Millet İttifakı Genel Başkanlarının ilk yapacağı iş, “Cumhurbaşkanı adayı profili düşük sembolik biri mi, yoksa liyakatli, dürüst, devlet deneyimi olan biri mi olmalı?” sorusunu cevaplamak.

Bugüne kadar ismi geçen Kemal KILIÇDAROĞLU, Meral AKŞENER, Ekrem İMAMOĞLU ve Mansur YAVAŞ’ın bu iki özelliklerden hangisine uyduğunu tespiti gerekir.

Kemal KILIÇDAROĞLU, C.H.P.’nin İzmir kampında “Siz gerçekten benimle birlikte misiniz?” diye çıkış yaptığında Ekrem İMAMOĞLU ve Mansur YAVAŞ’ın destek sözü vermeleri üzerine, KEMAL KILIÇDAROĞLU’nun adaylığına kesin gözü ile bakıldı ve gittiği yerlerde “Cumhurbaşkanımız hoş geldiniz” diye hitap edilerek karşılandı. Öncesinde zaten Ekrem İMAMOĞLU ve Mansur YAVAŞ’ın adaylığına Kemal KILIÇDAROĞLU tarafından karşı çıkılmış, “Onlar önce belediye başkanlığı görev sürelerini başarı ile tamamlasınlar” demişti. Kemal KILIÇDAROĞLU’nun rızası alınmadan Ekrem İMAMOĞLU ve Mansur YAVAŞ’ın adaylığının mümkün olamayacağı anlaşılsa da Ekrem İMAMOĞLU yine de perde arkasından çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. O da Meral AKŞENER ve Canan KAFTANCIOĞLU’ndan medet umuyor. “Bunun gerçekleşmemesi halinde, ilerleyen zamanda C.H.P. Genel Başkanlığı’na talip olarak hayallerini gerçekleştirmeyi düşündüğü” gazetelerde çıkan haberlerden anlaşılıyor. Mansur YAVAŞ’ın sesiz durması ise “Kemal KILIÇDAROĞLU’nun kararını beklemek olduğu” anlaşılıyor. Sessiz kalmakla “Taş yerinde ağırdır” misali daha çok puan topluyor. Meral AKŞENER’e gelince, her ne kadar “Cumhurbaşkanı olmayı düşünmediğini, Parlamenter sisteme dönüldüğünde Başbakan olmayı hedeflediğini” söylese de, bunun çok zor ve uzun zamanı gerektirdiğini herhalde anlamış olmalı ki, o da Kemal KILIÇDAROĞLU gibi beraberindekilere “Benimle bu kutlu mücadelede var mısınız?” diye çağrıda bulunması Cumhurbaşkanlığı adaylığının sinyalini vermiş oluyor. Kemal KILIÇDAROĞLU’nun ismini zikretmese de, “Onun seçimi kazanma şansının olmadığını” defaatle tekrarlayarak buna karşı olduğunu ifade etmeye çalışıyor.

İYİ Parti’de Meral AKŞENER’in aday olması yönünde güçlü bir eğilim var. İl Başkanları Toplantısında “Kemal KILIÇDAROĞLU’nun yirmi yıldır girdiği her seçimi kaybettiğini, riske girmenin hiçbir anlamı olmadığını” ve “Meral AKŞENER’in kazanma şansının olduğunu” açıklamaları, C.H.P. ve İYİ Parti sözcüleri arasında kamuoyu önünde söz düellosuna sahne olunması, Altılı Masada adaylık konusunun uzamasına sebebiyet veriyor.

Anlaşılamayan en önemli husus ise Millet İttifakının Anayasa değişikliği metninde “Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilecek sembolik aday olması” kararı. Bu kendi partilerinin tabanlarını dahi hayrete düşürmüştür. Hal böyle olunca da kamuoyunda “Altılı Masa’yı oluşturan partilerin arasında bir dava şuuru olmadığı, aralarında ideal birliği olmadığı” intibaını ister istemez uyandırıyor.

Bu zorunlu beraberliğin her an dağılabileceği intibaı veriyor olmaları ve toplantılarından bugüne kadar ortaya çıkan tek şeyin Anayasa değişikliği olması da, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemin bu değişik ile sağlanamayacağı intibaını verdiği tartışmaları başlatılmıştır.

Kemal KILIÇDAROĞLU’nun adaylığını dayatması karşısında kilitlenmiş vaziyetteler. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın iktidarına son vermek istiyorlar, ama bunun yolunun memleket meselelerine çözüm projeleri üretmek olduğunu bilseler de, kısır döngünün dışına çıkamıyorlar.

Enflasyon ve hayat pahallılığının iktidara zarar verdiğini düşünerek “Biz bu işi götürdük” havasına kapılmak yanılgıdır.

İktidar da bu havaya girmemelidir. Gün doğmadan neler doğar. Hiç umulmadık anda umulmadık bir lider ortaya çıkabilir. Geçmişte Turgut ÖZAL ve Recep Tayyip ERDOĞAN böyle çıkmıştır. Seksen beş milyonluk bir ülkenin içinden ne zaman kimlerin ortaya çıkabileceğini bilmek zor.

Kemal KILIÇDAROĞLU’nun A.B.D.’ne seyahati şimdi anlaşıldı. C.H.P.’ye A.B.D.’li baş danışman görevlendirilmiş. Geç aklınmış bir karar da olsa doğrusu yapılmış. Zira yirmi yıldır C.H.P.’ye danışman olanlar başarılı olamadılar. Beraberinde Daron ACEMOĞLU, Hakan KARA, Refet GÜRKAYNAK, Hacer FOGGO, Ufuk AKÇİĞİT de uzmanlık alanlarında yeri geldiğinde görevlendirilecekler. Hemen ilk günden T.V. ve basın da eleştirilere başladı. C.H.P. yöneticileri bu görevlendirmeden memnun olduklarını ifade ettiler. Bir kısım medya mensupları da Altılı Masa ve C.H.P. yöneticileri yetersiz olduklarından Kemal KILIÇDAROĞLU’nun buna ihtiyaç duyduğunu ifade etmeye başladılar. Bu işi zamana bırakmak gerekir. Bakalım bu insanların yetenekleri C.H.P.’yi bu seçimlerde başarılı kılacak mı?

Akıl akıldan üstündür, hiç belli olmaz.

Sağlıcakla kalın.