, ideolojik çalışmaların hepsini kararlılıkla yapmaya devam edeceğiz, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ama tutup, birilerinin palazlandırdığı ve yıllardır ortalığı istila eden, talan eden, binlerce insanın kanına giren bu terör örgütünü adeta Türkiye'ye fatura etmeye kalkmak, sorumluluğu Türkiye'ye yıkmaya çalışmak asla kabul edilebilir bir şey değildir. Ne siyaseten ne ahlaken bunu onaylamamız elbette mümkün değildir. DEAŞ'la mücadele bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da uluslararası örgütlerin, ülkelerin, aktörlerin katılımıyla, desteğiyle, iş birliğiyle yürütülecek bir mücadeledir. Bu çerçevede DEAŞ'lı esirlerin ne olacağı konusunda da kaynak ülkelerin sorumluluk alması gerekmektedir."

"Kendi vatandaşını almak istemeyen Avrupa ülkeleri"

Gözlerinin önünde aslında büyük bir hukuk skandalı yaşandığına da dikkati çeken Kalın, DEAŞ terör örgütüne mensup olmasından dolayı kendi vatandaşını almak istemeyen ve çoğunluğu Avrupalı olan ülkelerin, bunları bir şekilde başkalarına fatura etmeye çalıştıklarını anlattı.

Türkiye'nin bu çerçevede üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışacağını vurgulayan Kalın, "Bunun faturasının ya da sorumluluğunun sadece Türkiye'ye verilmesi kabul edilebilir bir şey elbette değildir." dedi.

Kalın, aynı konunun mülteci krizi meselesinde de yaşandığını aktararak, Avrupalı ülkelerin bu konuda nasıl sınıfta kaldığını gördüklerini söyledi.

Türkiye'nin milyona yakın Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaptığını anımsatan Kalın, "Dolayısıyla birilerinin 'Barış Pınarı Harekatıyla orada bir insani kriz ortaya çıkacak, yeni bir göç dalgası oluşacak, binlerce insan evlerinden ayrılmak zorunda kalacaktır' iddiaları açıkçası bizim için biraz gülünçtür. Mülteciler için bugüne kadar adeta parmağını bile oynatmayan kişilerin, Türkiye'yi bu konuda hesaba çekmek gibi ne hakkı ne de sorumluluğu ne de yetkisi vardır." diye konuştu. 

"7 milyona yakın Suriyeli, Türkiye'nin koruması altında"

Türkiye'nin bugüne kadar Suriyeli mültecilere hiçbir ayrım yapmadan sahip çıktığını ve buna devam edileceğini aktaran Kalın, şöyle konuştu: 

"Biz 4 milyona yakın Suriyeli mülteciye ülkemizde ev sahipliği yaparken, yaklaşık 3 milyona yakın Suriyeli'ye de Suriye tarafında yardım ediyoruz. Yani 7 milyona yakın Suriyeli, Türkiye'nin koruması altında bulunuyor, bugün. Bu, Suriye nüfusunun yaklaşık üçte birine tekabül ediyor. Bunu yapabilen başka bir ülke var mı dünyada? Bizi eleştiren, bu harekatın insani krize yol açacağını, sivillerin zarar göreceğini iddia edenlerin ülkelerinde acaba kaç Suriyeli mülteci var? Bugüne kadar bu krizin önlenmesi için ne tür adımları attılar? Bunları sormak da bizim en doğal hakkımızdır. Bu çerçevede Barış Pınarı Harekatı hedeflerine ulaşana kadar da hız kesmeden devam edecektir."

İbrahim Kalın, bu konudaki hedeflerin de son derece açık ve net olduğunu yineleyerek, bu hedeflerin sınır bölgelerini terör unsurlarından tamamen temizlemek, güvenli bölge haline getirilen yerlere Türkiye'de bulunan mültecilerin onurlu ve güvenli şekilde geri dönmelerini sağlamak olduğunu dile getirdi.

"Hiç kimseyi zorla göndermek gibi bir planın içinde değiliz"

Kalın, Barış Pınarı Harekatı'yla Suriye'nin kuzeyinde Fırat'ın doğusunda demografik yapının değiştirileceğine dair iddiaların da tamamen asılsız ve yersiz, birer propaganda ve dezenformasyon unsuru olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: 

"Tam tersine bırakın bizim harekatımızla demografik bir yapının değişmesini, oradaki demografik yapıyı değiştiren YPG/PYD'dir. Yani Arap köylerini, şehirleri işgal edip orada yaşayan halkı göçe zorlayanlar ve buraları kendi kontrol almak için istila edenler ABD'nin desteklediği, silahlandırdığı, finansal olarak güçlendirdiği PYD/YPG örgütleridir. Dolayısıyla oradaki demografik yapıyı bozan ne Türkiye'dir ne de Barış Pınarı Harekatı'dır. O demografik yapıyı bozan PYD/YPG'nin kendisidir ve Barış Pınarı Harekatı'nın en önemli neticelerinden birisi de bu demografik yapının asli yapısına dönmesi olacaktır. Biz Türkiye olarak hiç kimseyi gitmek istemediği bir yere zorla göndermek gibi bir planın içinde değiliz. Bugüne kadar büyük bir alicenaplık göstererek bu insanlara kapılarını, gönüllerini açan bu ülkenin mültecileri evlerine giderken zora sokacak, onların can, mal güvenliğini tehlikeye atacak bir eylemin içinde olması da zaten hiçbir zaman düşünülemez."

Kalın, terör unsurlarının bu bölgeden temizlendiği zaman Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ifade ettiği gibi Barış Pınarı Harekatı'nın hedeflerine ulaşacağını vurguladı.

"Hedeflerine ulaşana kadar bu harekat kararlı bir şekilde devam edecektir." diyen Kalın, çünkü bu bölgenin teröristlerden temizlenmesi konusunda dünyanın bir şey yapmayacağını açık ve net bir şekilde gördüklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuyla ilgili ABD başkanları ve Avrupalı liderler ile sayısız görüşmeler yaptığını, bu terör unsurlarına bu destekler gittiği müddetçe, burada barış ve istikrarın olmayacağını ifade ettiğini aktaran Kalın, ulusal güvenlik açısından bunun var oluşsal bir tehdit olduğunu da açık bir şekilde söylediğini belirtti.


YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Marmara Denizi'nde deprem araştırması
Marmara Denizi'nde deprem araştırması
İBB'de işten çıkarılan işçiler imza kampanyası başlattı
İBB'de işten çıkarılan işçiler imza kampanyası başlattı