HAYATI SEVEREK YAŞAMAK
HAMİT ETEEVRANS

HAMİT ETEEVRANS

HAYATI SEVEREK YAŞAMAK

20 Aralık 2017 - 14:11

‘Mutluluk’ kelimesi günümüz toplumunda iyicene manasını yitirmeye başladı.
İnsanoğlundan uzaklaştırılan ve koparılmaya çalışılan mutluluk kavramı, toplumdaki
düzensizlikler, aile içi geçimsizlik, eğitim alanındaki dengesizlikler, internette geçirilen boş
zamanlar ve kadınların televizyon karşısında uyuşturulduğu gelin-kaynana programlarıyla
adeta bir bataklığa dönüştürülmeye çalışılıyor. Kadınlarımız ve çocuklarımız televizyon
ekranlarında boş ve seviyesiz programlarla uyuşturulurken, kendi iç dünyalarının karanlığına
gömülmeye mahkûm ediliyorlar.
‘Mutluluğu parayla satın alabilirim’ düşüncesini güdenler, kendilerini akıllı zannetseler
de kısa bir süre sonra kendilerine çaresizlik çukurunda bulabiliyorlar.
Çoğumuz, elimizdekilerin kıymetin ancak kaybettiğimizde anlayabiliyoruz. Birçok
önemli şahsiyet ancak öldükten sonra değeri anlaşılabiliyor. Peki, ama mutluluğu
hayatımızda neden erteliyoruz ki? Mutluluk, neden o an yaşanmıyor veya yaşatılamıyor?
Hayatın değerini bilmeyenler, har vurup harman savuranlar, hayatı basite alanlar, saygı
ve sevgiyi tam anlamıyla benimseyememiş kişiler, mutsuz insanlar topluluğundan başka
birileri olamazlar. Girdikleri kabuğu kıramazlar mı, elbette kırabilirler ama önce bakış açılarını
değiştirmeleri gerekmekte.
Mutlu olmak o kadar da zor değil. Bir düşünün; güneşin yaydığı ışıltıları görebilmek,
bir çiçeğe bakarken aldığımız haz ya da huzurla içtiğimiz bir bardak su; işte bütün bunlar
parayla satın alınamayacak kadar çok değerli. İnsanoğlunun hep uzaklarda aradığı
mutluluğu yakalamak, aslında hiç de zor değil. ‘Ben mutlu bir insanım’ diyebiliyorsanız,
aynanın karşısına geçtiğinizde kendinizi seviyorsanız, güzel bir söz kalbinizi okşuyor ya da
hayatın verdikleriyle yetiniyorsanız, işte o zaman mutlu insan sizsiniz.
Açlıkla mücadele edenleri, yaşaması için ölünceye kadar bir makineye bağlı kalanları ve
bizden daha kötü durumlarda olanları bir düşünelim. O insanlar kendi istekleriyle o halde
değiller. ‘Hayatın sillesini yemişler’ diye tabir edilen bu insanlar, hayatı bizden çok daha iyi
benimsiyor, yüzlerindeki gülümseme neredeyse hiç eksilmiyor ve hayata adeta meydan
okuyorlar. Hayatlarının geri kalan kısımlarını mutlu bir şekilde yaşamaya çalışıyorlar.
‘Çalışıyorlar’ diyorum çünkü bizler mutlu olmak için hiçbir şey yapamıyoruz. Adeta kendimizi
bir kabuğa sokarak yalnızlığa itiyoruz.
Yaptığımız tek hata, her zaman kendimizden üstün makam, mevki sahiplerine
bakmamız ve hayatımızı zorlaştırmamızdır. Oysaki makam ve mevki açısından kendimizden
daha aşağı seviyede olan insanları görebilmemiz ve kendimizi motive etmemiz gerek.
Hayatın bir terazi ve insanların da ağırlık olduğunu düşünürsek, her iki kesimin de
dengede durması gerektiğini ve bunların hayatın gerçekleri olduğunu anlayabiliriz. Kimse
kimseyle kıyaslanmamalı, herkes kendisine sunulan hayatı severek yaşamalı ve halinden
mutluluklar türetmelidir.
Mutlu olmak için yürümeyelim; KOŞALIM. O zaman haydi HERKES MUTLULUĞUNA
KOŞSUN.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar