Memleketten vatana 95 yıl

Memleketten vatana 95 yıl

1923’ün aralık ayının ilk günleri. Mübadelenin Yunanistan’daki başkenti Selanik’ten kalkan Ümid gemisi 95 yıl önce bugünlerde Tuzla’ya Kılkış mübadillerini getirmişti.

05 Aralık 2018 - 14:16 - Güncelleme: 06 Aralık 2018 - 23:06

İSKENDER ÖZSOY

Mübadelenin başkenti Tuzla’ya ilk mübadillerin gelişinin 95. yılındayız.

Tuzla’nın Rumları 1922’nin eylülünde binlerce yıl yaşadıkları toprakları –kimi yerel kaynaklara göre gönülsüz- terk edince köy 14 ay sürecek sessizliğe büründü. 

Ağırlıklı olarak Sultan Birinci Ahmet Camii’nin çevresinde oturanlarla “macır mahalle(si)” denilen bölgede oturan 1877-1878 muhacirleri ve Balkan muhacirleri o 14 ayın sessiz tanığı oldular.

Sessizlik, 30 Ocak 1923 tarihinde Lozan’da Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanan Yunan ve Türk Ahalinin Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol uyarınca o yılın aralık ayı başlarında (1) Kılkış mübadillerinin Tuzla’ya gelişiyle bozuldu. 

 Selanik’ten Ümid gemisiyle Tekirdağ’a gitmek için yola çıkan, ancak yolculukları Tuzla’da iskânla sonuçlanan Kılkış’ın Kölemenli (Akrochori) (2), Sarıdoğanlı (Petrades), Turgutlu (Nigdi), Sevindikli (Eptalafos), Kürküt (Terpillos), Gevgili (3), Kamberli (Psilohorio), Bayramdere, Vurlan (Anavrito), Kuleli (Pirgoto), Muhal, Usemli ve Kayalar (4) mübadillerinin gelişi köyü hareketlendirdi.

Kılkış’tan gelenlerin bir bölümü Tuzla’yı beğenmeyerek İstanbul'da Büyük ve Küçükbakkalköy’le, Alemdağ ve Paşaköy’e; bir bölümü de Yalova Laledere'ye gitti. 45 hane Kılkışlı Büyükbakkalköy'e, 25 hane de  Küçükbakkalköy'e yerleşti.(5) .     

Ertesi yıl ilkbaharda Tuzla’ya Trabzon gemisiyle Kavala’nın Örendere  (Orino),  Alhanlı (Ahladini), Kulacık (Pirgiskos) ve Sarışaban (Hrisoupoli) köylerinden mübadiller geldi.

Ve Samsun’un Alaçam ilçesine iskân edilen, ancak orayı beğenmedikleri için bazıları iskân haklarından vazgeçerek gelen Drama’nın Kozlu (Platania) ve Gökçeli (Prinolofos) köyü mübadilleri Tuzla’nın mübadil nüfusunu oluşturdu.

PASKALYADA ÇÖREK VE YUMURTA

Tuzla, mübadeleden önceki yıllarda da güzel ve medeni bir köymüş. 

Sultan Birinci Ahmet Camii’nden aşağısı ve çarşı Rumlara aitmiş. Bakkal, kasap, berber, terzi, fırıncı ve kahvehane esnafı Rumlardanmış. Çarşıdaki esnaftan, bugün Has Fırın adıyla anılan fırının sahibi Vasilis, bir çocuk ekmek almaya geldiği zaman iyisini seçemez diye kendisi verirmiş ekmeği.  Fırının karşı köşesinde Hacı Dimitris’in oğlu Yorgis’in kahvesi varmış. İşgal yıllarındaki münferit olayların dışında Türklerle Rumların arası genel olarak iyiyimiş.

Köyde dört kilise, bir manastır (AgiosDimitrios) bir ayazma ve bir maşatlık varmış. Paskalya günlerinde Türk komşularına çörek ve yumurta dağıtırlarmış. Rumlar 1922’nin eylülünde Türk komşularıyla vedalaşamadan evlerini olduğu gibi bırakarak köyü terketmişler. Hatta tarhanaları tezgâhlarda serili kalmış. Zehiris, Dekavalas, Lemonadis, Makridis ve lakapları Dalakoğlu (Dalakoglou) olan Manolaki aileleri, Tuzla’nın o yıllardaki tanınmış ailelerindenmiş.”

MÜBADİLLERİN MÜCADELESİ

Tuzla’ya gelen mübadiller, – yerli nüfusun yaşadığı çok yerde olduğu gibi –yağmalanmış, kapı ve pencereleri sökülmüş Rum evlerine yerleştirildiler.

Ve işte o günlerden sonra mübadillerin yeni vatanlarında, yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nde, ayakta kalabilme ve hayata tutunabilme mücadeleleri başladı.

Yıllarca geçim sıkıntısıyla mücadele eden mübadillerin karşısındaki bir başka önemli sıkıntı da kendilerini “yerli” olarak adlandıran aileler tarafından dışlanmaları, ötekileştirilmeleriydi.

Yerliler uzun yıllar mübadil evliliklerine, özellikle gelin almalara direndiler, bir çeşmenin  iki oluğundan ayrı ayrı su içtiler, birbirlerinin evlerinin önünden geçmediler.

Bu dışlanma, bu ayrı gayrılık 1950’lere dek devam etti.

O yıllardaki  iktidar değişikliği, az da olsa iletişim ve ulaşımın kolaylaşması zamanla iki topluluk arasındaki direncin yavaş yavaş kırılmasına yol açtı ve evlilikler başladı.

Bugün Tuzla’da, Cami ve Postane mahallelerinin başat nüfus yapısını oluşturan yukarıda adı geçen üç grup mübadil dışında iç göçler ya da evlilik yoluyla gelen Serez, Vodina, Yanya, Girit, Nasliç, Pravuşta mübadilleriyle SakızAdası’ndan mübadeleden once gelen aileler yaşıyor.

..........

(1) “Ümid vapuru 7 Aralık 1923 tarihinde 1518 mübadili alarak Selanik’ten kalkmış ve Tuzla Tahaffuzhanesi’ne yanaşmıştır.” (Kaan Temizel. Selanik’tenTuzla’ya Mübadele. İstanbul, Haziran 2010.) Kılkışlı ailelerin tasfiye talepnamelerindeki tarihler de yukarıdaki tarihle örtüşüyor.

(2)Köy adaları için bknz: Eski ve Yeni Adları İle Kuzey Yunanistan Yer Adları Atlası. Derleyen: Sefer Güvenç. LMV Yayını. İstanbul, 2010.

(3) Bugün Makedonya’da olan Gevgili’nin adı Eda Özcan’ın Yunanistan’dan Göç Eden MübadillereYapılanYardımlar (1923-1925) başlıklı yüksek lisans tezinde geçiyor amaTuzla’da Gevgili kökenli olduğunu söyleyene raslamadım. Bknz: TC Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türk Tarihi Ana Bilim Dalı Cumhuriyet Tarihi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. İstanbul, 2009.

(4) İkinci kuşak Kayalar mübadili Resul Kalkan’ın tanıklığı. Hangi gemiyle ne zaman geldiklerini tespit edemediğim Kayalar mübadilleri Tuzla’da üçdört ay oturduktan sonra ayrılmış.

(5) İstanbul Ansiklopedisi, 4. Cilt, İstanbul,1960.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Koray Dağcı
    1 hafta önce
    Sayın İskender Özsoy, uzun yıl..Sayın İskender Özsoy, uzun yıllardır sürdürdüğünüz röportajlarla edindiğiniz bilgileri birbirleriyle doğrulayarak, mübadil kuşağının sıkıntılarını ve yaşadıklarını hikayeleştirerek ve nihayetinde kitaplaştırarak kalıcı eserler yarattınız ve bugünlere ulaştırdınız. Dedelerinin-ninelerinin ne gibi ortamlarda hayat mücadelesi verdiklerini de genç kuşaklara göstermiş oluyorsunuz. Bu bakımdan emeğiniz için teşekkürlerimi bildiririm.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
TAÇ ile yeni yıl ruhu evlerde
TAÇ ile yeni yıl ruhu evlerde
7'den 70'e herkesin yeni yıl hediyeleri Pena Yayınları'ndan
7'den 70'e herkesin yeni yıl hediyeleri Pena Yayınları'ndan